Dr.Sevgi Ekiyor:Torunu fotoğraf çektirmiyor diye estetik yaptırmaya gelen babaanne hastam oldu

Son dönemlerin trend sorularından “acaba estetiği var mı?” Estetik merakı ve soru işaretleri olanlar için Medikal Estetik – Sağlıklı Yaşam hekimi Dr. Sevgi Ekiyor ile buluştuk.

“Kendisinin estetiği var mı?” sorusunu bile yönelttim. Hayli samimi ve aralıklarla da şaşırtacak cevaplar verdi.

Benim için bu buluşmanın en flaş başlığı anlattığı bir hastası oldu.

Şöyle diyordu: “seninle fotoğraf çekilmek istemiyorum yüzün çok kırışık bakımsızsın” diyen torunu yüzünden gelen hastamı örnek vermek isterim.

İşte sohbetin devamı;

Ferit Ömeroğlu / ÖZEL HABER

f.omeroglu@eniyikadin.com

Ferit Ömeroğlu: Soyadınız sahiden “ekiyor” mu? İsminizi, soyadınızı göz önünde bulundurarak mı verdiler? 

Dr.Sevgi Ekiyor: Çok sık karşılaşıyorum bu soruyla… Gülümseyerek belirtmek isterim. Evet, soyadım sadece bizim ailemizde var bir karışıklık olmuyor o sebeple. Adımı da babam koymuş, askeriyede Türk Dili ve Edebiyatı öğretim görevlisi olarak emekli olmuş birisi, o hem cümle olmasından hem de manasından koyduğunu söyler, ilkokulda biraz yadırgardım sonradan bu kadar akılda kalıcılığı, özgün olması ve inandığım bir kavramı hatırlatması üzerine çok memnunum. Kurduğum estetik kliniğimde de adımı soyadımı özellikle bu sebeple kullanmaya devam ettim.

Bu merakım gittiğine göre başlayabiliriz  Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Kendi hikayenizi sizden dinlemek isteriz.

1987 Bursa doğumlu, subay kızıyım bu sebeple Bursa’dan sonra Ankara’da liseyi bitirdim, 2005’te ve sonrasında Uludağ Tıp 2011 mezunuyum. Kendimi bildim bileli enerjik, girişken,yeni şeyler öğrenmeye meraklı, detaycı, konuşkan,sorumluluk alan ve küçüğünden büyüğüne herkesle vakit geçirebilen biri olduğumdan ve tıp mesleğinin kutsallığına ve gerekli disiplinine kendimi uygun gördüğümden hep doktor olmak istedim. Başta kadın doğum uzmanlığı planlarken, kariyerimi sonradan Türkiye’de değişen bazı mevzuatlar ve kişiliğimle uyuşan alanlar açısından yöneticilik ve medikalestetik üzerine değiştirdim. Mecburi hizmetim sırasında da hatta devlette yöneticilik yapma teklifi alsam da, 2013-2015  yıllarında özel hastanelerde acil koordinatörlüğü ve kalite direktörlüğü gibi hem hasta bakıp hem idari işlerde bulundum. Tıpta bireysel, özgün tedavilerin bütünsel anlayışla da yapılması gerektiğine inanarak , bazı sertifikalar alıp ameliyatsız estetik ve sağlıklı yaşam üzerine hastalarıma hizmet vermeye başladım. Hayatımda her zaman ilgilendiğim hobilerim oldu. Küçüklüğümde org, piyano eğitimi, yüzme, lisede basketbol, ardından üniversitede amatör tiyatro,tango gibi şimdi de sosyal sorumluluk amaçlı cmajor korosunda yer alıyorum,ata binme,golf gibi hep yeni şeyler öğrenmeyi ve kalabalık ortamlarda yer almayı severim. Dolayısıyla sosyal medyada, çeşitli basın birimlerinde, hastalarıma bol bol kendimi, işlemlerimi, canlı, enerjik, gerçekçi, olduğum gibi dürüstçe anlatmaya bilgilendirmeye ve sloganımdaki gibi gülümsetmeye önem veriyorum.

Sağlıklı yaşam yönetimi dediğimiz şey nedir? Bu yönetim için illa bir uzmana ihtiyacımız mı vardır? Araştırarak, öz disiplinden kopmadan ve sürekli öğrenerek sağlıklı yaşam yönetimini gerçekleştirebilir miyiz?

Hassasiyet gösterdiğim bu konuda ana temalar uzmanlardan sağlıklı, kaliteli bilgiye ulaşabilmek. Bu dönemde popüler konular arasında detoks, diyet, zayıflama, spor yapma, güzellik, bakım, estetik, psikolojik ve spiritüel konuları sayabiliriz. Dolayısıyla kişinin yeterli bilgi donanımı olmadan kendilerini yetiştirmeden bu alanlarda hizmet veren kişi sayısı ve dolayısıyla bilgi kirliliği hızla artıyor. O yüzden kişinin alışkanlıklarını doğru beslenme, doğru egzersiz, doğru takviye gıda kullanımını bu konuda eğitim almış hekimlerden edinmeleri en doğru yol oluyor. Ve sonrasında kişinin metabolik balansı kurularak ,mindfullness denilen durum gibi, artık kişi kendine göre olanı daha iyi ister ve seçer hale gelebilir.

İş, sanat ve tıp dünyasındaki networkleriniz hayli fazla… Neden tercih ediliyorsunuz? Farklılaştığınız nokta ne oluyor?

Bu sorunun bendeki yanıtı bu, tabii tanıyanlara da sormak lazım; insan ilişkilerimde sevgi, saygı ve detaylara önem vermem en baştadır diye düşünüyorum. Karakterimde çalışkan, girişken, kalabalığı, muhabbeti, aktif olmayı, bilgi ve iyilik paylaşımını severek, her ortamda kendim gibi olmayı seçip, hep kendimle yarışıp daha iyi olmayı, kendimi geliştirmeyi hedefleyen tavrım olabilir.

Neştersiz estetikle genç kalmanın sırrı nedir? Mümkün müdür?

Sizce peki, bu işi bu kadar aşkla yapabilmemin ve bunun anlaşılıyor olmasının temelinde bilimsel gerekleri hastalarıma en iyi şekilde analizler ve algoritmalar çıkararak yapıp her işlem yaptığım ya da her bilgilendirdiğim danışanlarımın tedavi sürecinde de hızlı, etkili sonuçlarıyla karşılıklı memnuniyet duyuyor olmamız.

Kadın da erkek de aynı şekilde yaşlandığından ortaya çıkacak sorunlar belli lakin her hastanın öyküsü ve ihtiyaçları farklıdır. Gençlik aşıları diye bahsettiğimiz anti-aging enjeksiyonlar cildin sorunlarını gidermek ve genç, canlı görünüme sahip olmak için varlar. Artı askılar, ulthera gibi cihazlar sarkmaları gidermek, dolgular hem hacim verme hem besleyici etkilerinden, lazerler keza cilt yenileme problemlerini giderme için kullanılmakta. Kliniğimde yaklaşık 120 farklı işlem ve 500 civarı kullandığım malzeme ve cihazların toplamı dolayısıyla artık özgün yüzleri, genç halleriyle ve daha sağlıklı halleriyle uygun planlamalar yapıp bu işlemlerin ilerleyen dönemde devamlılığını sağlayarak kişiyi getirdiğimiz görünümünde devam ettirebiliyoruz. Mesela eskiden ameliyatla yüz germe vakaları fazlayken şu anda gitgide azalıyor çünkü ameliyat cildi yenilemek için değil, fazlalıklarını alarak daha gergin duruma getirmek için var. Tabi çok geç kalmış aşırı sarkmış çok ileri vakalarda halen gerekliliği mevcut bu durum yanlış anlaşılmasın. Bütünüyle bakacak olursak gençleşmek ve genç kalmak için medikal estetiğin cilt restorasyonu ve benim adını verdiğim yüz mimarisi tekniklerinden faydalanmakla ancak tam bunu başarmış oluyorum.

“Kendime yaptığım Hollywood botoksunu anlamayan meslektaşlarım var.”

Herhangi bir insanla tanıştığınızda yüzünde veya görebileceğiniz bir yerde estetik olup olmadığını hemen anlayabiliyor musunuz ?   

Tabii ki, operasyonel olanları özellikle öteki türlü medikal estetikten de dolgusu, botoksu, askısı gibi çoğunu evet hatta o estetiğin nasıl düzeyde olduğunu, ne zaman yapılmış olabileceğini de yorumlayabiliyorum. Lakin benim çalışmalarımda bu belirginliğin olmamasına özen gösteriyorum. Kendime yaptığım Hollywood botoksunu anlamayan meslektaşlarım olabiliyor.

Türkiye’de sizce estetik uygulamada istekli ama bunu saklamakta da bir o kadar kararlı ve ketum kitle var. Bu doğal mı sizce? Dünyayla sentezini yaptığımızda kadının estetik yaptırma isteğini dile getirmek istememesi sadece bizde yaşanan bir gelişme mi?

Biraz değişmeye başladı algı tabii ki son dönemlerde… Bir kesim de kendine hiçbir şey yaptırmayanları dışlayanları kapsıyor. Hele ki yeni nesil bu konuda biraz acımasız da olabiliyor, babaannesine, “seninle fotoğraf çekilmek istemiyorum yüzün çok kırışık bakımsızsın” diyen torunu yüzünden gelen hastamı örnek vermek isterim. Diğer taraftan da maddi imkanlar önemli bir sebep bu işlemlere sıcak bakmada. Lakin o açıdan da krem, makyaj malzemesi gibi kozmetik ürünlere harcanan paralar yerine uygun bütçeli işlemler düzenli yaptırılarak cilde yatırım yapılabileceğini anlamak gerekiyor.

Mezoterapi sayesinde yeni saçların üretilmesi söz konusu mu?

Evet mümkün, mezoterapi bir üst başlık olup birçok sorun için kullandığımız mineral, vitamin, enzim, peptid, aminoasit gibi farmakolojik içeriklerin ana adıdır. Biz kişinin hangi problemi ile uğraşıyorsak ona göre kombinler veya hazır karışımlar kullanıyoruz. Saçın ihtiyacına göre 4-12 seans gibi sık aralıklarla 10-14 günde bir uygulayarak; dökülmelerini önce durdurup, varolan saçları kalınlaştırıp, nemlendirip, güçlendirip bir  de çıkamayan saçların çıkması hedeflenir. Tabi saç konusunda da birçok tedavi olduğu için saç botoksu, saç dolgusu, saç prp/grp’si, saç hücre ekimi, saç ekimi, saç aşısı gibi hastaya göre karar veriyorum.

Detoksa ihtiyacımız olduğu nasıl anlaşılır? Hangi şartlarda detoks yapılmalıdır?

Aslında şu zaman şartlarında hepimizin ihtiyacı var. Toprak hava verimliliği kalitesi aynı değil artık. Dışarıdan beslenme, hazır gıda tüketimi artmış durumda, keza gündelik yaşantımıza da bir sürü kimyasal dahil oldu. O sebeple her yıl herkesin ihtiyacı mevcut. Tabi hastam herhangi bir işlem için görüşmeye geldiğinde cildinde döküntü farklı kızarıklık ileri akne problemleri gibi durumlar görüyorsam, gözaltı morlukları olup, göz beyazında renk değişikliği fark edersem, keza yüzünde, vücudunda ödem hali gözlemlersem hemen konuyu açıyorum. Birçok kişide bağırsak-sindirim problemleri de tespit etmiş oluyorum. Çünkü takviye gıdalar, probiyotikler , vitaminler, kolajenler, literatürümüze toplum olarak yeni algı uyandırdı tabi yine direnen kesim de mevcut. Ya da alternatif tıp tedavilerinin de benim de yaptığım ozon tedavisi gibi sağlıklı yaşam için ve koruyucu hekimlik açısından da gerekliliği ve değeri yeni anlaşılıyor.

“Kendi yaptığım botoksum, dudak dolgum var”

Son olarak, estetiğiniz var mı 

Evet var tabi ki… Ben de kendimi daha canlı, makyajsız ve kırışıklıklar gözenekler olmadan daha çok seviyorum. Kendi yaptığım botoksum,dudak dolgum var bir de gözaltı ışık dolgusu yaptırmıştım bir yıl önce, cildime de düzenli hydrafacial ve mezoterapi yapıyorum.

Teşekkürler.

Merhaba ben Deniz. 1991 İzmir doğumluyum ve psikoloji mezunuyum. Araştırma yapmayı ve yeni bilgiler öğrenmeyi çok severim. Part-time olarak da faydalı olabilecek bilgileri yazıya dökerek sizlere aktarmaya çalışıyorum. Takipte kalın, bilgiyle dolun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir