Uzm.Klinik Psikolog Sena Güllük: PSİKOLOGLAR, KİŞİLERİN SEÇİMLERİNE MÜDAHALE ETMEZ

Bir psikoloğun da psikoloğa görünme ihtiyacı oluyor mu, psikologların iç dünyalarında yaşadığı güçlüklerin tedavisi nasıl oluyor gibi soruları hep merak ettim. Bu bölümde Uzm. Klinik Psikolog Sena Güllük ile buluştuk. Toplumsal kutuplaşmadan, psikolojinin incelikli köşe başlarına kadar birçok konuyu konuştuk. Sena Hanım mesleği icracı olmaktan ziyade idealize yaşamayı şiar edinmiş bir karakter olarak karşımıza çıktı.

İşte sohbetimizin satır başları;

Ferit Ömeroğlu/ÖZEL HABER
f.omeroglu@eniyikadin.com

Ferit Ömeroğlu: Sizi sizden dinleyebilir miyiz?

Uzm. Klinik Psikolog Sena Güllük: Merhabalar, ben Psikolog Sena Güllük. Uzmanlığımı üç ay önce Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı ile Üsküdar Üniversitesi’nde tamamladım. Meslek hayatı içerisinde üçüncü yılımı bitirdim. Şu an İstanbul Avrupa Yakası’nda bulunan bir özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde müdürlük yapıyorum.

“PSİKOLOGLAR, KİŞİLERİN SEÇİMLERİNE MÜDAHALE ETMEZ, NASİHATLER VERMEZ”

Merak edenler için sormak istedim. Klinik Psikolog neler yapar, neler yapmaz?

Klinik Psikolog olarak değil de psikologlar neler yapar şeklinde ele alalım. Psikologlar onlara gelen danışanları dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin sosyal hayatlarında işlevsizliğe yol açan duygu, düşünce ve davranışları kişinin kendi perspektifinden ele alarak benliğini keşfetmelerine imkan tanırlar. Her bireye biricik olduğunu duyumsaması için fırsat tanırlar. Psikolog, etik kurallar çerçevesinde danışmanlık hizmeti almak isteyen danışanına kendi yolunu bulması için yardım eder. Psikologlar, kişilerin seçimlerine müdahale etmez, nasihatler vermez, cümleleriyle bir yönlendirme yapmaz. Kişinin içerisinde var olan potansiyelleri çıkartmada belirleyici rol oynar. Bu esnada ayna görevi yapar, danışanlar ise dışarıdan kendilerini izleme fırsatını terapi esnasında bulmuş olurlar.

“İNSANA DOKUNABİLMEK İÇİN KLİNİK PSİKOLOJİ ALANINI TERCİH ETTİM”

Neden klinik psikolojisine yöneldiniz?

Klinik Psikolojiye yönelme sebebim, psikoloji biliminde bütüne hakim olmak ile psikopatolojiye ilgimdir. Klinik Psikoloji, dört yıllık psikoloji lisansından sonra klinisyen olmak için okunan master programıdır. Psikoloji alanı diğer meslekler gibi dört yılın sonunda “hadi işe başlayalım, nasılsa okul bitti” gibi bir yolu olan alan değildir. Her geçen gün insan fıtratına dair öğrendiğimiz yeni deneyimlerin, devamlı bir şekilde araştırılıp okunması, derinlemesine sentezler yapılmasının gerekli olduğu bir bölümdür. Kapsamlı bilgi birikimine sahip olmak ve insana dokunabilmek için Klinik Psikoloji alanını tercih ettim.

Klinik Psikologlar ülkemizde hak ettiği değeri görüyor mu?

Psikologlar birçok alanda iş imkanına sahiptirler. Klinikler, okullar, kreşler, hastaneler, ceza evleri, bakım merkezleri, şirketler, reklam ajansları gibi vakıf ve devlete bağlı çoğu kurumda faaliyet gösterebilirler. Bunun yanı sıra toplumun geleceği ve yarının yetişkini olacak çocuklarımızın fizyolojik, psikolojik ve bilişsel gelişimlerine olumlu girdiler sağlayacak olan psikologların meslek yasasının olmayışı çok üzücüdür. Bu durum iş yerlerinde mobbing ve benzeri davranışlara sebep olurken makro boyutta ise meslekte olmayan bireylerin danışmanlık merkezi açmalarına ve işletmelerine imkan sağlamaktadır.

Bir kadın olarak psikoloji alanında yer almak sizin için ne ifade ediyor?

Bir kadın olarak psikoloji alanında olmam geleceğe karşı umut ve güç hissiyatı doğuruyor. Çocuklarla veya ergenlerle çalıştığımda onların problemlerinin çözümünde etken olmak tüm dünyayı değiştirebilecek potansiyelim olduğu duygusunu yaşatmaktadır.

Toplumsal kutuplaşmalarda siz bir psikolog olarak sorumluluk alır mısınız?

Birlik, beraberlik ve uzlaşma boyutunda bilime yönelik bir projenin oluşturulması ve hayata geçirilmesi için sorumluluk alırım.

Mesleğinizin zorlu yanlarından biraz bahsedelim.

Benim için mesleğin zor yanı bir psikolog olarak sizin sürekli güçlü, üzülmeyen, tasalanmayan bir yapıda olduğunuzu sanmalarıdır.

Türkiye ve dünyada klinik psikolojiye bakış açısı nasıl? Sizce nasıl olmalı?

Amerika, İngiltere, Avusturya, Almanya gibi ülkelerde psikoloji okuyan çoğu kişi eğitimlerini tamamladıktan sonra, danışman, psikoterapist ve klinik psikolog olarak özel ve kamu sektöründe iş hayatına atılırlar. Türkiye’de ise dört yıllık eğitimin yanı sıra psikoterapi eğitimleri almak ihtiyaç haline gelmektedir. Türkiye’de psikologlar mesleklerinin ilk iki yıllarında fire vermeden eğitimlerini alarak kendilerini geliştirir ve bir tarz belirlerse ilerlemeleri mümkündür. Psikologların görev tanımlarının yapılması, psikoloji eğitiminin alt yapısının tekrar gözden geçirilmesi başta sosyal psikoloji olmak üzere makro ve mikro düzeyde ülke adına pozitif gelişmelere yol açacaktır.

“GENEL KANIM, MESLEK İHLALİ YAPTIKLARI YÖNÜNDEDİR”

Klinik psikolog ya da psikiyatrist olmayıp bu alanda hizmet veren kişileri nasıl değerlendiriyorsunuz? (yaşam koçu, nlp uzmanı vb.)

Genel kanım, meslek ihlali yaptıkları yönündedir. Dört yıllık emek sarf edip eğitimlerini görmüş psikologlar insan yaşamına değer verdikleri için kendilerini donatıp sahaya öyle atılmayı düşünürken sertifika eğitimleri almış bireylerin “koçluk” adı altında bireylerin duygu, düşünce, davranış ve seçimlerini etik olmayan yönlendirmeler çerçevesinde şekillendirmesi usulsüzlüktür.

“HER PSİKOLOĞA GİDEN DİVANDA UZANMAMAKTADIR”

Hiç psikoloğa gittiniz mi? Divanda uzanmak nasıl bir şey sizce?

Psikoloğa gittim. Her psikoloğa giden divanda uzanmamaktadır. Psikanalitik ekolün terapi tekniği olarak kullandıkları bilinçdışı sağaltım içinden ne geliyorsa değiştirmeden söyle ifadesi danışanın divanda uzanmasıyla eş bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Psikoloğa gitmemin kişisel anlamda olumlu getirisini belirgin bir şekilde yaşamayacağımı düşünmekteydim fakat bir akşam vakti zihnimi meşgul eden birtakım olayları psikoloğuma anlatmış evime dönüyordum. Zihnen ve bedenen hafiflemiş, ellerindeki yükleri geçici süreliğine bırakmış ve sürekli olarak nasıl bırakacağını düşünen biri olarak hatırlıyorum kendimi…

Psikolojik olarak sağlıklı olduğumuzu nasıl anlarız?

Sosyal işlevselliğiniz var, duygu, düşünce ve davranışlarınız birbiri ile uyumlu, sosyal yaşamınızdaki stresle baş etme mekanizmanız somatik belirtilere yol açmıyorsa (baş ağrısı, mide ağrısı, vücut ağrıları) uykularınız düzenli, iştahınız iyi fobik durumlarınız yok denecek kadar azsa, duygu durumunuzda dengesizlik yok ise genel itibari ile psikolojik olarak sağlıklı denilebilir.

Psikoloğa ne zaman gitmek gerekir?

Kişi kendi hayat seçimleriyle ilgili kararsızlık yaşadığında da kendinin farkına varmak, ne istediğini doğru bir şekilde tespit etmek amacıyla da psikoloğa gidebilir.Sebepsiz kaygı, tedirginlik, korku yaşıyorsanız, stresle başa çıkamadığınızda fiziksel ağrılara maruz kalıyorsanız, duygu durumunuz gün içerisinde sık sık değişiyorsa, uykularınız düzensizleşmeye başladıysa, iştahınız her zamanki gibi değilse, kişilerarası ilişkileriniz sizin bulunduğunuz durumdan kaynaklı bozuldu ise, sosyal işlevsizlik söz konusuysa, evde veya dışarıda yineleyen rahatsız edici söz ve davranışlar siz istemeseniz de zihninizden geçiyorsa psikoloğa gitmeniz gerekir.

Anksiyete Nedir?

Somatik belirtilerin de (baş ağrısı, mide ağrısı, vücut ağrıları vb) eşlik ettiği, nedensiz korku, endişe ve tedirginlik durumudur. Anksiyete sık karşılaşıldığı için her zaman psikolojik bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemelidir. Yeni işe başladığımızda, iş başvurusu yaptığımızda veya yeni tanışacağımız birini beklerken de anksiyete içerisinde olabiliriz.

Sosyal yaşamı etkileyen nedensiz korku, huzursuzluk, çabuk yorulma, tetikte olma, dikkatini toplayamama, baş dönmesi anksiyete belirtilerindendir. En az altı aydır bu durum kişinin yaşamında bulunuyorsa anksiyete bozukluğu tanısı konulabilir aksi halde sadece anksiyete belirtilerinden bahsedilebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir