Mehtap Yıldız: KADIN OLDUĞUM İÇİN BİR ŞEYLERİ YAPAMAYACAĞIMI HİSSETMEDİM

Sizleri şahane bir isimle tanıştıracağım. Öyle bir isim ki pazartesi sendromundan hızlıca çıkıp, “ouv, ne güçlü kadınlar var yahu!” deyip hızlıca gökyüzüne bakıp derin bir nefes almak isteyeceksiniz.

Birçoğumuzun evine girmiş Arzum markasının Pazarlama ve Ürün Geliştirme Direktörü Mehtap Yıldız.

Odasına girer girmez yüksek tavanlı, zevkli çiçekler ve Arzum’un yeni aksesuarları ile süslenmiş bir konforla karşılaştım. Masasının üzerinde sayısı belirsiz materyal olmasına rağmen en ufak bir dağınıklık görünmüyordu. Öyle ki tanışma sürecinde röportaja başlamıştım bile… İnsan enerjisi yüksek ve iletişime açık bir iş kadını ile karşılaşınca merak ettiği sorular oldukça fazla olabiliyor. 

Buluşmak için 1 ay beklediğim ve “ya 1 ay sonraya randevu verecek kadar yoğun mu sahiden” diye şüpheye düştüğüm Mehtap Hanım’ın hayatında dakikaların bile önemli olduğunu çalışma hayatını görünce keşfettim.

Haydi o halde, sohbete başlayalım mı? 

Ferit ÖMEROĞLU/ÖZEL HABER
f.omeroglu@eniyikadin.com

Ferit Ömeroğlu: Kadın olmanızın iş dünyasında yaşadığınız zorlukları oldu mu? Genel olarak zorluklarla nasıl mücadele ediyorsunuz?

Mehtap Yıldız: Aslında ben iş dünyasında kadın olmanın zorluğunu pek yaşamadım, bunun temelleri öncelikle çocukluk dönemimde ailede başlıyor.  Aslen elektrik ve elektronik mühendisiyim , bu bölüm çoğunlukla erkeklerin tercih bir ettiği bir bölüm olmasına rağmen ailemle birlikte tercih yaparken bu konu hiç gündeme gelmedi örneğin. Üniversitede okurken de 67 kişilik sınıfta 7 kadından biriydim ve bunun hiç sıkıntısını yaşamadım. Çalışırken de, bir projeye  ve konuya girerken de kadın olduğumdan dolayı hiçbir projenin bana verilmeme ihtimalini düşünmedim. Dolayısıyla temel aile eğitiminden gelen bu duruş nedeniyle ben hiç üzerime almadığım için kimse benim karşıma kadın olduğum için bir şeyi yapamayacağım inancıyla gelmedi ya da ben hissetmedim. Yapabileceğime olan inancımın cinsiyeti yoktu. Bana göre bir işi yapabilmek, sorumluluğunu alabilmek, o yolda yürüyebilmek, etrafındakileri o işe ikna etmek gibi konular bir kadının da bir erkeğin de cinsiyetten bağımsız sorunlarıydı.  Mühendisliği seçtiğimden beri kadın olduğumu hatırladığım çok az zaman vardır. Şöyle bir düşündüğümde en hissettiğim an en beklemediğim andı. Şöyle ki; kariyerimin ilk 12 yılı derinlemesine mühendislik, ürün geliştirme ve fabrika yönetimi oldu. 1999 yılında İsviçreli bir erkek heyete fabrikayı gezdirdim, toplantı yaptık. En son fabrikadan ayrılırken bana ilk defa kadın bir fabrika müdürü gördüklerini ve benimle fotoğraf çektirmek istediklerini söylediler. İlk önce İsviçreli oldukları için, daha sonra da bana bunu söyledikleri için şaşırdım. Benim iyi yaptığım bir işi kadın olduğum için yapıyor olmama şaşırmaları bana çok garip geldi.  Daha sonra uzun sürelerle Çin’de zaman geçirdiğimde Çin’de üst düzey yönetici pozisyonunda kadınların daha fazla var olduğunu, kariyerlerinde gidebildikleri kadar ilerlediklerini ve hatta kadınların özellikle yönetimde tercih edildiklerini farkettim. İsviçre’de ise 1991 yılına kadar mecliste bir tane bile kadın olmadığını, kadınların erkeklerden %20 daha az kazandığını, üst düzey yönetici kadın sayısının çok çok az olduğunu, kadınlara doğum izni verilmediğini öğrendim. Dünyada kadın ve erkek üst düzey yönetici çalışanlar arasında maaş farkının en fazla olduğu ülke hala İsviçre ve yeterli kreş yok, çocuk bakımı çok pahalı ve ikinci çocuktan sonra çalışan kadın neredeyse göremiyorsunuz. Erkekler de aslında çok da kadının iş hayatında olmasını tercih etmiyorlar. Yani benim açımdan medeni batı ile uzak doğu karşılaştırmasında batı sınıfta kaldı diyebilirim.  Onun dışında kadın olduğumu yoğun hissettiğim anlardan biri de anne olduğum ve çocuğumu 3 ayın sonunda bırakıp tekrar işe başlamak zorunda olduğum dönemdi. Bir erkeğin yaşamak durumunda olmadığı bir durum bu , ama biz kadınların çocuk sahibi olduktan sonra işle anneliği bir düzene oturtma eforu oluyor tabi ki. Hem anneliği, hem iş hayatını düzgün götürmek ve ikisinin konularını birbirine karıştırmamak için çok kuvvetli olmanız gerekiyor ve zaten annelik sizi zorunlu güçlendiriyor. Buralarda cinsiyetinizin size verdiği dezavantaj olarak görünen durum aslında avantajınız haline bile geliyor. O kadar çok şeyi aynı anda düşünüyor, yapıyor ve altından kalkıyorsunuz ki gücünüzü farkediyorsunuz ve proje, zaman, insan yönetimi gibi birçok konuda çok yönlü ve çok rollü işleri erkeklere göre çok daha iyi yapar hale geliyorsunuz. Biraz da nasıl baktığınıza göre hayatınız şekillenir ya, “kadın ve anne olarak iş hayatında olmak beni çok yoruyor” derseniz kendinizi aşağı çekecekken; “bu yaşadıklarımdan, zorluklardan ve deneyimlerimden besleniyorum, güçleniyorum ve enerji alıyorum” derseniz sizi yukarı iten ve iş hayatında güçlendiren bir ruha bürünebiliyorsunuz. Hepsi sizin elinizde.

Ferit Ömeroğlu: Beslenme kaynaklarınız aslında hem iş hayatınıza hem özel hayatınıza güç katmış sizin. 

Mehtap Yıldız: Ben ikisini de birbiriyle besleyerek gitmeyi tercih ettim. Çünkü kolay yol arıyorsanız o yok aslında.  Annelik ve çalışma hayatı zor mu? evet zor. Ama bunu çok tekrar ettiğiniz zaman beyninize bunu çıpalıyorsunuz ve bütün dünyanızı bunun üzerine kurmaya başlıyorsunuz. Siz zor olduğuna inanmaya başladığınız andan itibaren herşey zor olmaya başlıyor. 

Ferit Ömeroğlu: Krizlerle karşılaşıyorsunuz bunları nasıl aşıyorsunuz?

Mehtap Yıldız: Benim gibi yöneticiler nasıl aşıyorsa ben de öyle aşıyorum. Olayı analiz ediyorum, elimdeki imkanlara, önümdeki risklere ve fırsatlara bakıyorum. Bunların hepsinin üzerine de hislerimi kontrol ediyorum, çünkü hislerime inanırım, ilk hissettiğim şeyi sıkı tutarım ve kriz yönetirken de o ilk hissettiğim şeyin üzerine bir plan kurarım. Diğer yandan pozitif mesaja çok inanırım, krizleri aşarken o krizin aşılması için yayılması gereken mesajı iyi belirler ve bunu yayarım, önce küçük bir gruba etki ederek başlar, sonra yayılır ve etrafımı sarar ve beni kuvvetlendirir.  Krizlerde insanlar hep etrafındakilerin hareket ve davranışlarından referans alıyorlar. Yaşadıkları şeyin ne kadar kötü olduğunu anlamak için etrafındaki insanın davranışlarına da bakıyorlar, dolayısıyla biz yöneticilere kriz yönetiminde de önemli görevler düşüyor. 

Ferit Ömeroğlu: Eyvah yandık dediğiniz oldu mu?

Mehtap Yıldız: Tam da öyle dediğim bir anı hatırlamıyorum ama işler yolunda gitmediğinde moralimin çok bozulduğu ve hatta gözümden birkaç damla yaş geldiği birkaç an var gözümün önünde. Kadın olarak farkında olmadan bazen duygularımız daha ön plana çıkabiliyor, bir başarısızlığa verdiğimiz tepki örneğin daha farklı olabiliyor. Böyle anlardan da korkmam çünkü bu bizim insani yönümüzü ön plana çıkarıyor ve bizi birbirimize yaklaştırıyor. Kadın bulunduğu ortama tutku, heyecan, renk getirir. İş hayatı bu duygulardan pozitif beslenir. Bazen de bu tutku ve hırs ortamı biraz gerebilir, buna da gülün dikeni diyebiliriz herhalde  

Ferit Ömeroğlu: Arzum markasıyla bugüne kadar pek çok başarılı ürüne ve çalışmaya imza atmışsınız. 2017 yılında Team İnovaLİG yarışmasında inovasyon organizasyonu ve kültürü kategorisinde Türkiye şampiyonluğu bildiklerimiz arasında. Başarı bir sır ise sizin sırrınız nedir?

Mehtap Yıldız: Sadece İnovaLİG değil aslında. Arzum’a 5,5 yıl önce girdim. Benden bir yıl sonra kurumsallaşmada bir adım daha atılıp ilk defa profesyonel bir CEO atandı, Mete Zadil. Biz Mete Bey’in  liderliğinde icra kurulunu bayağı bir kuvvetlendirdik. Beş buçuk yıl içerisinde Arzum’un pazardaki konumunu cirosal üçüncülüğe kadar getirdik. Her sene pazarın üstünde büyüdük, karlılığımızı arttırdık ve finansal performansımızı çok iyi düzeye çıkardık ve bunu her sene istikrarlı bir şekilde tekrarladık. Kendi konularımızda uzman bir ekibiz ve kendi ekiplerimizi de konusunda uzman arkadaşlarımızla kurduk. Tutkulu, heyecanlı ve başarıyı seven insanlarla çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz. Bu bir ekip çalışması. Arzum’un nesi var derseniz öncelikle insan kaynağı var deriz. Yaptığımız işi insan kaynağımızla yapabiliyoruz. Diğer yandan çok kuvvetli bir markamız var. Çok sağlam bir satış ağımız ve satış sonrası hizmetlerimiz var. Tüketicinin kalbinde çok değerli bir yerimiz var. Biz bu uzman ekiple birlikte markanın kimliğini yeniden elden geçirdik, tasarım kimliğini elden geçirdik. Son 3 yılda 30’un üzerinde prestijli kuruluşlardan tasarım ödülleri aldık. İnovaLİG, organizasyon kültürü kategorisinde şampiyon olduk. Bu da aslında insanla ve insana verdiğimiz değerle ilgili bir ödüldü. Çünkü şampiyon olduğumuz kategori inovasyonu yaparken içeride nasıl bir yapılanmamızın olduğunun değerlendirildiği bir kategoriydi. Bu konuda bizim çok keyifli metotlarımız var. Mesela fikir atölyesi adında bir yapımız var, şirket içerisinden veya dışarısından herkesin fikirlerini iletebildiği ve bunların değerlendirildiği bir yapı. Burada eğer patent alınabilir bir fikir öneriyorsanız  bir bonus alabildiğiniz gibi, fikriniz ürünleşirse 5 yıl boyunca o ürünün satışından elde edilen kardan %1,5 pay alabildiğiniz bir modelimiz var. Şu anda şirketimizde 3 kişi kardan pay alıyor. Başarımızın sırrı öncelikle insan, uzmanlık, bir de tutku ve heyecan. Arzum’da hemen herkeste başarıyı kutlama motivasyonu çok yüksektir. Liderlik gelir kutlarız, ödül alırız kutlarız. O kutlamalar bizim için çok keyiflidir. Arzum’da sırrımız birliğimiz. Benim başarıda bireysel formülüme gelince yaptığım her işe ruhumu katarım, tutkuyla o işe sarılırım. Hemen olmaz demem, olmayanı olduranların başarıyı yakaladıklarını bilirim. Bir de iyi fikir kadar iyi icranın da fark yarattığını bilirim, yani yerine göre operasyonun en dibine girecek kadar çalışkanımdır. 

Ferit Ömeroğlu: Ürün geliştirme ve pazarlama direktörlüğü nedir?

Mehtap Yıldız: Benim yürüttüğüm rol biraz spesifik. Fikirden rafa, raftan da toplam tüketici deneyimine kadar tüm süreci tek çatı altında yönetiyorum. Fikir atölyelerinden, tüketicimizden veya  pazar araştırmalarından gelen fikirleri uzun bir yolculuk sonunda ürünleştirmek ve ürün rafa çıkmaya hazır hale geldikten sonra tüketicinin bu üründen sağlayacağı faydanın iletişim faaliyetleri, ürünün karlılığı, sağlığı, ürünün ömrü, rafta bulunurluğu, kanalda konumlanması gibi bütün pazarlama faaliyetleri bana bağlı . İşin tamamı tek bir çatının altında toplanmış durumda. Bu yapı dünyada da aslında bir trend, tüketici içgörülerini alan departmanla o içgörülerden hareketle ürün ve hizmet geliştiren departman ne kadar yakınsa süreçler o kadar hızlı işliyor ve pazarda da o kadar hızlı yol alıyorsunuz ama bu yapıyı kurmak da, yönetmek de kolay değil. Sadece tüketiciyi merkeze koyarak beyninizin iki tarafından da gelen baskıları adil bir şekilde yönetmek mümkün olabiliyor.

Ferit Ömeroğlu: Mutlu musunuz?

Mehtap Yıldız: Mutluyum. Ruhum biraz savaşçı, problem çözmeyi seviyorum ve bundan besleniyorum, yeniliklere açığım ve kendim de yenilikler yapıyorum, ekip yönetmeyi seviyorum dolayısıyla konumum beni mutlu ediyor. Diğer yandan bu söylediklerimi kaldırabilmek için kendimi dışarıdan sürekli beslemem ve kuvvetli olmam gerekiyor çünkü bu özelliklerim mıknatıs gibi sürekli yeni problemler, yeni projeler çekiyor.

Ferit Ömeroğlu: İyi ki ve keşke ile başlayan cümleler kurmanızı istesek bu cümleler ne olur?

Mehtap Yıldız: Ben neredeyse 40 yaşımda MBA yaptım. Üniversiteden sonra çok hızlı iş hayatına girdim ve her şeyi yerinde öğrenerek ilerledim. Öğrenme motivasyonum hep yüksekti ama son yıllarda bu daha da artarak devam ediyor. Şimdi bakıyorum da yirmili otuzlu yaşlarda bir üniversite daha bile bitirebilirmişim. O yılları daha esnek geçirmişim. Düzen kurma ile fazla zaman kaybetmişim. Şimdiki aklım olsa 2 dil daha öğrenir, çok farklı konularda eğitimler alır, daha fazla yere girer çıkardım. İyi ki başından beri kendime çok inandım, hala da inanıyorum.  iyi ki kadın olmaktan hiç korkmadım, bilakis kadınlığımın verdiği güce inandım. İyi ki korkularımın üzerine gidip kararlar alabiliyorum ve cesur davranabiliyorum.

Ferit Ömeroğlu: “Neden?” desem ne dersiniz?

Mehtap Yıldız: Çünkü bu dünyaya gelmemizin bir anlamı olmalı. O kadar da boşu boşuna gelmiş olmamalıyız. Var olduğumuz süre boyunca bu anlamı bulmaya çalışmalıyız. Bazıları için anne olmak hayatın anlamıdır, bazıları için annesinin babasının sonucu olmaktır. Bazıları için sosyal sorumluluklara kalbini vererek çalışmaktır. Ben dünyaya gelmemin anlamını bulabileceğimi hiç sanmıyorum. Bulduğumu sandığım anda muhakkak bundan daha fazlası vardır diye düşünüyorum. Bahsettiğim her zaman büyük bir şey değil aslında, örneğin her yaptığım işe bir anlam yüklemeye, bir değer katmaya çalışıyorum. 

Ferit Ömeroğlu: Üniversite son sınıfa gelmiş sektöre girmek için gün sayan bir öğrenci, Mehtap hanımdan sektörel anlamda rehberlik görmek istiyor diyelim. Ona hangi sözlerle rehberlik yapmak istersiniz?

Mehtap Yıldız: Benim oğlum 16 yaşında, onunla çok sohbet ediyoruz. Ona söylediklerimi söylerim. Birincisi, gerçekten birisi dedi diye, biryerden duydun diye değil;  içinde bulunmaktan keyif alacağın şeyleri bulmak ve yapmak için uğraş. Çünkü o senin hayatının en önemli parçası olacak. Bunu kendin bulacaksın. Bulduktan sonra bunun diplomasını almayı bekleme, neyi yapmak istiyorsan onu yapan insanların peşine takıl, takip et, başla, bir yerinden başla. Hiçbir zaman bir kutunun içine sığma ve her zaman o kutunun dışında neler olduğunu merak et. Yapmak istediğin şey hakkında dışarıda nasıl bir dünya var? Bunu merak etmekle başlayacak her şey.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir