İnci Razaki: ”İnci Razaki” markası global bir marka olma yolunda

Halkla ilişkiler ve iletişim sektöründe sağladığı başarıyı, “emek”, “güvenilirlik”, “liyakat” çizgilerinde yaşayan; sanat dünyası içerisinde yer alan hit isimlerin menajerlik ve PR organizasyonlarını yöneten bir şirket İnci Razaki… Sadece şirketin değil, kendisinin de ismi İnci Razaki ☺

Muhabbet skalamız oldukça geniş yelpazedeydi bu hafta… İnci Hanım’a merak edilenleri sorduk. Keyifli mi keyifli bir sohbet oldu. Bu arada İnci Hanım’ın çalışma ekibi de kendisi kadar tatlı ve ehil diyebilirim. Özge ve Cansu Hanım başta olmak üzere tüm ekip işini çok iyi yapıyor.

Şimdi sırada sohbetimiz ile sizi baş başa bırakmak var.

Ferit ÖMEROĞLU/ÖZEL HABER
f.omeroglu@eniyikadin.com

Ferit Ömeroğlu: Küresel dünyanın trendlerini takip eden, teknolojiyi, dijitali bir iş modeli halinde hayatına katan başarılı bir iş kadınısınız. Aklıma şu geliyor: 60’larda bugünleri yaşasaydı İnci Razaki ne iş yapardı?

İnci Razaki: Yine şu anda yaptığım işimi yapardım. İletişim ve müzik ile ilgili bir işin içinde olurdum. Müzik sektöründe her dönemin ayrı bir keyfi olsa da; 60’larda plaklar vardı, yeni isimler, gruplar keşfetmek için farklı stratejiler deneniyordu ve müzik yapım işleri bence o zamanlar da heyecanlıydı.  

İnci Razaki bir marka, şirketiniz ve isminizin aynı marka olmasının avantaj ve dezavantajları var mı?

2000 yılından, yani bu işe başladığımdan bu yana sektörde hep adım ve soyadım ön plana çıktı. Bu kendiliğinden gelişen bir durumdu ve açıkçası olumsuz hiç bir yanını görmedim. Avantajını her zaman yaşadım. İsmimin markalaşmasıyla birlikte oluşan algıyı bozmamak adına şirketime de kendi ismimi verme kararı aldım. Doğru bir karar olduğundan hiç şüphe etmedim.

“Yaptığım işi ‘’PR’’ adıyla kısıtlamak istemiyorum. Halkla İlişkiler ve İletişim işi olarak tanımlayabiliriz”

Neden PR?

Aslında yaptığım işi ‘’PR’’ adıyla kısıtlamak istemiyorum. Halkla İlişkiler ve İletişim işi olarak tanımlayabiliriz. Bu yolun başından itibaren örnek aldığım, beni bu değerli mesleğe kazandıran Betül Mardin Hanımefendi sayesinde bir süre sonra yaptığım işten daha büyük keyif almaya başladım. İnsanlarla, doğayla ve hayvanlarla iletişim kurmayı çok seviyorum. Önüme böyle bir kapı açıldı. Ben bunu bir şans olarak görüyorum ve bir insanın sevdiği işi yapmasının paha biçilemez bir değerde olduğunu düşünüyorum. İkili ilişkiler, iletişim, insanları ve kendimi ifade edebilmek çok güzel bir şey o yüzden halkla ilişkiler, iletişim. Bu sektörde hizmet vermekten keyif alıyorum.

“İyinin kötüsü olduğuna değil iyinin daha iyisi olduğuna inanıyorum”

Verdiğiniz hizmet alanları danışmanlığını üstlendiğiniz isimler için aslında çok şey demek. Onların markalarını korumak, ileri seviyeye taşımak işinizin bir parçası sanıyorum. Peki, “neden sizi tercih ediyorlar?” sorusu için ne düşünüyorsunuz? İnci Razaki neyi iyi yapıyor?

Bu soruyu sadece İnci Razaki olarak değerlendirmek istemiyorum çünkü bu bir ekip işi. Biz bir bütün olarak bir amaca hizmet ediyoruz. Ekibimi çok seviyorum. Onlarla aynı hayali kuruyoruz ve aynı hayali hayata geçirmeyi hedefliyoruz. O yüzden bizi tercih eden isimler de zannediyorum ki bizim dürüstlüğümüzü, inancımızı, samimiyetimizi, güvenilirliğimizi -ki güvenilirlik çok önemli- tercih ediyorlar. Bir aile oluyoruz aslında. Hizmet verdiğimiz bir isimle ilgili yolculuğumuz başladığı andan itibaren o yolculuğun nerelere gideceği belli oluyor. İlk görüşmede samimiyet ve enerji çok önemli. Kendimizi doğru ifade ediyoruz ve emin ellerde olduklarını onlara hissettirebiliyoruz. Neyi isteyip, istemediklerini, neye ihtiyaçları olduğunu ya da olmadığına yoğunlaşıyoruz. Bu noktada en önemlisi çalışmak. İyinin iyisi her zaman var. Ben, iyinin kötüsü olduğuna değil iyinin daha iyisi olduğuna ve bunu yapabileceğimize çok inanıyorum.

Beraber çalışmak istediği ama henüz gerçekleşmeyen bir isim var mı ?

Aslında yol arkadaşlığı yapmak istediğim isimlerle, sanatçılarla ‘’zamanı’’ geldiğinde bir araya geldik ve geliyoruz. Özellikle spesifik olarak bir isim belirtmek istemiyorum şu anda. Doğru zamanda ve projede bir araya geleceğimizi ve güzel bir yolculuk yapacağımızı tahmin ediyorum. Tabii, yurt dışındaki isimlerle de iş yapmak hedeflerimin arasında. Sadece burayla kısıtlı kalmayalım, oradaki isimlerle buradaki sanatçıları bir araya getirip ortak çalışmalar yapabiliriz birlikte.  

“Çok değerli Ercan Saatçi, Doğan Müzik’in başındayken onun asistanıydım ve ondan çok şey öğrendim”

2000’den beri Türkiye’de değişmeyen şey, değişimin kendisi sanırım. Peki sizin kariyer hayatınızda ve kariyer pencerenizde neler değişti?

Aslında bu sektöre yönetici asistanı olarak başladım. Çok şey öğrendiğim ve çok değerli Ercan Saatçi, Doğan Müzik’in başındayken onun asistanıydım. Çok iyi bir gözlemciydim, sağ olsun kendisi bana inandı, güvendi ve çok fazla sorumluluk verdi. Hiç unutmuyorum yıllar önce bana sen çok iyi bir yönetici olacaksın demişti. O zaman bundan kaçabilirdim, zor gelebilirdi ama ben üzerine gitmeyi tercih ettim, iyi ki de öyle yapmışım. Kendime bir şeyler katarak, hem kendime hem de başkalarına fayda sağlayarak buralara geldim. Yoktan var ettiğim bir şirketim var şu anda o yüzden çok mutluyum, çok gururluyum. Tabii ki hala öğrenciyim ben; ofisim ve markam olmasına rağmen. Her zaman da bu böyle ilerleyecek. Ego kurbanı olmayı seçmiyorum. Ekibime de söylüyorum burayı okul olarak görelim ve ben de bu okulun öğrencisiyim. Hepimiz her geçen gün yeni şeyler öğrenmeye, deneyimlemeye devam ediyoruz aslında. Hayat zaten böyle bir şey. Tabii ki 2000 yılından bu yana kendi markamı, bilinen bir isim olarak emin adımlarla istediğim yere getirebilmek güzel bir değişim aslında.  

Doğa ve hayvan sevgisi paylaşımları bir noktada artık bana PR geliyor toplumda. Birçok kişi için. Ama sizi takip ettiğimizde hayvanlara karşı şefkat ve sevgi duygularınızın yoğun olduğunu görüyoruz.

A) Hayvanları gerçekten seviyor muyuz sizce ?

B) Sizde bu sevgi nereden geliyor?

Ben doğayla, hayvanlarla iç içe büyüdüm. Onlara karşı inanılmaz bir sevgi ve bağım var. Doğayla sürekli bir iletişim halindeyiz onlar bana kendini ifade ediyor ben de onlara 🙂 ve gerçekten benim için koşulsuz sevgi o demek. Kendi evcil hayvanlarım da var, doğadaki her canlıya da saygı duyuyorum ve çok seviyorum onları. Toplumda gerçekten hayvanlar seviliyor ama ne yazık ki bazen çok acımasız, üzücü manzaralarla karşılaşıyoruz. Kötü şeylerden bahsetmek istemiyorum ama doğaya ve hayvanlara verilen zararı gördükçe gerçekten inanmak istemiyorum, üzülüyorum bir canlının başka bir canlıya kasten zarar vermek istemesinin altında yatan çok daha farklı şeyler olduğunu düşünüyorum ve tabi ki kabul edemiyorum. Beni en çok öfkelendiren şeylerden biri bu sanırım. Tabii ki koşulsuz seven bir kitle de var ama çoğu yok sayıyor onları. Daha öğrenemedikleri bir duygu belki de bu: sevgi. Dilerim herkes bir gün doğaya ve canlılara sahip çıkar, onlardan bir farkımız olmadığını görür. Eşit haklara sahip olduğumuzun farkındalığına erişmelerini diliyorum. Onlara o şefkati ve sevgiyi tüm insanların vermesini dilerim.

İnci Razaki ortalama bir gününü nasıl geçirir?

Sabah uyanır, önce kahvesini içer sonrasında gelen telefonlara geri dönüş sağlar. Araması gereken mecra ve kişileri arar. Bir gün öncesinde planladığı, not aldığı işlerini sıralamaya sokar ve uygular. Ekibimle her gün plan yaparız, dün ne yaptık bugün ne yapacağız, bu hafta ne yapıyoruz diye. Kendi eksiklerimizi, projelere ne kadar vakit ayırmamız gerektiğini ayarlıyoruz. Meditasyonumu yapıyorum, ofise gidiyorum, ekibimle o gün ki işlerle ilgili görüşmeler yapıyoruz. Günlük toplantılara dahil olurum. Spor ve beslenmeme dikkat ediyorum. Zaman zaman katılmam gereken özel etkinliklerde bulunuyorum. Bu şekilde devam ediyor.

“Yaklaşık 20 senedir aktif olarak bu işin içindeyim”

Eskiye oranla davetlere, organizasyonlara katılmak için ayırdığınız vakitler nasıl oluyor? Daha mı seçici oluyorsunuz artık?

Yaklaşık 20 senedir aktif olarak bu işin içindeyim. Tabii ki yine olmam gerektiği yerde oluyorum, olamasam da mutlaka takip ediyorum. Ya ekibimden birisi orada oluyor ya da orada bir şeylerin yolunda gidip gitmediği ile ilgili mutlaka takibini yapıyorum. Ama mümkün olduğu kadar kendime de vakit ayırmak istiyorum.

Kriz yönetiminin bol olduğu bir işiniz var. Kriz yönetimlerini nasıl yaparsınız, o anda yaşadığınız duygu değişimlerini paylaşır mısınız?

Ben böyle durumlarda sakin kalmayı tercih ediyorum, eskiden her zaman bunu başaramayabiliyordum. Bazen paniğe ve strese kapılıyordum ama zamanla öğrendim, artık daha sakinim. Öncelikle krizle ilgili yapmamız gereken doğru hareket nedir, bunu nasıl avantaja çevirebiliriz diye analiz yapıp, daha sonra doğru adımları atmak için hızlıca harekete geçiyoruz.

“O iyi ki var…”

“Betül Mardin” isminin hayatınızdaki önemi nedir?

İsmini duyduğum anda bile heyecanlanıyorum. Büyük bir hayranlığım var kendisine. İnanılmaz derecede saygı duyuyorum. Gözlerim doluyor ve bu tarifi zor olan büyük bir his. Betül Mardin, benimle aynı mesleği yapan her insanın gerçekten örnek aldığı bir isim. Halkla ilişkiler deyince Türkiye’de akla gelen ilk isim Betül Mardin. O iyi ki var. Hikayelerini, onun röportajlarını dinlediğim, izlediğim her an çok duygulanıyorum. Çok seviyor ve saygı duyuyorum kendisine. 90 yaşında, hala bizlere örnek oluyor. Kendini yenileyen, üreten, tam bir cumhuriyet kadını. Gerçekten kendini, ismini, mesleğini yoktan var etmiş ve çok başarılı işler yapmış, hala da yapıyor. Yani çok özel. Ben bugün bu mesleği yapıyorsam Betül Mardin sayesinde yapıyorum. O benim idolüm.

Sosyal sorumluluk projelerinde (Lösev, Kahramanım sensin…) yer aldığınızı biliyoruz bu projelerin sizin için anlamı nedir?

Biz imkanlarımız dahilinde ve elimizden geldiğinde sosyal sorumluluk projelerinin duyurusu, tanıtımı için destek veriyoruz. Bu işi gönülden yapıyoruz ve hiçbir beklentimiz yok. Sadece projenin doğru noktalara ulaşması önemli bizim için. Projeyi ne kadar duyurabilirsek o kadar fayda, farkındalık sağlayabiliyoruz. Çocuklara, hayvanlara, insanlara, doğaya nasıl faydalı olacaksak bunun için her zaman elimizden geleni yapacağız. Bunun içerisinde yer almak keyifli, çok güzel şey.

İş hayatınızda bir kırılma noktası var mı? Varsa paylaşır mısınız?

Aklıma gelen spesifik bir şey yok ama kendi markamı, ajansımı kurmam en büyük kırılma noktam diyebiliriz. Kendime güvenmem, buna yapabileceğime inanmam, bilgi birikimimin bunu yapmasına sebep olmam. Daha iyi noktaya taşımam gerektiğinde, ‘’Evet şimdi!’’ demem bir kırılma noktası.

Şirket ve ekip olarak kendinizi yeniliyor musunuz? Önümüzdeki dönemlerde iş alanlarınızda ve projelerinizde sürprizler olacak mı?  

Değişen dünya, ülke şartları ve tabii ki değişen medya, müzik sektörü ile ilgili bizim de kendimizi yenileme, güncelleme adına attığımız ve atacağımız adımlar doğuruyor. Düşündüğümüz yeni şeyler var, hayata geçirmeye başladık. Ekip arkadaşlarımız da güzel, yaratıcı ve farklı fikirlerini bize sunuyor. Şu anda bu fikirleri hayata geçirme aşamasındayız. Onun dışında yurt dışında bir isimle, markayla yapımcılık ve menajerlik aşamasında partner olacağız. Hedeflerimiz her geçen gün değişiyor, gelişiyor ve çoğalıyor:)

Sizlerle bu röportajı yapmaktan çok büyük keyif aldım. Çok teşekkür ederim. Sorularınıza da bayıldım 🙂 Yeniden görüşmek üzere. Emeklerinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir