Uzm.Klinik.Psk.Sena Güllük: Aile Tutumlarının Çocuklardaki Kişilik Gelişimlerine Etkileri

İnsanın yaşadığı müddetçe ve gelişiminde, dünyaya gelmeden önce başlayan ve doğumdan ölüme kadar etkisini devam ettiren toplumun en küçük yapı taşından olan aile kavramı; biyolojik, sosyoekonomik, kültürel ve sosyal psikolojiyi ilgilendiren toplumsal boyutuyla çocuğun ruhsal yapısını, duygu, düşünce ve davranışlarının gelişimini şekillendirerek yön vermektedir.

Çocukların psikolojik gelişiminde en önemli ortam aile ve yanlarında büyüdükleri bireylerdir. Çocuğun; fizyolojik, psikolojik, sosyal, zihinsel gelişimi, büyüdüğü ortam ve özellikle anne babasının davranış tutumlarıyla yakından ilişkilidir.

Anne ve babaların çocuklarını; fizyolojik, psikolojik, sosyal ve zihinsel boyutta sağlıklı bir birey olarak yetiştirmeleri için çocuklarının gelişim dönemlerini bilmeleri gerekmektedir.

Çocuklar yetişkinin küçük versiyonu değildir. Çocukları yetişkinlerden ayıran birçok özelliğinin yanında en güçlü üstünlüğü öğrenme güdüsü ve keşfetme merakıdır.

Çocukların ebeveynlerinden aldıkları en mühim iki faktör sevgi ve eğitimdir. Sevgiyi koşulsuz kabul, koruma kollama şeklinde ele alırsak; eğitim ise kuralları, inanç sistemlerini, kişinin sosyal hayatı için gerekli olan toplumsal normları ve genel olarak her şeyin öğretilmesini kapsamaktadır. Kişilik problemi veya davranış sorunları olan çocukları gözlemlediğimizde ebeveynlerinin olumsuz tutumlarıyla karşılaşmaktayız. Sevginin yetersiz veya aşırı olması; koşula yönelik sevgi, koşulsuz kabul edilmeme, eğitimin içinin boş olduğu halde sıkı bir tutum veya normalden fazla rahat aile tutumları çocukların ileriki yaşamlarında; duygu durum bozukluğu, kişilik problemleri veya psikopatolojik durumlara yol açtığı gözlemlenmektedir. Haddinden fazla sevgi, sağlık çerçevesinde olmayan anksiyete (endişe) boyutunda koruma güdüsü, bağımsız hareket imkanı tanımama çocuklarda öz güven eksikliği doğurabileceği gibi bağımlı bir birey olma yolunda da beslemektedir. Çocuk anne ve babasından başkasına güvenememekte ve kendi doğru tercihlerinde bile kararsızlık çekmektedir. Gerektiğinde birey olduğu hissettirilmeli ve doğru kararlarını pekiştirmek için gerekli atılımlar yapmak kritik süreçlerden olmaktadır.

Sevginin yeteri kadar hissedilmemesi ise çocuğun gerek kendisine gerekse çevresine karşı güvensiz duygu, düşünce ve davranış tutumlarına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra çevresine ve hayata karşı olumsuz duyguları içselleştirecektir.

Bazı aileler eğitimi sadece disiplin olarak algılamakta olup; ne zaman ne şekilde otoriteli davranacaklarını bilememektedirler. Aşırı hoşgörü ve katı cezalandırmalar çocuğun kişilik gelişimini etkileyerek dengesiz davranışları olan bireyler meydana getirecektir. Çocuk doğru ve yanlışı ayırt etmekte zorlanacak arkadaş ortamlarında dışlanacaktır. Bu süreç ise psikolojik süreçte iç odaklı bir yapı sergilemesine, öfke patlamalarına neden olacaktır.

Çocuklarınızın fizyolojik, psikolojik, sosyal gelişimlerinin sağlıklı işleyişi için ebeveynler olarak baş edemediğiniz durumlarda uzmanlara danışmayı ve yardım almayı ihmal etmeyin. Unutmayın ki sağlıklı ebeveynler sağlıklı çocuklar yetiştirir. Siz ve çocuklarınız toplumumuzun geleceği için çok değerliler.

Uzman Klinik Psikolog
Sena GÜLLÜK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir