Ece Özdikici: Sanatçı arkadaşlarımın sadece tek bir şeyle ilgilenmesini yadırgıyorum


Farklı karakterleri canlandıran ve bunda başarı sağlayan oyuncuların kendi karakterlerini keşfetmek de merak konusu değil mi? Kimden bahsediyorum? Ece Özdikici… Poyraz Karayel dizisinde Songül karakteri ile izleyicilerin karşısındaydı. Çok konuşuldu dizide. Çok seveni de oldu çok eleştireni de… Ama bir gerçek vardı ki Poyraz Karayel izleyicilerinin en gözde karakterlerinden biriydi. Şimdilerde Fox TV’de yayınlanan Kadın dizisinde Jale karakterini canlandırıyor. Birbirinden farklı roller ama ikisinde de dikkat çeken bir karakter olmayı başarıyor. Ben de ne merak ediyorsam, ne merak ediliyorsa sormaya çalıştım.

İşte sohbetimizden geriye kalanlar;

“Babam anadolu liselerine hazırlanmam için devam etmeme izin vermedi.”

Ferit Ömeroğlu: Sekiz yaşınızla başlamak istiyorum. İzmir Devlet Tiyatrosu’na çocuk oyuncu olarak seçilmişsiniz. Hep merak etmişimdir aslında… Bu yaşlarda insanların ilgisine ve beğenisine sunulan bir yeteneğin sergileniyor olması çocukluktan ergenliğe, oradan gençliğe ve yetişkinliğe geçmede nasıl bir etkiye sebep oluyor?

Ece Özdikici: Küçük yaşlarda düşülebilecek bir hatadan, henüz gelişmemiş karakterdeki etkisinden bahsediyorsunuz. Hatada şu: Oyunculukta sanatını sergilemek ve kendini sergilemek karışabilir. Beğeni kaygısıyla karakter bozuklukları oluşabilir. Yetişkin insanların bile zorlukla altından kalkabileceği bu durum çocuk için çok tehlikeli elbette ama benim dönemim için bu geçerli değildi. Çocuk oyuncu değilim ben.Televizyonda bu işe başlamış olsaydım söylediğiniz tehlike ile karşılaşırdım. Aslında sadece Devlet Tiyatrosu’nun açtığı bir sınavı kazandım ve kısa süre aralarında bulunma keyfine eriştim. Bende olumlu etkisi bile oldu. Taşlar yerine oturdu benim için. ‘’Ressam olmak istiyorum’’ diyordum, o ana kadar resim daha ön plandaydı benim için. Sonra bu sınav, yaşadığım minicik deneyim bende kapanmasını istediğim bir yara açtı çünkü babam anadolu liselerine hazırlanmam için devam etmeme izin vermedi ve ben hep büyüyüp oyuncu olacağım diye geçmişe dönüp baktım. Yaramı nasıl tamir edeceğimi, kendimi nasıl ifade edeceğimi, insanlarla nasıl bağ kuracağımı anladım. Oyunculuk ve sanat benim için iletişim..

“İzmir insanı kendini ve yapısını korumak için fazlasıyla kapalı ama farkında değil…”

Ferit Ömeroğlu: İzmir’li olmanıza değinmeden geçmek olmaz. İzmir’in güzelliğini de, eğitimini de, kültürünü de fazlasıyla aldığınızı düşünüyorum. Ece Özdikici karakterinin oluşmasında memleketinizin katkısını nasıl görüyorsunuz?

Ece Özdikici: Karakterin oluştuğu yaşlarda İzmir’de olmak büyük şans tabii… Ülkemin koşullarına baktığımda İzmir’de doğmak, İstanbul’da okumak ve hayatımı burada devam ettirmek zaten çok güzel… Elbette her zaman daha iyisi var ama Türkiye sınırları içinde konuşursak sizce de öyle değil mi? İzmir’in avantajları da var, dezavantajları da. Çağan Irmak’ın son filmi, “Bizi Hatırla” adli filminde Egeyi, Ege insanını o kadar iyi anlatmış ki, üzerine anlatacak bir şey yok. Altan Erkekli canım Ege insanını mükemmel yaşatmış. Tolga Tekin çok iyi oynamış o karakteri. Ege’den gelen aynı sektörde çalışan biri olarak özdeşlik kurmadan izleyemedim. Boğazım düğümlendi. Soru bu değildi biliyorum ama son zamanlarda çok etkilendiğim bir film olduğu için sorunuza vereceğim cevabın benzer yanlarını filmden örneklemeden edemedim. Dezavantajları ise İzmir’in kapalı ve enerjisiz oluşu. İzmir insanı kendini ve yapısını korumak için fazlasıyla kapalı ama farkında değil… Degişim risk ister, enerji ister. Bunu yapmak isteyen de orada barınamıyor ve kendini başka yere atıyor. Neden kaybedesin değerli insanlarını? Enerjisizlikten kastım yavaşlık değil, yanlış anlaşılmasın. Büyük şehrin hızına erişmesine gerek yok, zaten erişemez. “bir kahve içelim sonra yaparız”dan, “Boşver”lerden arınması lazım. Dakik olmayı öğrenmesi , bahaneler üretmeyi ve bunu İzmir’e bağlamayı bırakması lazım. İzmir’de iş yapılmaz anlayışı var. Kötü… Neden kendini baltalayasın güzel kalpli insanların olduğu şehir?

“Sanatçı arkadaşlarımın sadece tek bir şeyle ilgilenmesini ve profesyonellesmesini yadırgıyorum”

Ferit Ömeroğlu: Oyunculuğunuzun yanında çok iyi bir ressam olduğunuzu öğrendim. Başarı için farklılaşmak lazım derler hep, sizin de başarılı bir oyuncu olmanızda farklılaştığınız yeteneklerinizin olması etken mi?

Ece Özdikici: Elbette. Ben tüm sanatçı arkadaşlarımın sadece tek bir şeyle ilgilenmesini ve profesyonelleşmesini yadırgıyorum. Mutlaka başka başka dallardan kendi yolunu açabileceğin alanlar vardır. Üstelik bu alanlar birbirleriyle kesişen yollar içeriyor. Neden tek yol ile kendini kısırlaştırasın. Yollar gidilmek için, sanat tamamlanmak için…

”Oyunculuğun tıptan farkı yok’

“Yeteneklerimi keşfetmemiş olsaydım çok yalnız olurdum”

Ferit Ömeroğlu: Oyuncu olmanız yani daha açık ifadeyle yazılan bir senaryoyu canlandırıyor olmanız reel hayatınızda ne gibi avantaj ve dezavantajlar sağlıyor. Yeteneklerinizin ve başarılı çalışmalarınızın sosyal yaşamınızda size mutluluk getirdiğini düşünüyor musunuz?

Ece Özdikici: Yeteneklerim olmasa,ki böyle bir insan yok belki yeteneklerimi keşfetmemiş olsaydım demeli, çok yalnız olurdum. Bunu söyleyeyim sadece…

“Senaryoyu kabul ederken şiddeti, kötülüğü, eğitimsizliğe ve görgüsüzlüğe özendirmeyi teşvik eden şeylere takılır, reddederim”

Ferit Ömeroğlu: Bir senaryoyu okuduğunuzda -her ne kadar kaliteli bir içerik ve iyi bir maddi getirisi olacak proje olursa olsun – bir detaya takılıp reddedeceğiniz hususlar var mıdır? varsa daha önce böyle bir anınız oldu mu?

Ece Özdikici : Takılacağım detaylar herhalde desteklemeyeceğim bir dünyaya hizmet eden şeyler olur. Şiddeti, kötülüğü, eğitimsizliğe ve görgüsüzlüğe özendirmeyi, düşünmemeyi, sorgulamamayı teşvik eden şeyleri içeriyordur. Bu gibi şeyleri içeren bir iş de zaten çok kaliteli olamaz.

Ferit Ömeroğlu: Arkadaşlarınız arasındaki lakabınız “bir yandan”mış. Bir işle uğraşırken başka bir şeyde yapabildiğinizi anlatıyor sanırım. Bu soruyu yazarken aklıma öğrencilik yıllarında ders çalışırken müzik dinleyebilmek geldi 🙂 Birden çok şeyle ilgilenmek dikkatinizi dağıtmıyor mu yoksa bu konuda da yetenekli olduğunuzu düşünebilir miyiz?

Ece Özdikici: Bu yeteneğimi geliştirmek zorunda kaldım aslında… Prenses olmayı ben de isterdim ama her işimi kendim yapmak zorunda kaldım bugüne kadar. Bu yüzden kısıtlı zamana çok şey sığdırarak yaşamayı öğrendim..

Ferit Ömeroğlu: Bu bölümü size ayırmak istiyorum. Sorum tek kelimeden oluşacak. Sadece dinlemek, iç dünyanızdan dökülecek cümleleri keşfetmek istiyorum. Soru: “Sanat?”

Ece Özdikici: Varoluş, ömür, bağlantı, iletişim, zamanlar arası iletişim, ifade, zenginlik, boyut ve zaman atlama, dünyada cennet, uzlaşma, konuşmadan uzlaşma, bir şey yapmaya gerek kalmadan anlaşma…

Ferit Ömeroğlu: Ömür boyu öğrenci kalabilirim” diyor bir demecinde Ece Hanım. Bu satırdan şunu çıkardım: Ece Özdikici hayatta ne noktaya gelirse gelsin hiçbir durağı son durak görmeyen, bir şeyler öğrenmede ve tevazuda özgün bir karakter. Şayet öyleyse gelecekte öğrencisi olmak istediğiniz okul, bölüm var mı, neler ?

Ece Özdikici: Sanatla ilgili her şeyi hobi boyutunda bırakacağım desem; veteriner hekimlik okumak isterdim.. Şu an için bambaşka bir yol isterdim ama yapmam..

Ferit Ömeroğlu: Oyunculuğun bir matematiği var demişsiniz. Siz bu dersin hangi konusunda iyisiniz ve iyi olduğunuzu düşündüğünüz konuda çözemeyeceğiniz soru var mıdır ?

Ece Özdikici: Ben öğrenci ruhluyum. Oyunculuk ve tıp bu anlamda birbirine çok benziyor… Yaparsanız tabii, kendinizi çok geliştirmeniz gereken işler bunlar. Sizi olduğunuz yerde kalmamaya zorluyor.Okumanız, deneyimlemeniz, denemeniz, yazmanız, çizmeniz, oynamanız, araştırmanız lazım. Anatomi bilmeniz lazım diyeceğim beyinler yanacak.(gülüyor) O kadar uzun ve konuşması keyifli bir konu ki aslında. Ben öğrenci bölümünde iyiyim, ben çalışırım. Motivasyonumu kırmayın. Beni heyecanlandıran malzemeyi sunun ve gidin… İşte bu kadar… (Gülüyor)

Ferit Ömeroğlu: Poyraz Karayel’le ilgili seçenekli sorularım olacak.

– Neyi değiştirdi hayatınızda?
– En unutamadığınız sahne?
– En sinirlerinizin bozulduğu an
– Sette yaşadığınız ilginç bir anı?

  • İyi senaryonun etkisini ve biri rolü geliştirebilmek çok güzel onu anladım..
    -Evimizin saldırıya uğradığı bir bölüm vardı, tüm camlar patlıyor.. O sahne!
    -Aynı sahnede etek ve topuklu ayakkabı oldukça zorlamıştı, gerçekçilikten uzaklaşıyorsunuz tabii.. Normalde topuklu ayakkabınla kaçmaya devam etmezsin yada eteğinin sıyrılmasını kafana takmazsın canın tehlikedeyse ama televizyonda öyle olmadığı icin, onlar eline ayağına dolanan unsurlar oluyor..

Ferit Ömeroğlu: İzleyici kitlesi ve sizin oradaki rolünüzün takibi ve ilgisi çok fazlaydı. Sosyal yaşamda size hala “Songül” diyenler oluyor mu, bu etkileşimleri nasıl karşılıyorsunuz?

Ece Özdikici: Evet hala Songül olarak bilenler var. Güzel iş çıkarmışım demek ki.. Nice aynı etkileşimleri yaratacak roller oynamak dileği beni motive ediyor…

“Songül’den sonra Jale’yi oynamak seyircimi çok şaşırttı.”

Ferit Ömeroğlu: “ Songül ” ile “ Jale “ arasında gördüğünüz belirgin farklar neler? Hangisine daha çok alıştı Ece Hanım?

Ece Özdikici: Songül’den sonra Jale’yi oynamak seyircimi çok şaşırttı. Birbirine çok uzak tipler…İki rolü de anlatmaya çalıştım, çalışıyorum. Seyircinin algısı çok açık ve onların görüşüne çok güveniyorum. Bir oyuncunun başarılarından biri de rolleri birbirinden farklı kılabilmek bana göre. Bunu yaptığımı biliyorum. Songül’le daha çok vakit geçirdim. Onun değişimine en yakın ben tanık oldum.. Jale ile daha yolun başındayım. Aynı süreci yaşamayı umut ediyorum.

Ferit Ömeroğlu: “Kadın” çekimleri nasıl gidiyor? Bizimle paylaşabileceğiniz içerikler olabilir mi?

Ece Özdikici: Çekimler oldukça yoğun bir şekilde devam ediyor. Gönül ister ki paylaşalım fakat o zaman bir diğer bölümün anlamı kalmaz.. ( gülüyor) Hep beraber göreceğiz..

Ben Burcu Çelik, 1991 Bodrum doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik mezunuyum. Eniyikadin.com için araştırmalar yapıp size en doğru bilgileri sunmaya çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir