Ümmiye Koçak: Öleni de öldüreni de biz yetiştiriyoruz

Çektiği “Yün Bebek” filmiyle Avrasyalı En İyi Kadın Sanatçı ödülüne layık görülen, kadının sesi olmayı başaran Ümmiye Koçak eniyikadincom’dan Ferit Ömeroğlu’nun sorularını yanıtladı.

-Kadının dünyada bakıldığında sadece bedenen ve fiziken var olması gerçeği varken, sizin fikirlerinizle, zekanızla var olmanız nasıl bir duygu?

O kadar güzel ki. Çünkü ben hep şunu diyorum, ben bu dünyaya gelmişim, geliş sebebim var mutlaka. Ben bu dünyaya gelmişsem iyi şeyler yapıp, arkamdan torunlarıma iyi bir isim bırakmalıyım. Hala böyle yapmaya çalışıyorum.

-Bir şeyleri değiştirdiğinizi düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum. Yaptıklarımın karşılığını alıyor olmam benim ilerlememi sağladı.

-Yapacaklarınızın daha ilerisi var mı?

Tabi ki var. Daha yolun başındayım. Yaşım kaç şunun şurasında. Nefes aldığım sürece yapmaya devam edeceğim.Günde bir sürü mesaj alıyorum, mail alıyorum. İnsanlar dertlerini anlatıyorlar bana. Hiç unutmam bir tanesi mühendismiş, eşimi mutlu edemiyorum diyordu. “Her şeyi aldım, her istediğini yaptım ama mutlu olmuyor, napacağım” dedi. Dedim eşine iş bul, çalışsın. Çünkü bu hayatta kadın olsun, erkek olsun kendi parasını kendi alın teriyle kazanmayan insan hiçbir şeyin kıymetini bilmez. İş bulmuş karısına sonra, aradı beni barışmışlar. Yolda gördüğüm morali bozuk insana ne derim biliyor musun? Hiçbir şey için üzülmeye değmez. Bu hayata misafir geldik, misafir gideceğiz. O zaman neden biz bu dünyanın kötü yanlarını alıp, kendimizi de çevremizi de mutsuz edelim? İyilerini alalım. Düşünme hiçbir şey için, azla yetin.

-Ektiğiniz tohumlar çiçek açıyor, ama herkesin tohumu ağaç olmuyor. Nasıl yapıyorsunuz bunu?

Sevgi, inanç, samimiyet, güven. Tek başına bir tohumu oraya atarsan, çürür gider. Suyunu çok verirsin, çürür.

-Teknolojiyle aranız nasıl?

Çok iyi. Kullanmak lazım ama biliçli kullanmak lazım. Ben kaç yaşında öğrendim ama şimdi çocuklar daha altı aylıkken eline telefon veriliyor, tablet veriliyor. Bunlar yanlış.

-Bu bilince nasıl sahip oldunuz?

Çok okuyorum. Okumayı çok seviyorum. Ben Adana’nın bir köyünde bir ailenin altıncı çocuğu olarak dünyaya geldim. Tesadüfen elime ilkokuldayken Maksim Gorki’nin Ana kitabı geçti, onu okudum. Ve orada şunu öğrendim, hayal kurmak beleş. Hayallerimin peşinden koşmayı öğrendim. O zamanlar kız çocukları okutulmuyordu, ben de dedim nasıl olsa okumayacağım, o zaman ben de dedim hayal kurarım, kimse de karışamaz benim hayallerime, düşüncelerime. Bunları yazarım, bunları da herkese okur. 13 yaşından beri öykü yazıyorum. Çok okudum, okuyorum. Ama öyle aşk romanları değil, ben hayat okulunda okudum. Kendimi geliştirecek, bilgimi, kültürümü arttıracak kitaplar okudum. Yaşananlar asla unutulmaz.

Okumanın yaşlısı, genci yok. Önemli olan biliçli olmak. Sadece teknolojiye kaptırırsak kendimizi, özümüzü yitiririz. Telefonlarla bayramlarda hemen mesaj atılıyor, ben onları sevmiyorum. Ben illa sesini duyacağım. Mektup yazmak unutuldu, kart unutuldu, eskiler unutuldu. Teknolojiye karşı değilim ama yerinde ve zamanında bir şeyi öğrenmek için kullanmak lazım.

-Zorlandığınız ya da suistimal edildiğiniz zamanlar oldu mu?

O dengeyi kurduktan sonra olmuyor. Ben hiç kimseyle ilgili yanlış bir düşünceye kapılmıyorum. Benimle ilgili kapılanlara da sevgiyle yaklaşıyorum. İnsanları seviyorum, canlıları seviyorum, hayatı seviyorum.

-Kadının kadına şiddeti ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Ben onunla ilgili bir film de çektim. Çünkü bunun üstüne gidilmesi lazım. O kadar çok ki, ben görüyorum bunları. Öleni de öldüreni de biz yetiştiriyoruz. Kendimizi sorgulamamız lazım. Nerede hata yapıyoruz? Ben bir şey dediğim de bana diyorlar ki, biz ataerkil bir toplumda yaşıyoruz, bizim sesimizi kısıyorlar. Ben bunu kabul etmiyorum. Biz istediğimiz de yapamayacağımız hiçbir şey yok. Bencilliği kıskançlığı bırakırsak, beraber olursak, empati kurup samimi davranırsak emin olun yetiştirdğimiz nesil şu ankinden çok iyi olur. Canımı acıtan şeyleri, oyunlarımda anlatıyorum ben.

-Ronaldo’yla ilgili neler düşünüyorsunuz?

Gözlerimizle anlaştık. Ben başta çok çekindim ama alıştım sonra. Sevginin dini, dili yok. Ronaldo’nun çok iyi bir futbolcu olması değil, iyi bir insan olması beni kendine çekti. Ben onu takip ediyordum zaten, çok yardımsever biri.

-Kadınlara mesajınız var mı?

Ben diyorum ki, çocuklarını kendi istedikleri kalıplara sokmasınlar. Kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için, kendi kendilerini geliştirebilmeleri için onlara fırsat versinler.

-Peki gençlere?

Hiçbir zaman ben bunu yapamam demeyin, yaparsınız. Yeter ki kendinizi tanıyın. Tabiki hiçbir şey kolay değil ama en önemlisi kendinizi tanımak. Hedef belirlerseniz ve onun için çalışırsanız kesinlikle başarırsınız. Hiç kimsenin yoluna giderken gül döşenmiyor, deve dikeni döşeniyor. Siz ağır adımlarla ilerlerken deve dikenlerinin arasından gülleri toplayın.

Merhaba ben Deniz. 1991 İzmir doğumluyum ve psikoloji mezunuyum. Araştırma yapmayı ve yeni bilgiler öğrenmeyi çok severim. Part-time olarak da faydalı olabilecek bilgileri yazıya dökerek sizlere aktarmaya çalışıyorum. Takipte kalın, bilgiyle dolun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir