in

Doç.Dr. Fatma Merve Tepetam:Modern Yaşamın Yeni Hastalığı Besin ve İlaç Alerjileri Yaşamımızı Tehdit Ediyor

fatma merve tepetam 33 1

Şahsen en heyecan duyduğum röportajlardan biriydi. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 8-10 aylık süre zarfında her 15 günde 3 gün o klinikte kalıyorduk annem ile. Ne yapacağımızı bilmeden, “nereden, nasıl, ne olacak…” derken kendimizi Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Kliniğinde bulmuştuk. Önce bize kapısını, sonra bilgisi ve iyi niyetini açtı Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam bizlere…


Herkesin bir hikayesi var şüphesiz. Mesleği, vicdanı, merhameti, liyakati ve tüm bu değerlerin bir kadında toplanması her zaman heyecanlı kılmıştır beni, bizleri… Hikayemizin bu durağında başarılı ve kalbi, kavli güzel bir doktorla buluşacağız. Alerjiyi konuştuk, mesleği, hastaları, besinleri, merak edilen birçok şeyi…

Haydi o halde, sizleri hoca ile baş başa bırakayım ☺

Ferit Ömeroğlu / ÖZEL HABER

[email protected]


fatma merve tepetam

Ferit Ömeroğlu: Kişisel olarak sizi tanımak istiyoruz. Nerede, nasıl bir ailede ve sosyal çevrede doğdunuz, büyüdünüz, eğitim hayatınız nasıldı, büyüdüğünüz yer, çevre ve eğitim hayatınızın şimdiki siz olmanızdaki etkisi nasıldı?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Erzurum doğumluyum. Aslen Erzurumlu değiliz ama babam akademisyen olarak Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesinde göreve başlamış; Bu sayede lojman kampüs çocuğu olarak güzel bir çocukluk geçirdim diyebilirim. Çocukluğuma dair hatırladığım ip atlama, çizgi sek sek, yakar top, akşam geç saatlere kadar kuka oynamalar.., Ancak disiplinli bir annenin 4 çocuğunun en büyük kızı olarak, gerek okul derslerinin gerekse dini eğitim gereği ödevlerimi bitirmeden ve 8 yaş küçük olan kız kardeşimi uyutmadan sokağa çıkamazdım. Çıksak da eve geri dönemezdik ceza korkusuyla. Su ihtiyacımızı bile bodrum katta çalışan görevlilerden karşıladığımız olurdu. Annem hep hedefleri olan ileri görüşlü, ilgili bir anneydi. Doktor olmamı istediği için henüz ben 3 yaşındayken stetoskopum, babamın Amerika’da su altı bitkileri üzerine doktora yaptığı dönemde alınmıştı. Erzurum’da önce Anadolu Lisesinde okuduktan sonra Fen Lisesini kazandım; arkadaşlarımdan ayrılma korkusuyla gitmek istemesem de otorite işte… Nereden bilirdim yatılı okunan güzel 3 yıl olacağını. İlginçtir ama insanı maddi konforundan ziyade mutlu eden birlikte olduğu insanlardır diyebilirim; metal ranzalar ve dolaplar en az 10 kişilik koğuşlar, sabah ve akşam saatlerinde zorunlu etütler, kahvaltıda bir arada göremeyeceğiniz zeytin, peynir… Erzurum’un o soğuk kış günlerinde abdest almak için halısız, kalorifer peteksiz koridoru geçmek zorundasınızdır. Hele henüz 14 yaşında evci çıkamayan arkadaşların ellerinde yıkamak zorunda kaldıkları çamaşırları, yatak altlarında bulunan leğende ıslatarak bekletmeleri… Ama aksine çok mutlu çalışkan eğlenceli öğrencilerdik. Şimdi aynı yaştaki oğlumu benzer şekilde okutur muyum ‘hayır’ ama hata da burada çocuklarımızın üzerine ‘aman’ sıkıntı çekmesin diye çok düşüyoruz. Kanımca hayattaki başarı o kısa süreli çekilen sıkıntıların ardından gelecek başarılarda saklı. ‘Aman’ üzülmesin ‘aman’ her türlü ihtiyacı giderilsin dediğimiz o ‘amanlar’ belki de onların hayatta karşılaştıkları zorluklarla mücadele etme, insan tanıma, problem çözme yetisinin elinden alınmasına neden oluyor. Velhasıl liseyi bitirdikten sonra Erzurum serüveni kapandı ve aynı sınıf ve oda arkadaşı 3 kız kısmet İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesini kazanarak Erzurum Fen Lisesi kız öğrenci başarısına imzamızı attık. Tıp Fakültesinde en zorlandığım şey erkenden kalkıp asansörü beklerken babamın hazırladığı ve bitirmemi beklediği 1 bardak ballı süt ve Erenköy’den Avrupa yakasına uzanan yol güzergahı iken güzelliği ise eşimle yol arkadaşlığımızla başlayan ve devam eden hayat arkadaşlığımız…

“Sizin için sıradan bir teşhis ve tedavinin işe yaraması o hasta için ilk ve özel olması çok değerli “

Ferit Ömeroğlu:  Neden Tıbbiye? Sonrası için neden Alerji ve İmmünoloji?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: O zamanlar ailemin yönlendirmesi ile Tıp fakültesini kazandım. Şu an bana tekrar seçme şansım verilse tercihim değişmeyeceği gibi çocuklarıma ve çevremdeki bayanlara şiddetle doktor olmayı tavsiye ederim. Neden diyeceksiniz;  6 yıl zorlu fakülte yılları, ardından mecburi hizmet, TUS sınavı, nöbetli, fırçalı, asistanlık yılları, tez ve uzmanlık sınavı tekrar mecburi hizmet, yan dal sınavı, tekrar asistanlık, tekrar tez ve uzmanlık sınavı, tekrar mecburi hizmet, kariyer çabaları da alası… İşte asıl güzellikler de burada. Kendi gayretiniz, çalışmalarınız, ortaya konulan emekler, gerek okuyarak, gerek nöbetlerde uykusuz kalınan saatler ile kimseyi aracı koymadan ödediğiniz bedellerin yıllar geçtikçe karşılığını alıyorsunuz. İnanın bu, aldığınız para ile boy ölçülemez güzellikler; bu bazen bir hastanızın duasıdır, bazen teşhisi zor olan bir vakayı sonuçlandırmanızdır, bazen ise aslında sizin için sıradan bir teşhis ve tedavinin işe yaraması o hasta için ilk ve özel olmasıdır. Bir de akademisyen olarak çalışmalar yapıyorsanız, hiç tanımadığınız bir ülkede bir doktorun sizin makalenizin full tekstini isteyip atıf yapmasıdır. Bunların üzerine bir de öğrenci eğitimindeyseniz her bir öğrenciye attığınız bilgi tomurcuklarıdır. Size şunu sormak isterim, hangi yüksek miktarda kazandığınız para birimi sizi bu denli mutlu edebilir ki, hayatlarına dokunduğunuz bu kadar insan varsa. Mutluluk, kısa süreli hazlarımız değil uzun süreli faydalarımızda saklıdır. Neden alerji, o da ilginçtir hayatımda. Göğüs Hastalıkları asistanlık döneminde ilk oğlumu doğurduğumda doğum iznimdeyken düşünme fırsatım oldu. Ben çözülmesi zor olan hastaları seviyordum, o yüzden dahiliye istediğime karar verip tekrar o kalın TUS notları açıldı. Sürpriz ikinci oğluma hamile kalmıştım. Ailemin de desteğiyle çalıştım ama nasip olmadı. Hep derim çalıştığınız her şeyin karşılığını Allah verir diye; Göğüs hastalıkları uzmanlığımı yeni aldığım sıralar ilk kez bizim branş için yan dal sınavı oldu ve İmmünoloji ve Alerji bölümünü kazandım. O çalışmalarım sayesinde nerdeyse hiç çalışmayarak. Ama belirtmek isterim ki, hayatıma dokunan, asistanlarını çok iyi yetiştiren Prof. Dr. Benan Çağlayan hocamızın bize verdiği çok yönlü eğitiminin de yan dalı kazanmamda katkısı çoktur.

-Bir alerjiniz var mı?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Evet güzel sorular. Biz 4 kardeş de atopik yapıya sahibiz. Rahmetli dedemin genleri baskın gelmiş. Konya’da polen alerjisiyle başlayan serüvenime İstanbul’da ev tozu akarı sonra da Şile’de yazlık almamızla birlikte küf mantarı ve hayvan tüyleri de eklendi. Alerjik yürüyüş dediğimiz olay budur. Öksürük varyant astımın Erzurum’daki çocukluk dönemlerinde olduğunu şimdi şimdi düşünüyorum ve bu konu da hep ilgimi çekmiş araştırma konum olmuştur.

Ferit Ömeroğlu: Başarılı bir kadın doktor olarak sizlerin gelişime ve kendinizi yenilemeye yönelik çalışmalarınızı, vardığınız durakları bitme değil dinlenme noktası olarak baktığınızı görebiliyoruz. Bu noktada mesleki kaygıları olan ve öğrencilik sonrası mesleğe geçiş süreci ile ilgili soru işaretleri olan tıbbiye öğrencilerine ne söylemek istersiniz?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Kendilerini tanımalarını en önemli unsur olarak görüyorum. Tıp kadar hayatın birçok bölümünü kapsayan başka bir bilim dalı yok. Bazı insanlar bilirsiniz ‘ben doktor olamam kan tutar’ vb. bahaneler üretirler. Ben öyle olduğuna inanmıyorum. Tıp’ta beyin cerrahisi genel cerrahi gibi çok invaziv bölümler de var radyoloji gibi kısmi invaziv ya da biyokimya gibi sadece tetkik ve araştırma bilim dalları da; her insan fıtratına uygun bölüm var. Tıp öğrencileri eğitimleri boyunca kendilerine en ideal görünen bölümlerle ilgili bilgi toplamalı ve branş seçimini de bu doğrultuda vermeleri gerektiğini düşünüyorum. TUS sınavı özellikle son sıra hatırlamaların önemli olduğu belki onlarca saat çalışmayı gerektiren bir sınav; o dönem fedakârlık şart. Uzman arkadaşlarımızdan imkânı olanların en azından gözlemleyici olarak yurtdışında deneyimleri olmalı ve her doktorun mutlaka bilgilerini kullanıp aktarabileceği ülkemizi temsil edecek buluşlara imza atacak akademisyen olma yolunda hedefleri olmalı. Özellikle iyi buluşlar için soru sormalılar, diğer tıp dışı bölümlerden (bilişim teknolojileri gibi) tıp bilgimizle birleştirerek araştırmalar yapmalılar.

fatma merve tepetam 2

“2 saat daha fazla çocuklarımı görebilmek adına Trabzon veya Antalya gibi aktarmalı uçuşlar yaptım”

Ferit Ömeroğlu: Mesleki anlamda sizleri zorlayan anlar neler oldu? Nasıl aştınız bu süreçleri?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Tabi ki mecburi hizmet. İlk mecburi hizmet yerim Van idi. İlk tercihimdi aslında ama immünoloji ve alerji yan dalı kazanıp atamam yapılanana kadar kısa süreliğine çalıştım. Bu süre içinde çocukları götürmedim. Kardeşimden dolayı ‘pass’ uçak biletlerim vardı. Hemen hemen her hafta sonu geldim İstanbul’a. Hatta 2 saat daha fazla onları görebilmek adına Trabzon veya Antalya gibi aktarmalı uçuşlar yaptığımı hatırlıyorum. Yani anlayacağınız doktor çocuğu olmak zordur. Akademisyen olma yolunda atılan adımlar da sancılı olabiliyor ama o her sancılı dönemde bir basamak daha atlayıp birçok tecrübe kazanıp kendinizi geliştiriyorsunuz. Akademik yayınlar yapabilmek için çok çalıştım. Kendi çabalarımla istatistiki verileri değerlendirebilmek için eğitimler aldım. Bu süreçlerde de ciddi sıkıntılar yaşadığımı hatırlıyorum. 
Mantıksal çözüm önerileriyle hayatımı kolaylaştırıp esprileriyle hayata pozitif bakmamı sağlayan mukemmel bir baba olan fedakar omuzlarına yaslandığım eşim Dr. Hüseyin Tepetam’ın katkıları da göz ardı edilemez tabii…

“Her hasta özeldir”

Ferit Ömeroğlu: “Doktorda yüzüme bile bakmadı, soru soruyorum – cevap alamıyorum” şikayetlerini hasta veya hasta yakınlarından hep duyarız genelde… Sorum şu olacak; Bir hekimin mesleki liyakatinin yanında iletişim kanallarının da gelişmiş olması gerekiyor mu sizce?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Elbette işin içinde insan olunca iletişim çok önemli. Özellikle empati kurabilmek. Ama karşılıklı olmalı bu. Biz hekimler için çoğu zaman empati kurmak mümkünken, hastaların da hekimler için aynı empatiyi kurabilmesini de çok isteriz. Her hekim mutlaka hastasıyla karşılıklı oturup göz teması kurmalı. Hastaların sorularına zaman ayırmalı, tabii ki el verdiği ölçüde. Diğer hastaların da hukukunu gözeterek ilgili branşın sınırlarını geçmeyecek, konuyla alakalı sorulara hastanın anlayacağı şekilde yanıt vermeli. Bizim branşımızda özellikle inhaler dediğimiz nefes açıcı ilaçların kullanımının mutlaka öğretilmesi gerek; ilacı nasıl ve hangi dozda alacağı, zamanı, tabii ilaçlara gelene kadar anlayacağı şekilde test sonuçları alerjenlerden korunma yöntemleri, kontrol zamanı, aşı tedavisi düşünüyorsak riskleri, süresi sıklığı konularında bilgi verilmeli. Ama düşünün ki dışarıda bekleyen içerideki hasta dışında 40-50 hasta  daha var. Her hasta özeldir. Hastalar haklı olarak ilgi bekler, kapıda beklemek veya randevunun geç tarihe verilmesini istemez. Maalesef bizim gibi yan dal ihtisası gerektiren ve doktor sayısı az olan branşlarda çok zor oluyor bu. Esas olan, hastanın sorularının yanıtlanması yanında, hekimin hastalığın teşhisine yönlendirecek kritik soruları sormayı unutmamasıdır. Örneğin mesleki alerjen maruziyeti, reaksiyon yapma potansiyeli olan ilaçlar, besinler…

Ferit Ömeroğlu: Alanınıza gelmek istiyorum, okurlarında merak ettiği konulara değinelim birazda. Bize herkesin okuyunca anlayabileceği ve unutmayacağı basit anlamda bir tanım yapar mısınız?  Alerji nedir?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Alerji; Ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, hayvan tüyü ve bazı besinler gibi çoğunlukla doğal maddelere karşı gösterilen aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Nedenine çoğunlukla doğal dedim çünkü alerji tanımında hayvan veya bitki proteinleri gibi yüksek molekül ağırlıklı ajanlara karşı cilt testleri veya kanda tespit edebileceğimiz spesifik E antikoru (IgE) oluşmalı ya da yama testi (cilt testi) ile tespit edebileceğimiz metal ve mesleki kimyasallara karşı gecikmiş bağışıklık yanıtının oluşmasıdır. Ancak çoğu düşük molekül ağırlıklı kimyasallar veya ilaçlara karşı gözlenen reaksiyonlar non-alerjik mekanizmalar ile gerçekleşiyor. Örneğin hayatımızın her alanında kullandığımız deterjanlar cildimizde var olan bal peteği görünümündeki bariyerlerin yıkılmasına neden olarak alerji dışı mekanizmalarla astım, egzama ve rinit gibi hastalıklara neden olabiliyor. Bu zararın oluşmaması için 107 kez sulandırmamız gerek, çift durulamalarda sadece 103 kez sulandırma yapmış oluyoruz. Yani birçok hastamızın sorusuna yanıt olarak deterjanlar alerji dışı mekanizmalarla bize zarar veriyor ve maalesef bunlarla ilgili bir alerji testi yok.

fatma merve tepetam 4

Ferit Ömeroğlu: Bu kişisel bir merak. İnsanların ilerleyen yaşlarda bile yeni bir alerjisi ortaya çıkabiliyor ama bu geçmişe göre daha fazla günümüzde, sizce neden? Bağışıklık sistemimizi koruyamıyor muyuz artık?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: En önemli hipotez hijyen hipotezidir. Bebekler anne karnından yardımcı T2 (Th2) hücreler baskın olarak dünyaya gelirler ve bu hücreler alerjiden sorumlu bağışıklık sistemimizdir. Normal doğum, anne sütü alımında; hem bebeğin anne ile ten teması, hem de anne sütü içindeki prebiyotikler, kalabalık aile ortamı gibi faktörlerle mikrobiyata dediğimiz yararlı bakterilerle yani probiyotiklerle karşılaştıkça yardımcı T1 (Th1) hücre yönünde kayarak denge oluşur. Ama maalesef şu anki modern yaşam ve sezeryan doğumundaki artışlar, sık antibiyotik kullanımı, hazır gıda tüketimi, kardeş sayısının azlığı ve genetik yatkınlık bu dengeyi bozmakta ve alerjiden sorumlu yardımcı T2 hücreler aktifleşmektedir. Bir diğer hipotez dual alerjen maruziyet hipotezi dediğimiz bazı besin proteinlerinin alımının sakınılması sonucu, vücuda onun bağırsak tarafından tanıtımının engellenmesi ancak bu proteinlerin cilt tarafından teması ile vücuda tanıtılması ve doğal toleransın bozulup in tolerans oluşmasıdır. Bu yüzden ek gıdaların bebeğe minik porsiyonlar halinde erken başlanması ile ilgili çalışmalar devam ediyor.

“Köy hayatı yaşayan bir çocuğun, şehir hayatı yaşayan bir çocuğa göre alerji gelişme riski çok düşük”

Ferit Ömeroğlu: İyi beslenme tanımını yapmanızı isteyeceğim. Çok özel olmazsa önce sizi dinlemek isterim. Nasıl besleniyorsunuz?  Bizler -en azından minimal düzeyde bağışıklık sistemimizi korumak için- nasıl beslenmeliyiz?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Aslında en sağlıklı beslenme doğal bakteri kaynağı bol probiyotik içeren ev yapımı yoğurt, turşu, kefir, peynir ve probiyotiklerin gelişimini sağlayan prebiyotik dediğimiz sindirilmeden bağırsaklarda fermente edilen oligosakkaritlerdir; bunlar kereviz, soğan sarımsak, muz, pırasa gibi besinlerdir. Bizler probiyotik kaynağı olarak annelerimizin yaptığı turşu ve peynirleri ve kendimiz de mümkün mertebe, özellikle şilede yaz döneminde kaldığımız 3 ay boyunca eşimin yaptığı ev yapımı yoğurt ve taze süt ile beslenmeye çalışıyoruz. Küçük oğlumu 6 aylıktan önceki bebeklik döneminden itibaren ağzına çalma tarzında farklı besinleri tattırarak, toprak üzerinde çıplak ayaklarla emekleyerek, elini ağzına götürmesine veya yere düşen emziğini yıkamadan tekrar emmesine, aşılı hayvanlarla temasına engel olmadan, tamamen eski usul büyütmeye çalışıyorum. Çünkü çalışmalar ispatlamış ki bu şekilde yaşayan bir köy çocuğunda cam fanus diye tabir edebileceğimiz yüksek katlı binalarda yetişen şehir çocuğuna göre alerji gelişme riski çok düşük.

Ferit Ömeroğlu : Besin alerjileri düzelir mi?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Çocukta görülen besin alerjileri erişkinden biraz farklıdır. Özellikle %2 oranında görülen inek sütü alerjisi çoğunlukla 3 yaşına kadar düzelebiliyor ama sanırım asıl olan erken dönemde probiyotik çeşitliliğimizi arttırıp bağırsaklarımızda bariyer oluşturmak. İlginç olarak erişkinlerde görülen kırmızı et alerjisinin, kene ısırması sonrası ortak antijen olan alfa galaktoza karşı oluşan antikorlardan kaynaklanabileceğini bilmekteyiz. Ve bizim yaptığımız aşı tedavisinde veya desensitizasyon (duyarsızlaştırma) tedavisinde yaptığımız gibi hastaların alerjik maddelerle sık ve ılımlı temasını sağlayarak besin alerjilerini düzeltebiliyoruz. Ama bu tarz tedaviler sırasında araya giren 48-72 saatte vücut onu unutacağından yeniden yavaşça doz artırılarak yapılan desensitizasyon işleminin tekrarlanması gerekebiliyor.

“Dünyada tıp literatüründe bir ilkle imza attık”

Ferit Ömeroğlu: Bu sorumu haber başlığı heyecanı ile soruyorum çok spesifik bir alerji hastası ile karşılaştınız mı? Hikâyesini dinleyince çok şaşıracağımız bir hastanız oldu mu?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Elbette; tıp dilinde pleurotus ostreatus olarak adlandırılan halk dilinde tarla mantarı olarak tabir edilen mantarın tüketimi sonrası kounis sendromu dediğimiz alerjiye bağlı miyokart enfarktüsü (kalp krizi) olgumuzu yayınlanarak dünyada tıp literatüründe bir ilkle imza attık. Bu hastamız kültür mantarını çok rahat tüketmekte ve cilt testi negatif iken bize getirmiş olduğu bu mantar ile cilt testinde pozitiflik saptadık. Yani alerjen tespit edilirse alerjiye bağlı olarak gelişen bu bahsettiğimiz kalp krizi ve anafilaksi gibi birçok hayati tehdit eden olayların önüne geçilmiş olmaktadır. Anaflakside yani alerjiye bağlı birden fazla sisteme ait bulguların varlığında örneğin vücutta kaşıntı kızarıklık ve nefes darlığı veya çarpıntı hissi gibi ölümcül olaylara sıklıkla arı alerjilerinde rastlıyoruz. Bu durum hastaların yasam kalitesini bozup mesleklerini icra etmelerine engel olabiliyor bu hastalarımıza kendilerinin uygulayabileceği adrenalin otoenjektörü raporu çıkarmakta ve reçetelendirmekteyiz. Tedavi olarak da önce haftalık sonra aylık dozlarda arı antijenini artırarak subkutan dediğimiz aşı uygulamakta ve arı alerjilerinin geçmesini ve kolaylıkla mesleklerini icra etmesini sağlayıp doğal ballarından tatma fırsatı bulabiliyoruz. Bir diğer ilginç vakam aquajenik yanı su teması ile olan ürtiker hastamızdı. Bu çok nadir görülen hastalık su sıcaklığından bağımsız olarak elini yüzünü yıkama, abdest alma, duş gibi su teması sonrasında vücutta kaşıntı kızarıklık gelişiyor ayrıca ve kolinerjik dediğimiz ter bezlerinin uyarılması ile de benzer şikayetler gelişebiliyordu. Biz bu hastamıza vücut ısısında su emdirilmiş gazlı bez ile test yaptık ve sonrasında ifade ettiği şikayetleri gözlemledik ayrıca kendi teriyle yaptığımız alerji testi de pozitif idi. Hastamıza başladığımız kandaki alerjiye bağlı antikorları bağlayan aşı tedavisiyle su temasına bağlı alerji şikayetleri azaldı ve yaşam kalitesi arttı.

“Astımda yol gösterici olan bronş aşırı duyarlılığını gösteren bronkoprovakasyon testleri bildiğimiz kadarıyla İstanbul’da sadece kliniğimizde yapılmaktadır.”

Ferit Ömeroğlu: Bir başka önemli konuya geçmek istiyorum, “Astım” Neden olur? Bulaşıcı mıdır?

Astım genetik yatkınlık ve bahsettiğimiz alerjenler,  mesleki irritanlar, sigara ve hava kirliği gibi çevresel maruziyetler sonucu oluşan multifaktöryel bir hastalıktır. Bulaşıcı değildir tabi ama genetik yatkınlık vardır yani anne veya babada alerjik bir hastalık varsa çocukta olma ihtimali %45’lere, her ikisinde de alerjik hastalık varsa %70’lere varan oranlarda çocukta alerjik hastalık görebilmekteyiz. Astımda klinik çok önemlidir tek başına uzun süre devam eden kuru öksürük astım bulgusu olabilir, şikâyetler aralıklıdır bazı dönemlerde hastalarda hiç şikayet olmayabilir ve solunum fonksiyon testlerinin normal çıkması kliniği olan hastalarda astımı ekarte etmez, bu tür hastalarda astımda yol gösterici olan bronş aşırı duyarlılığını gösteren bronkoprovakasyon testleri bildiğimiz kadarıyla İstanbul’da sadece kliniğimizde yapılmaktadır.

fatma merve tepetam 5

Ferit Ömeroğlu: Konuşacağımız ve soracağımız şüphesiz çok başlık, çok soru var fakat bu alanda çok başarılı bir hekim olarak okurlarımıza hangi şikayetleri varsa kesinlikle doktor kontrolüne gelmelerini önerirsiniz?  Öncelik sıralaması yaparsak, hangi şikayetler hangi hastalığın başlangıcı olabilir ve bu yüzden bir alerji uzmanına görünülmelidir?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: Başta solunum yolu olmak üzere sık tekrarlayan enfeksiyonlar,  burun akıntısı, hapşırma, tıkanıklık, gözlerde kaşıntı, kızarıklık sulanma, yokuş veya merdiven çıkmakla, parfüm deterjan kokularıyla artan nefes darlığı, hırıltı, kuru öksürük, tüm vücutta kaşıntı kızarıklık, şişlik dudaklarda göz çevresinde ellerde şişme ve bu tarz şikâyetlerin herhangi bir ilaç veya besin alımı sonrası ortaya çıkması durumunda alerji uzmanına başvurmalılar.

Ferit Ömeroğlu: Süreyyapaşa Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alerji ve İmmünoloji polikliniği olarak çalışma düzeniniz, hasta yoğunluğunuz ve başarı oranlarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Doç. Dr. Fatma Merve Tepetam: 2010 yılında yan dal asistanlığımın devam sürecinde Süreyyapaşa; İmmunoloji ve Alerji branşında Türkiye’deki Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin ilk eğitim kliniği olma ayrıcalığına sahip olmuştur ve şu anda da birçok illerden hasta sevki ile zor astım olguları, immünoterapi dediğimiz aşı tedavileri ve bağışık yetmezliği gibi birçok hastaların tanı, tetkik ve takibinin yapıldığı, ilaç alerjilerinde olmazsa olmaz ilaçların desensitizasyon yöntemiyle başarıyla verildiği yataklı bir kliniktir. Sadece hasta bazlı değil, benden sonra 3 yandal asistan eğitiminin devam ettiği haftalık ders programlarımızın yürütüldüğü ve önemli atıflar alan birçok klinik araştırmalara imza attığımız, faz 3-4 yurt dışı çok merkezli klinik aşı çalışmalarının yürütüldüğü merkezlerden biri olmuştur.

5 Comments

Leave a Reply
  1. Merve hanımın hastalarından biriyim, yaklaşık dört yıldır kendisinin hastyasıyım ve tedavisinden çok memnunum.güler yüzü gerek ilgisi bizi ayrıca memnun ediyor çok başrılı bir hekim

  2. HASTA AYRIMI YAPMAYAN HASTA HALİNDEN ANLAYAN ÇÖZÜM ODAKLI BAŞARILI BİR HOCAMIZ
    ALLAH YOLUNU AÇIK ETSİN..

  3. Merhaba Doktor Hanım benım sorunum terledıgımde sıcaktan soguga gectıgımde veya tam tersi oldugunda vücudum kabarıyor yarım saat kadar sürüyor bogazım şişiyor tahliller yaptırdım hiç bir sorun cıkmadı heyecanlandıgımda panikledıgımde aynı şekilde oluyor sizin öneriniz nedir

  4. SN. DR. MERVE TEPETAM HANIMEFENDİNİN 5 YILLIK HASTASIYIM. BU SÜRE İÇİNDE DOKTORUMUN BEN DAHİL TÜM HASTALARINA GÜLER YÜZÜ VE SAYGILI YAKLAŞIMI BİZLERİ PSİKOLOJİK OLARAK 1-0 ÖNDE TUTUYOR, DALINDA TECRÜBESİ VE BİLGİSİ İSE BİZLER İÇİN AYRI BİR ŞANŞ. SAĞLIK ÖNEMLİ BİR KONU, BU YÜZDEN MERVE HANIMIN HEKİMİM OLARAKTAN ŞANSLIYIM. SİZLERİN HUZURUNDA SEVGİLİ HEKİMİMİN BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM. AYRICA ASİSTANI BURCU HANIMINDA BİZ HASTALARA SAYGILI, KİBAR, GÜLER YÜZÜ İLE VE İŞİNİN EHLİ OLMASINDAN DOLAYI KENDİSİNEDE TEŞEKÜRLERİMİ SUNAR, BAŞARILARIN DEVAMINI DİLİYORUM.

  5. MERVE HANIMLA YAKLAŞIK 1 YIL ÖNCE TANIŞTIM . 1.5 YIL ÖNCE BABAMI KAYBETTİKTEN SONRA MEYDANA GELEN VE ÇOK ŞİDDETLİ OLAN ÜRTİKER RAHATSIZLIĞIMDAN DOLAYI GİTMİŞTİM. MERVE HANIMLA TANIŞMADAN ÖNCE NERDEYSE HER GÜN ACİLE GİDİP KORTİZON İĞNESİ OLUYORDUM. İKİ KERE ANAFLAKSİ GEÇİRDİM. MERVE HANIM KORTİZON HAPINI BIRAKMAMI SAĞLADI VE AŞI TEDAVİSİNE BAŞLADIK. İLK AY AŞI OLDUĞUMDA YİNE ÜRTİKER OLDUM AMA BİRDAHAKİ AY MERVE HANIM AŞIYI AZAR AZAR YAPTI VÜCUDUMUN AŞIYA ALIŞMASINI SAĞLADI. 1 YILDIR AŞI TEDAVİSİNE DEVAM EDİYORUM VE ÜRTİKERİM ARTIK TAMAMEN BİTTİ. KENDİSİNE VE SEKRETERİ BURCU HANIMA DESTEKLERİNDEN VE İLGİLERİNDEN DOLAYI ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM, BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

gemius

Gemius Türkiye Mobil Cihaz Panelistlerine Ücretsiz Telefon Dağıtıyor!

nilay dursun 5

Dr.Nilay Dursun Gökçek: Protez dişler 10 yıl sonunda farkedilmese de hastaya zarar verebilir