Gülsüm Çıracı: Lütfen hata yapın, korkmayın

Türkiye’nin ilk erken aşama online yatırım platformu olan Startupfon’un kurucusu, kıymetli iş kadını Gülsüm Çıracı ile buluştuk bu hafta… Girişimciliği, yatırımları, gençlerin atacağı inovatif adımlarda hangi noktaların önemli olacağını, sosyal yaşamı ve sosyal faydayı konuştuk. 

İş dünyasının lider kadınları ile buluştukça bir tecrübeyi daha kazanmış oldum diyebilirim. Kadın için etiketin, başarının, makamın derecesi arttıkça ulaştığı nokta varış noktası olmuyor hiçbir zaman… Hep bir adım öteye gidebilmeyi, sürdürülebilir olmayı, değer üretmeyi şiar edinmiş felsefeyle karşılaşıyoruz. Birbirinden farklı sektörlerde birbirinden farklı vizyonların bu benzer özelliğini de paylaşmak hayli mühim.

Gülsüm Hanım’da tarif ettiğim değerde bir iş kadını, düşünce dünyasını paylaşmak çok kıymetli…

Hadi o zaman,

Başlayalım.

Ferit ÖMEROĞLU / ÖZEL HABER
f.omeroglu@eniyikadin.com

Gülsüm Hanım, hikayenizi bir de sizden dinleyebilir miyiz? 

Girişimcilik konusunda çalışmaya 2001 yılındaki kriz sonrasında Dünya Bankası’nın işsiz kalan bankacılar için dizayn etmiş olduğu “İş kurma projesi” ile başladım. Bu proje aynı zamanda Türkiye’nin ilk girişimcilik projeleriydi. 2003-2004 yılları arasında Türkiye’nin üç bölgesinde eş zamanlı olarak yürüttüğüm bu proje ile girişimcilik dünyasına adım attım diyebilirim. Tabi bu sözünü ettiğim zamanlarda henüz bir ekosistemin oluşmadığı girişimciliğinde bu kadar popüler olmadığı bir dönemdi. Bu nedenle öğrenebileceğimiz kaynak ve desteklerde çok sınırlıydı. Dünya bankası projesi sonrasında girişimcilik hakkında çok şey öğrenmiş olarak kamu, özel sektör ve Avrupa birliği gibi kurumlarla yeni girişimcilik projeleri geliştirdim ve uyguladım. Bu kapsamda üniversitelerde girişimcilik eğitimleri, kadın inkubasyon merkezlerinin kurulması, teknoloji girişimciliği gibi alanlarda Türkiye’nin hemen her bölgesinde çalışma fırsatı buldum. 2013 yılında Avrupa’nın en iyi hızlandırma programlarından olan Startupbootcamp’i Türkiye’de kurmak için çalışmaya başladım 2014 yılında Startupbootcamp Türkiye ofisini kurucu ortaklığı ve CEO’su olarak çalışmaya başladım. Startupbootcamp’in ilk yılı sonrasında ekosistemdeki en büyük problemlerden birinin girişimcilerin finansmana erişimleri olduğunu gördüm ve İstanbul Startup Angels bu şekilde doğdu. İstanbul Startup Angels öncelikli olarak potansiyel yatırımcıları ekosisteme kazandırmayı hedeflemekteydi bu hedefle gerçekleştirdiğimiz etkinlikler sonucunda ise 3 yılda yaklaşık 30 yatırım yaparak ekosistemin lider melek yatırımcı ağı haline geldi. Bugün ise Türkiye’nin ilk erken aşama online yatırım platformu olarak Startupfon’u hayata geçirmeye çalışmaktayım. 

“KENDİMİ EĞİTEBİLMEK AMACIYLA GİRİŞİMCİLİK KONUSUNDA YAYIN ARAMIŞTIM VE TEK BİR KİTAP BULABİLMİŞTİM”

Dünya Bankası işbirliği ile Türkiye’de ilk girişimcilik projelerini başlattınız. Girişimcilik neydi size göre o dönemler? Sizi başarılı yapmanın yanı sıra ilham veren ve vizyon katan kadın olmanızda ne kadar etkisi vardı girişimciliğin? 

2003 yılında Dünya Bankası projesine başladığımda açıkçası ekosistemin hiç olmadığını söyleyebilirim. Hatta kendimi eğitebilmek amacıyla girişimcilik konusunda yayın aramıştım ve tek bir kitap bulabilmiştim O da açık öğretim yayınlarından Girişimcilik isimli bir ders kitabıydı. Toplumda girişimcilik kısmına baktığımızda ise genelde büyük sanayiciler girişimci olarak tanımlanıyordu, bunun dışında bir küçük işletmeci diye tabir edilen esnaflar girişimci diye görülebilirdi. Henüz teknoloji girişimciliği diye bir kategori yoktu, kamu, özel sektör ve akademilerde de bu konuda pek fazla çalışma olmadığını söyleyebilirim. Bu nedenle o proje kapsamında bir taraftan girişimciliği anlatırken bir taraftan da projeyi uygulamaya çalışıyorduk. Ama zaman içerisinde girişimcilik ekosisteminin hızla büyüdüğüne ve toplumdaki girişimci algısının da oturduğuna şahit oldum. 

Girişimcilikle ilgilenmeye başladığımdan beri başka iş yapmayı hiç düşünmedim. Bu süreç içerisinde kendi girişimciliğimde de çalıştığım/tanıştığım diğer girişimcilerden de çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Bulunduğum sektördeki en önemli avantajımın ilham verici ve vizyoner hikayelere sahip birçok girişimci olması diyebilirim. Bu durum benim de mucizelerin olabileceğine, hayal kurmanın önemine inanmamı sağlıyor. 

Bugün belki de birçok gencin fikir geliştirip, bu fikre yatırım alabilme hayalinde geçmişten bugüne kadar karşısına çıkan başarılı start up’ların etkisi çok yüksek. Uygulama ve geliştirme konusunda da en az fikir ortaya koymak kadar etkili miyiz sizce? 

Aslında uygulama ve geliştirme konusunda herkesin etkili olmasını beklememek gerekli diye düşünüyorum. Başarılı bir girişimcinin en büyük özelliklerinden biride sahip olduğu fikri hayata geçirebilme becerisi diyebiliriz. Bundan dolayı da her fikir sahibi uygulama becerisine sahip olmayabilir ama iyi girişimci olabilmek için de mutlaka hayata geçirme becerisinin yüksek olması gerekli. Bugün dünyadaki ve ülkemizdeki başarılı girişimcilere baktığımızda ortak özelliklerinin yönetim, iş modeli geliştirme, sürdürülebilirlik gibi konularda uygulama yetenekleri iyi olduğu için öne çıktığını görebiliriz. 

“FİKİR BULUNDUKTAN SONRA HAYATA GEÇİRMEK İÇİN ADIM ATMIYORSANIZ ÖLMEYE MAHKUMDUR”

Girişimcilerde eksik olan bir fikir geliştirmek mi, hayata geçirmek için adım atmak mı, sürdürülebilir olmak mı? 

Yine burada tüm girişimcileri aynı kefeye koymak istemiyorum. Aslında burada sözünü ettiğimiz fikir geliştirme, hayata geçirme ve sürdürülebilir olması birbirini tamamlayan zincirlerde. Zaten, bu zincir halkalarından herhangi biri eksikse işin devamı mümkün olmayacaktır. Mesela fikir bulunduktan sonra hayata geçirmek için adım atmıyorsanız ölmeye mahkumdur ya da uygulamaya başladınız ama sürdürülebilir bir iş modeliniz oluşmazsa yine ölmeye mahkum olacaktır. Bu nedenle biri diğerinden daha önemli diyemem. 

Sosyal sorumluluk hayatınızın ne noktasında? Sosyal sorumluluk deyince önceliğimiz sosyal fayda mı, vicdani ferahlık mı olmalı sizce?

Sosyal fayda ve vicdani ferahlık tabi ki bu konuda önemli bir ayrım… Genel olarak bizim kültürümüzde vicdani ferahlık yaratan yardımlar ön planda olmuş ben bunun tamamen gereksiz olduğunu düşünmemekle beraber geçici çözüm sağladığına inanıyorum. Sosyal sorumluluk kısmında hepimiz kendimize göre bizi yaratan bu topluma geri ödeme yapmalıyız. Bu her zaman maddi bir geri ödeme olmayabilir gönüllü çalışmalar yapmak, manevi destekte bulunmak, bilginizi paylaşmakta bence bir geri ödeme şekli. Ben ise sivil toplum kuruluşlarına elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Özellikle elde etmiş olduğum bilgi ve deneyimi aktarmanın bile bir faydası olacağına inanmaktayım. Kendi açımdan bu projeleri seçerken vicdani ferahlıktan ziyade sosyal faydaya dikkat ediyorum.

“STARTUPFON’UN ÖZELLİKLE YATIRIMCI EKOSİSTEMİNDE ÖNEMLİ BİR AÇIĞI KAPATACAĞINI DÜŞÜNÜYORUZ”

Erken aşama yatırım platformu (Startupfon) fikri nereden ortaya çıktı? Girişimcilerin melek yatırımcılara ulaşmasında veya ikna aşamasında eksiklik olduğunu mu düşündünüz?

Melek yatırımcı ağı olarak faaliyet gösterdiğimiz dönemde erken aşama yatırımcılık konusunda birkaç sorun tespit ettik. Bunlar; ekosisteme yeni giren melek yatırımcılar yatırım süreçleri konusunda yeterli bilgi sahibi değillerdi. Ekosistemin İstanbul’da yoğunlaşmış olması nedeniyle yatırım yapabilmek için İstanbul’a gelmeleri veya gündemlerinden vakit ayırmaları gerekliliği bir diğer problem ise yeni yatırım yapacakları zaman girişimci değerlendirme ve seçme süreçlerinde bir güven unsuru arayışları idi. Bu sorunlara bakarak süreçleri dijitalleştirebilir miyiz diyerek Startupfon ortaya çıktı. Şu anda Startupfon aynı zamanda co-invest fonunu da kurmada bu sayede sisteme üye olan yatırımcılar arzu ederlerse fona yatırım yapabilir arzu ederlerse de girişimlere teker teker yatırım yapabilir veya hem fon hem de bireysel yatırımcı olarak devam edebilirler. Startupfon’un özellikle yatırımcı ekosisteminde önemli bir açığı kapatacağını düşünüyoruz. Özellikle yeni yatırımcılar için ekosisteme giriş kapısı olmasını hedeflemekteyiz. Tabi ki, bu durum girişimcilerin de yatırımcılara erişimini kolaylaştıracaktır. 

“ANADOLU’YU GEZİYOR, GELENEKSEL İŞ YAPAN İNSANLARI BU EKOSİSTEME KATILMAYA DAVET EDİYORUM”

Girişimcilik, başarı, heyecan, değer üretimi, statü, vizyon ve beraberinde pek çok deneyim. Ancak aynı heyecanla hatta zaman geçtikçe daha fazla işlerine bağlı inovatif bir kadın görüyoruz. Yaşamınızın idealize bir noktası var mı? Bunu paylaşmak ister misiniz? 

Öncelikle bunun için teşekkür ederim. Tabi ki, yaptığım işi son derece severek yapıyorum bu nedenle şanslı insanlardan biri olduğumu düşünüyorum. Girişimcilerin her ülke için kalkınmada önemli bir güç olduğunu görüyorum. Türkiye’de de girişimcilik ekosisteminin gelişmesinin büyük resimde ülkenin geleceğine katkıda bulunacağını biliyoruz. Şu anda çok erken aşamada bulunan bir ekosistemimiz var bu ekosistemi ne kadar geliştirirsek yeni girişimci ve yatırımcı sayımızı da o kadar çok arttıracağız. Ben ise burada kendimi ekosistem misyoneri olarak görüp elimden geldiğinde bu ekosistemi genişletmek için çalışmalar yapıyorum. Bu amaçla Anadolu’yu geziyor, geleneksel iş yapan insanları bu ekosisteme katılmaya davet ediyorum. Başarılı olmanın kartvizitinizde ne yazdığı değil ne değer kattığınızla tanımlanabildiğini düşünmekteyim. Bu nedenle yaptığım her işte değer yaratmaya özen gösteriyorum. Diğer taraftan ise bulunduğum sektördeki az sayıda kadından biriyim bunun da genç kızlarımız için motive edici olmasını belki yaptığım güzel şeylerin onlara da ilham verip cesaretlenerek daha iyisini yapmaları en büyük hedeflerimden biri. 

En iyi kadın kimdir sizce? 

En iyi Kadın’ı elimden geldiğince takip ediyorum. Kadınların kendi yolculuklarını paylaşmasını hem bir deneyim paylaşımı hem de yol gösterici olmaları açısından çok kıymetli buluyorum. 

Girişimcilerin özellikle sizin gibi ufku ve vizyonu ile etrafına ışık veren kadınların kendileri ile ilgili her yeni gün keşfettikleri yeni özellikler vardır. Bu minvalde “Gülsüm Çıracı ile ilgili en son ne öğrendiniz?” diye soracağım…

İnsanın gelişimin kendini tanıması ile doğru orantılı olduğuna inanıyorum. Birçok öğreti ve kişisel gelişim yolculuğunda temel de “kendini tanı” demektedir. Kendini tanıdıkça da gelişimin, değişimin bitmeyen bir yol olduğunu görüyorum. Her geçen günde kendimle ilgili yeni şeyler öğreniyor sürekli değişiyorum. Son dönemlerde ise işim dışında yeni şeyler öğrenmenin beni heyecanlandırdığını fark ettim. Hiç bilmediğim konularda çalışan, üreten insanların hikayelerini takip ediyorum. 

Alanında yetkin, başarılı ve üretmeyi seven bir iş kadını olarak yeni mezun olmuş ya da olacak genç kadın yetişkinlere iş hayatı ile ilgili hangi tecrübelerinizi paylaşmak istersiniz?

Bugüne kadar birçok tecrübe edindim ve çoğunlukla hatalarımdan öğrendim diyebilirim. Aslında genç kadınlarla tecrübelerim yerine hatalarımı paylaşmayı tercih ederim. Ama bir tecrübe paylaşmam gerekirse de “lütfen hata yapın, korkmayın” derdim ☺

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir