Yasemin Şefik: Sezen Aksu bir gün dayanamayıp telefonunu eline aldı ve…


İsminin geçtiği yerde “En iyi konuklar ona çıkıyor ya…” cümlesi de mutlaka eklenir hemen. Aykırı Instagram postları, mizahı, sorgulayıcı ve sorgulatıcı hicivleri ile fevkalade bir isim Yasemin Şefik. Teknolojinin duraksama bilmeyen hızında, radyo programcılığında marka değerini teknoloji hızı gibi arttıran bir figür… Hal böyleyken de muhabbet koyu, sorular çok, cevaplar çarpıcı, enerji ise gümbür gümbür…

Cem Yılmaz’dan Sezen Aksu’ya, aşktan kıskançlığa, radyodan stand up gösterilerine kadar pek çok şeyi konuştuk. İklimin etkisi ve muhabbetimizin zenginliğine dem vurup bir kahve söyleyebilirsiniz kendinize…

İşte keyifle okuyacağınız röportajımız…

Ferit Ömeroğlu: Ünlü radyo programcısı mı, hikaye anlatıcı veya haber anlatıcısı mı, yazar mı hangisi Yasemin?

Yasemin Şefik: Ne halt olduğu belli değil. (Gülüyor) Anlatıcı çünkü anlatıcının içinde hepsi var. Çünkü aslında radyo programcısıyken anlatıyorum, yazıyorum anlatıyorum. Bu yüzden anlatıcı tanımını seviyorum.

Ferit Ömeroğlu: Yıllarca radyolardaydın. Şimdi ilave olarak gösterilerde var. Hangisinde daha özgür ve rahat hissediyorsun?

Yasemin Şefik: Radyo benim mesleğim. Ben radyo yapıyordum da oyuncu oldum, sonra stand up yapmaya başladım gibi değil… Ama sahneye çıkmak acayip bir duygu… Yani o ahşap zemine bastığın anda garip bir ego sarıyor seni bir şekilde… Bir de en kötü tarafı da şu: “ya mahvedersem?” Adrenalin de çok yüksek. Mesela oyun falan bittikten sonra herkes yorgun ben böyleyim: “Eee evet daha ne yapıyoruz? Şimdi başka bir şey yapıyor muyuz?” (gülüyor) Radyo programı benim zaten günlük normal rutinim. Millet 9-6 işe gidiyorsa ben de 10-12 yayın yapıyorum. Yani sahneye çıkmakla radyoya ya da programa gitmek aynı heyecan değil.

Kariyerine baktığımız zaman radyo öncesinde radyocu olacağım diye büyüyen bir Yasemin yok ama sonra radyoya giriyor ve bugünlere geliniyor. Ya da sahneye çıkacağım diye bir şey yok bir şekilde bu fikir gelişiyor. Gelecekte o zaman şu akla gelmeli mi: Yine aklında olmayan ama ilerde karşına çıkabilecek bir şeyler bekliyor muyuz?

Şöyle söyleyeyim: hiç bilmiyorum ve 20 yaşında bana bu soruyu sorsaydın eğer “ya ben oyunculuk mu yapacağım” falan derdim. Büyüyünce büyük konuşmamak gerektiğini öğreniyorsun. Ben üçüncü jenerasyonum radyoculukta, baktığında ben 16 yaşında radyoya giriş yaptım. Staj dönemindeyken bir anda radyoya geçtim. O dönem “ben radyo programı neden yapayım ki, ben o değilim” mantığıyla gidiyordum. Sonra baktım ki benim yaptığım radyo programı o değil zaten.

Peki sonraki yıllarda heyecan nasıl devam ediyor? Teknoloji ilerliyor insanların radyoya olan ilgisi azalıyor. Siz bir şekilde aynı mesleği devam ettiriyorsunuz…

Bir gün arkadaşım, “radyo bitecek ya” dedi. Ben de bitmeyeceğini söyledim. Meslektaşım kendisi… Onun derdi aslında şu: “ Radyo biterse ne yapacağız biz?” Şu an birçok gazete kapanıyor. Yayın evleri, matbaa ile ilgili sorunlarımız var. Bunlar çok ticari… Memleketin ekonomisiyle ilgili… Radyo bir kere bir medya organı olarak hiç görülmedi. Sadece duygu işlevi sağlıyor. Yıl 2085. Bir film izliyoruz hep beraber… Her yer çöl… Her yer bitmiş… Yine radyo var. O fütüristik hayatın içinde radyo var. Radyo çok kolay dağılabilecek bir şey değil çünkü… Radyonun üzerine televizyon çıktı, televizyonun üzerine dijital, sanal dünya çıktı. Radyo hep vardır ve devam eder.

“BİR NAZLI ÇELİK DEĞİLİM, BİR SEDA SAYAN DEĞİLİM.”

Radyo sektörünü FIFA oyunu gibi görsek… Best FM’e Barcelona Yasemin Şefik’e de Messi diyebilir miyiz?

Türkiye’nin en önemli reklam işlerini yapan ajanslarından bir tanesi bundan yanılmıyorsam 10 yıl önce ya da 8-9 yıl önce bu dediğin gibi bizi bir futbol sahasının içine koydular. Tek kız bendim, çok mutluluk verici bir şey… Bir yandan Ceyhun Yılmaz var, Cem Arslan var, Nihat Sırdar var derken işte… Aaa bir tek ben varım. O anda senin sorduğun sorunun o anki duygusu şuydu: “Ben ligdeyim yani…” Çünkü kadın olmak da bu sektörde zor bir şey… Ben izdivaç programı yapmadığım için zaten senin algında henüz oraya yaklaşmamışım, haber programcısı da değilim. Nasıl söyleyeyim? Nazlı Çelik değilim yani… Seda Sayan da değilim. Bir dakika ben normal klasmanın içine girmişim diyebilir miyiz? Belki evet.

“KASAP OLSAM BELKİ BEN DE NUSRET OLURDUM”

Ama Yasemin Şefik’i tanıyan ve ya uzaktan sosyal medyadan bakan edilgen bir kadın diyemez. Bunun da mesleğindeki başarınla bir ilgisi yok bence…

Karakterle de alakalı… Kasap olsam belki ben de Nusret olurdum bilemiyorum ki. Yaptığımız işlerdeki amacımız en iyisi olmak tabi ki. Bakkalsan ona göre bakkal oluyorsun. Öğretmensen de öyle… Öğretmenlik çok kıymetli bir meslek… Bu eğitim sisteminin içinden sıyrılabilip bir şeyler anlatabilmek… Biz bunu başardık. Köy okuluna bunu yaptık. O da çok kıymetli bir şey… Ben de radyoda bunu muhtemelen kendi içimde karakterim doğrultusunda yapıyorum.

X medya. Hiç önemli değil hangi kurum olduğu… Şu an genel yayın yönetmeni arıyor. “Yasemin Hanım selamlar” deyip şu konuşmayı yapıyor: “Şu an biliyorum çok saçma olacak ama size bir teklifim var. Kurumda ortak alınan bir karar… Bugüne kadar çok şey yapmış olabilirsiniz, savaş muhabirliği şu anki pozisyonunuzun altında oluyor diye düşünebilirsiniz ama gerçekten bunu sizinle denemek istiyoruz. Maaşınızda hiçbir ekonomik kaygı gütmenize gerek yok, açık çek” diyor. Bu konuda ikna edilebilir misin ?

Bundan belki beş sene önce ikna edilebilirdim. Konu inan maddiyat değil… Konu şu an sistemimin akışı… Yine büyük konuşturuyorsun beni… Şu an bir sistemim var mesela… Yapmam gereken gösteriler var. Bu sezon yazmam gereken teslimatlı bir kitap var. Bunların hepsini bitirip o kafaya geçmem içinde gerçekten çok heyecanlanmam lazım. İnan bilmiyorum her an her şey olabilir. (gülüyor)

“OYUNCU OLSAYDIM DEMET AKBAĞ GİBİ BİR KARAKTER OLMAK İSTERDİM”

Radyo programcılığının ve oyunculuğun bazı yönlerden benzeştiğini düşünüyorum. Radyo programını yapan kişi de belli bir karaktere bürünüyor, aslında rol yapıyor diyebilir miyiz? Sizce de farklı bir karakter oluyor mu? Şayet böyleyse Yasemin Şefik sinema dünyasında hangi oyuncu olduğunu söyleyebilir?

Evet rol yapıyoruz. Radyo gerçekten bir rol meselesi… Bana ilk sahneye çıktığımda stand up şovları için, -bu benim karakterim için geçerli- bir şey eklemek gerekiyor ki insanlara bu gösterinin hikayesini tam anlatacak bir temaya ihtiyacım var. Hicivli, hafif agresif, alaycı ama bir taraftan da ben fena halde iyimser olduğum için zaten o agresyon var. Oyuncu olsaydım muhtemelen Demet Akbağ gibi bir karakter olmak isterdim. Bir sürü kadın karakteri canlandırabilmek… Onda çok acayip bir şey var. İnşallah bir gün Demet Akbağ ile röportaj yaparsınız. Elli tane farklı kadını oynamış birinden bahsediyoruz. Radyoda benim yaptığım tek bir kadın şu anda. Kadın çok değişken bir yaratık. Siz şimdi burada üç erkeksiniz. Daha stabilsiniz. Daha dış dünyayla kendi karakteriniz daha bağlantılı… Kadınlar olarak ruh hali olarak her an değişiyoruz. İlişkilerimizi düşün hep bir kavga nedeni var… Bu bizim ruh halimizle alakalı ne istediğimizi bilmediğimizle alakalı değil fazla bildiğimiz için.

CEM YILMAZ’IN PROGRAMA DAVET EDİNCE, “SEVE SEVE… ZATEN BİLİYORUM SİZİ” DEMESİ O KADAR KIYMETLİ Kİ…

Cem Yılmaz gibi bir figür… O’nun zihninde Yasemin Şefik’e konuk olmaya iten duygu nedir?

Şöyle bir şey başlattım radyoda, ben sadece şarkıcı konuk almak istemiyorum ya da klip yönetmeni. Radyo aslında yaşayan bir sistemi anlatıyor sizlere. Diyor ki bu şoför bunu yapıyor. Sabah mesela Cem program yapınca taksicilerle çok acayip bir ilişkisi var ya da siyasilerle falan. Benim programımın içeriğinde sadece şarkıcı olamaz biz müzik çalıyoruz sadece şarkıcı konuk. Elif Şafak da konuk oldu bana. Cem Yılmaz, oyuncular falan. Benim derdim şuydu her sektörden konuklar olsun. Ama her sektörden iyisi , hikayesi olan insanlar. Bu ülkedeki en iyi hikayeler zaten hepimizin bildiği ama radyoda acaba nasıl anlatacak dediğimiz insanlar. Cem Yılmaz onlardan biri. Bence Cem Yılmaz her şeyi çok iyi takip eden biri. Eminim Ekşi Sözlüğü de açıp okuyordur. Bir yerde yakalıyor. Ona biz şöyle gitmedik
“Lütfen benim programıma çık” tabi ki çok istiyorum programıma çıkmasını ama teklif götürdüğümüzde, ” seve seve biliyorum” demesi bile o kadar kıymetli bir şey ki.. Biz iki program yaptık bu yeni filmiyle de program yapacağız. Amacım Cem Yılmaz’ı anlatmak. Bir de ben Cem Yılmaz seven biriyim. Çok güzel anlatıyor. Doğru soruyu sorduğunuz zaman zaten daha da program coşuyor. Benim derdim neden her filmden sonra saçını kestiriyorsun olabilir. Ama onun alt metni, duygusu ne olabilir? Ne hissediyor ki o hale geliyor? Bırakıyorsun zaten anlatıyor.

“SEZEN AKSU BİR GÜN DAYANAMAYIP TELEFONU ELİNE ALDI VE…”

Yasemin Şefik denince en başta şu akla geliyor: Çok iyi isimleri konuk alıyor. Peki bunun hazırlık süreci nasıl oluyor?

Birçoğu arkadaşım. Ben onlarla beraber büyüdüm. Hatta birçoğumuz beraber büyüdük. Aynı yaşlarda bu işlere başlayıp büyüdük beraber. Büyürken de hikayelerimiz oluşmaya başladı. Sezen Aksu’yu çok istiyorum. Yıllardır yalvarırım. Sezen Aksu’nun ekibini arayın. Yasemin Şefik arıyor deyin artık ekip fenalık geçirir. Sezen Aksu artık dayanamadı telefonu aldı. Bana şöyle dedi: “Şimdi sana çıkarsam insanlar saldıracaklar bize de gel bize de gel diye.” Ama bu demek değildir ki yapmayacağız tabi ki hala imkanımız var. Sezen Aksu o kadar önemli bir figür ki Türkiye’de bir çok jenerasyonu şarkısıyla yaşatmış bir şekilde.

“HEYECANDAN KALBİ ÇIKACAK GİBİ OLAN OYUNCULAR GÖRDÜM”

Mesleğinde farklılaştığını düşünüyor musun?

Eğer aynı kalırsam kaygılanmaya başlarım. Bir dönem bana çok yüklendiler. Sosyal medya fenomenlerini yayına aldım. Kim bu adamlar diye. Atıyorum Halil Söyletmez kimdir ne iş yapar? Düşüncesi nedir? Halil Söyletmez benim programıma çıktı ben film falan yapamam demişti. Ben sosyal medya fenomeni aldığım zaman insanlar bana ne yapıyorsun sen bunlara ne gerek var demişti. Şimdi baktığınız zaman her şey tersine döndü. Orda farklı bir dokunuş yapmak istemiştim. Benim derdim adam kim? Çünkü bir değişim var sadece Halil de değil. Ben heyecandan kalbi çıkacak gibi olan oyuncular gördüm, gencecik çocuklar. Şimdi hepsi dalyan gibi ve “evet ben anlatabiliyorum”. Onun o değişimini görme… Radyo ses görüntü yok. O an seni dinleyen kişiye doğru bilgiyi doğru duyguyu verdin verdin. Çünkü görüntüde bakıyorsun sadece . Herkes için avantajı olmayabiliyor o yüzden radyo çok ilginç bir mecra.

Yeni konuk aldın. Hakkında pek bir bilgin yok ama şarkıları ses yapmış dinliyorsun da ama soru soruyorsun cevap yok, derinlik yok. Bakıyorsun şarkı söylediği için bir yerde ama kendini yetiştirmemiş falan…

Onu görüyorsunuz bir yerde. Yarın öbür gün siz de fark edeceksiniz. Kelime haznesinden anlıyorsunuz zaten. Ben çok kitap okurum diyor mesela ama o bir saatlik program içerisinde kullandığı kelimeler sürekli dönüp duruyor. Baktım da bu mu ya dediği insanlar oldu. Ama daha çok tezatlarım da oldu. Mesela bana dediler ki Levent Yüksel’i konuk alıyorsun da adam konuşmuyor. Adamı iki kere hayatımda konuk aldım müthiş bir ses zaten, yorumcu. Susturamadık. En son programda dedim yıllar önce bir program yapmadan bana böyle dediler. Bana dedi ki insanlar benim gözümün içine bakmazlarsa ben ne anlatabilirim.

“İki satırlık adamları musallat etmeyin ömrünüze şiddetli sevmek ile şiddetle sevmek aynı olamaz.” Sıla Ahmet Kural olayı üzerine paylaştığınız bir tweet bu… Ama ben konunun dışında şunu sormak istiyorum: Şiddetli sevmek ne demek?

Çok sevmek, çok seviyorum, senin için ölürüm kısmı var ya arabeskten gelme bir şeydir o aslında baktığınızda. Senin için acayip yaşarım diyen yoktur mesela baktığınızda. Senin için ölürümcülük var. Bir adam ya da kadın sana finalde çat diye vuruyorsa.

“SENİNLE ARKADAŞ OLALIM SENİ DE KISKANIRIM”

Güzel sever misin?

 E tabi ki herkes güzel sever. Güzel severim yani ilgilenirim. Bu arkadaşlarım için de geçerli. Mesela ben sizi çok sevdim hadi gelin akşam takılalım derim. Hadi gelin bir yerde sohbet edelim, bu kitabı okudun mu bilmem ne yaparım. Sevmenin bir sürü şekli var illa saçını okşamak değildir sevmek. Başlarda bi anda her şeyi vermeye çalışan tiplerdenim. Onu yapayım bunu yapayım gibi. Ne çevrimiçi mi oldu gibisinden. O tipim ben , dışarıdan çok cool görünürüm ama orda bir çığırımdan çıkıyorum.

Kıskanç mısındır?

Tabi ki kıskancım neden olmayayım. Seninle arkadaş olalım seni de kıskanırım. Var ben de o potansiyel.

Bunu niye ben düşünemedim dediğin oluyor mu?
Yasemin Şefik: Evet ama bu düşünce sistemini seviyorum ben. Şimdi sen Sezen Aksu’yu konuk alsan kıskanırım ben seni.

Çok rakip ve düşmanlarının olmadığını söyleyebilir misin?

Bence hepimizin rakip ve düşmanları var. Şimdi şöyle bir şey düşünün Tarkan albüm yapıyor ikimiz de radyocuyuz ya da ikimiz de televizyoncuyuz. İlk önce kime çıkacak doksanları düşünürsek sen Cem Özer’sin ben Okan Bayülgen’im. Sana mı bana mı kavgası var. Orda ben kıskanırım. Yapıcı bir kıskançlık değil o andaki. Bana niye çıkmadı kardeşim kıskançlığı olur yani. Ayıp da bir şey değil. Çok hırslı olması tehlikeli olabilir.

“AŞK ACISI ÇEKTİM, KENDİMİ YÜRÜYÜŞLERE VURDUM”

Hiç aşık oldun mu?

Oldum tabi deli misin? Olmaz olur muyum? Aşk acısı çektim, kendimi yürüyüşlere vurdum. Aşk çok güzel bir şey ama işte yaşla da alakalı benim en büyük aşk acım yirmili yaşlarda oldu o zaman daha büyük ya her şey yani şu mekana bir giriyorsun daha büyük zannediyorsun. Çocukken yaşadığınız eve gidin küçücükmüş burası falan dersiniz. O duygu da öyle bir duygu.

Mesela çalsa telefon şimdi bakmazsın. Ama bir enteresan durum oldu açtın. Belki önemli bir haber bekliyorsun. O ses, “Alo!” diyor. On beş sene geçmiş… Şu an programı bitirip heyecandan titreyip gitmezsin yani?

Yok hayır. Çünkü o çok uzun bir süre önceydi. Aşk bitebiliyor. Aşkı senin bitirmen konu aslında. Diyelim ki seninle on yıldır ilişkim var benim. Bitmiş artık cılkı çıkmış yani ama birbirimizi seviyoruz. Sonra bir dönem geliyor bizim aşkımız da bitiyor. Bugün ne yaptın konusu bile gidiyor orada aşk bitiyor demek. O bitince de senin onu kabul etmen gerek.

Peki hiç bitmeyen aşka şahit oldun mu?

Annemle babama mı geleceğiz, onlar da bitti ayrılıkla sonuçlandı. Çok güzel aşklar çok güzel yuvalar var baktığınızda ama bize filmlerde romanlarda imkansız aşkın sonsuz aşk olduğunu söylediler. Evde bulaşık yıkandığını mortgagelara girdiğimizi söylemediler. Sinema sektörüne bakın romantik komedi filmleri sadece komedi ağırlıklı var. Amerika’da hiç yok neredeyse. Eskiden öyle değildir Julia Roberts’lar bilmem neler… evlenin evlenin çocuk yapın falan. Baktılar millet evlendi, sonra baktılar ayrılıyorlar.

Mecnuna ulaşacağını düşünüyor musun?

Yo hiç düşünmüyorum ama ararsa konuşuruz. (gülüyor)

Sosyal medyada yaşadığın ilginç bir anı oldu mu?

Sosyal medya hesaplarım bir yıldır falan var benim elimde tekrar çünkü ben hacklendim. Hesabımdan sapıkça şeyler paylaşıldı meğerse bilmem nerden küçücük çocuklar yapmış. Bir gün bana Twitter’dan bir mesaj geldi bir arkadaşımın hesabı hacklenmiş bana mesaj atıyor kişi diyor ki falancanın numarasını verir misin diye. WhatsApp’tan yazar bana diye düşündüm, uyanmasam… O kişiyi aradım, Asuman Krauseydi galiba o hacklenen. O kişi birçok menajeri arayıp DM’den yazıp birçok ünlünün numarasını almış.

‘EKŞİSÖZLÜK TWİTTERIMSI BİR YER ARTIK’

Ekşi sözlük takip eder misin?

Bayılırım. Bütün başlıklarına bakarım. Telefondan bakıp da değil eski sistem seviyorum bilgisayardan açıp bakıyorum. Orda mesela biri yorum yapıyor, onun hesabına girip yaptığı yorumları okuyorum. Ben kayboluyorum orda bir bakıyorum iki saat geçmiş.

Neye sinirlenirsin Ekşi Sözlük’te gördüğünde, sinirlenir misin?

Eskiden sinirlenirdim ama artık öyle bir durum yok. Kendimle ilgili değil ama genel olarak. Zaten sinirlenecek bir şey yok. Adama nasıl derdimi anlatayım ki ben öyle yapmadım böyle yaptım diye. Ekşi sözlük hesabım da yok benim. Sağlam okurlarından biriyim. Ama orada da değişik bir şey olmuş. Bundan beş altı sene önceki ekşi sözlük sahibi arkadaşımdır insanlar değişti, eskiden şey oluyordu mesela bilmem ne dizisi ya da bilmem ne galerisi, fotoğrafıyla ilgili bilgi alabiliyordum ordan. Ben şunu gördüm o kadar Twitterımsı bir şey ki artık.

‘FACEBOOK BİR HABER KAYNAĞI DEĞİL’

Habere sosyal medyadan mı televizyondan mı dijital haber sitelerinden mi ulaşıyorsun?

Biz medya okurluğunu daha anneme de öğretemedik anneme sorsan nerde okuduğunu Facebook’ta der Facebook bir haber kaynağı değil. Twitter da değil. Olaylar takip edilebilir bir haber akışı sağlıyor. Ama bana gerçekten bir haber kaynağı olarak gelmiyor. Atıyorum bilmem ne kurumu paylaşmadığı sürece ya da bilinen biri paylaşmadığı sürece. Gerçekten ben altına üstüne bakıyorum mesela benim köpeğime bir şey oldu, benim çocuğuma şöyle yapıldı, hastane bana bunu yaptı altına bakıyorum daha önceki tweetlerine bakıyorum. Medya okurluğunu bilmiyoruz. Umarım eğitim sektöründe bu iş de çözülür. Çünkü onu öğrendiğimizde haber kaynağının ne anlama geldiğini ve yayılımını etkileyeceğini düşünüyorum. Çünkü saçma sapan şeyler yayılıyor şu an.

Bir insan neden stalk yapar? Stalk Hesabın var mı?

Meraktan yapar. Hayır, yok.

Nuri Bilge Ceylan mı Aleyna Tilki mi bir medya programcısı için ideal konuktur sence? Hipnoz için en ideal konuk senin içinde en ideal konuk mu? Mesela Nuri Bilge Ceylan daha çok haber değeri taşıdığını düşünüyorsundur belki ama Aleyna Tilki daha çok iş yapacaktır. Hangisini alırsın?

Ben ikisini de alırım. Aynı anda gelse daha büyük bomba olurdu herhalde. Bir radyo programına çıktığınızda basında olay haber olmasını istiyorsanız bu benden geçmiyor aslında kişinin verdiği cevaplarla alakalı. Aleyna Tilki burada popüler kültürü temsil ediyor. Nuri Bilge Ceylan sinema sektörünün en önemli isimlerinden biri ve kült bir isim baktığında evet ama şöyle bir şey var ben onların ikisini yan yana getirirsem büyük başarı bende olur. Seçmek zorundasın deseler Aleyna’yı çok aldık Nuri Bilge Ceylan’ı alırım. Benim yayıncı olarak baktığım şey şu Nuri Bilge Ceylanı bir dahaki haftaya ve ya bir dahaki aya alabiliyor muyum hayır hemen onu alırım.

EN BÖLÜMÜ

Konuk almak için en çok uğraştığın isim?
Yasemin Şefik: Sezen Aksu, alamadık ama… (Gülüyor)

En best listesi yapsam ilk üç değişmez kesinlikle?
Yasemin Şefik: Ayşe Özyılmazel var, canım arkadaşım. Sevtap Tuzcu var, Ebru Taştan var.

Aklımda kalan son dönemlerdeki en sinir bozucu yorum?
Yasemin Şefik: Daha çok tweetlerle ilgili son dönemlerde bir profesöre çok kızdım. Şu kadın belediye başkanlarına oy vermeyeceğim diye başlayan… Buna gerçekten üzüldüm çünkü bir profesörün böyle düşünmesi kırdı beni. Amerika’daki negrolar gibi hissediyorum şu anda. Ne gerek var böyle şeylere. Tüm kadınları etkileyecek bir durum.

En çok onu konuk aldığımda heyecanlanmıştım dediğin biri?
Yasemin Şefik: Cem Yılmaz.

En tahammül edemediğim..
Yasemin Şefik: En çok atıp tutmaya tahammül edemiyorum. Rahat ol atma sakince konuşalım. Onu yapağım şunu yapacağım böyle olacak demek garip yani ben senin atıp tutma tahtan değilim.

BU MU BU MU BÖLÜMÜ

Dinlemek mi anlatmak mı?
Yasemin Şefik: Dinlemeden anlatamam ki..

Yazmak mı susmak mı?
Yasemin Şefik: Yazmak.

Motorcross mu Offroad mı?
Yasemin Şefik: Offroad çok güzel ya.

The Beattles mı Led Zeppelin mi?
Yasemin Şefik: Led Zeppelin

Sevmek mi Sevilmek mi?
Yasemin Şefik: Sevilmek. Zaten çok sevdim biraz da sevsin.

Flört dönemi mi sevgililik dönemi mi?
Yasemin Şefik: Flört dönemi muhteşem bir dönem. Kendinle ilgili büyük atıp tutuyorsun ben böyleyim diyorsun. Hiç biri daha ortaya çıkmamış. En sevdiğim bölüm.

Edebiyat mı felsefe mi?
Yasemin Şefik: Edebiyat

Cem Arslan mı Adem Metan mı?
Yasemin Şefik: Ne saçma bir soru Ceyhun Yılmaz falan ( Gülüyor)

İlber Ortaylı ile Roma’da müze gezmek mi Ahmet Çakar’la bir programda maç analizi yapmak mı?
Valla İlber Hoca ile bir gezerim, anlatır o bir güzel, Ahmet Çakarla olmaz bizim iş ya seviyoruz kendisini ama olmaz…

KELİME SÖYLEYECEĞİM, ÇAĞRIŞIMINI ALACAĞIZ

Ayşen Gruda
Yasemin Şefik: Harika..

Gassal
Yasemin Şefik: Çok saygı duyuyorum. Hayatta yapamayacağım tek iş..

Uçmak
Yasemin Şefik: Özgürlük.

Kadın
Yasemin Şefik: Hayat.

Cumhuriyet?
Yasemin Şefik: Türkiye, Atatürk.

Arda Turan
Yasemin Şefik: Kafa atmak, topa..

Emre Aydın
Candostu.

Nasıl biri?
Süper bir adam, harika bir adam ve çok eğlenceli bir adam. Bu çocuğa kim aşk acısı çektiriyor bu kadar bilmiyorum mutlu bir evliliği de var ama… süper bir adam.

Sıla
Müthiş bir kadın.

Güçlü bir kadın figürü?
Hem güçlü hem de bir yandan çok kırılgan bir tarafı var yani o iki tezatı bize de anlatıyor şarkılarıyla.

ATTIĞIN VE DİKKAT ÇEKEN TWEETLERDEN BAZILARINI SÖYLEYİP, YORUMLAMANI İSTEYECEĞİM

“Zengin kalkışına bir de zengin çarpışması eklendi”

-İsimlerini hiç hatırlamıyorum magazinde gördüğüm bir şey, iki tane çok ultra zengin abla arabalarıyla çarpışıyorlar. Bir tanesinde bir iki milyonluk araba var diğerinde üç milyonluk.. zengin çarpışması çok havalı.

“Çok güzel şarkı sözlerim var kime göndersem acaba? Aaa kendime göndereyim herkes bana gönderiyor zaten.”

-Bana herkes şarkı sözü yolluyor. Anlatamam yani böyle bir şey yok. Ben de haniorda bir hiciv yaptım. Çünkü artık korkuyorum “ Ben sana yollamıştım şarkı sözünü” diyenler oluyor. Yollamayın bana şarkı sözünü bir işe yaramayacak.

“Dövülesi dizi karakterleri”

-Mesela Çukurdaki Mahsun, dövülesi bir çocuk o.. Onları al çarp çarp kafa kafaya vur.

“ Evden hortumla su tutup yağmurları ben yapmışım gibi fatura gelmiş”

-Arkadaşlar bir su faturası geliyor sanırsın ben evde ne biliyim fil falan mı yıkıyorum.. Ben o suyu ne yapıyorum bilmiyorum ya..

“ Ne iş yaptığı belli olmayan ünlü eşlerine iş insanı denir.”

-Magazin programlarında şöyle bir şey var. İş insanı Ferit bilmem ne Yasemin Şefikle şurada göründü. İşi ne bu abinin yani bu abi ne iş yapar. Orada seksist bir şey var ya hani..

“Seni algoritmamdan çıkarıyorum, dijital intikamlaşma bölüm 1”

-Unfollow etmek, unfollow edince ne oluyor seninle takıştık ya da seninle ayrıldık falan filan hem sevgililik hem arkadaşlık düşün. Algoritmadan bunu çıkartmak muhteşem bir şey değil mi seninle ilgili her şey çıkıyor.

“ İlk ben düşündüm diyenle ilk ben düşürdüm diyenin arasındaki ortak durum ikisi de bir taraflarını kaldırıp konuya dair hiç bir şey yapmamışlar.”

-Tabi canım onlar sadece konuşuyorlar. Bunu ben ilk düşündüm bunu nasıl yapalar ya.

YASEMİN ŞEFİK’İ TANIYALIM TEST BÖLÜMÜ

Yasemin Şefik şu an stand up turnesine çıksa gösterinin adı ne olurdu?

a) Ben oturayım sen stand up
b) Bikini stand up
c) Sit down stand up
d) Stand up artı ayran 15tl

Yasemin Şefik: Stand up artı ayran 15 tl ama doğu demirkol kızabilir.

Yere düştüğünde bozuk para gören Yasemin Şefik’in tepkisi ne olurdu?

a) Harcanıyor muyum buralarda
b) Çaktırmadan alayım şu bozukluğu
c) Anladım bozukluğu
d) Kısa günün kârı hacı

Yasemin Şefik: Kısa günün kârı hacı alıyoruz parayı tabi ki. Anladım bozukluğu benim ilk yazdığım kitap ne rezalet hadi bakalım devam.

Yayın esnasında mikrofonu bozulan yasemin Şefik tepkisini nasıl dile getirir?
a) Honki ponki toni tonk
b) Çalana bimbo borilo
c) Muşi muşi hobibo kozizok
d) Çiki çiki şayne tiki tak tok

Yasemin Şefik: Diğerlerini söyleyemeyeceğim için çiki çiki şayne tiki tak tok.

Gratise indirim geleceğini duyan Yasemin Şefiğin tepkisi ne olur?

a)Sabah ezanıyla yola çıkarım
b)Artan mallardan alırım
c)Eminönünden daha ucuza alırım
d)Ekmeği bakkaldan mı alsam fırından mı

Yasemin Şefik: Valla kesin ekmeği fırından mı alsam bakkaldan mı hala seviyorum o kafayı çünkü.

Uyumadan önce acıkırsanız yapacağınız ilk şey ne olurdu?

a)İki yumurta kırar keyfime bakarım
b) Suya abanır öyle yatarım
c) Acıkmamış gibi davranırım
d)Şimdi yatıyım kahvaltıda telafi ederim

Yasemin Şefik: Genelde kahvaltıda telafi ederim kısmına geçiyorum ama suya da abandığım oluyor. Yumurta asla yemem çünkü uyuyamam ki.

Televizyon kumandasının pili bitse ne yaparsınız?

a)Pili ısıtır yeniden takarım
b)Kumandayı atar yenisini alırım
c)Televizyon izlerken zaten sızarım
d)Televizyonu kapatır yatarım hacı

Yasemin Şefik: Pili ısıtır yeniden takarım benlik olabilir. Ben aç kapa sistemini hala seviyorum.

Anahtarı evde unuttunuz ve karnınız açsa önceliğiniz hangisi olurdu?

a)Çilingir çağırır çilingir sofrası kurdururum
b) Evi unutur kokoreç yemeğe gider evi unuturum
c) Paspasın altında yedek anahtar olacaktı benim
d)Ben zaten radyoda yatıyorum

Yasemin Şefik: Radyoda yattığım zamanlar oldu ama çilingir çağırıp çilingir sofrasını kurarım.

Radyoyu bırakmış olsanız ne yaparsınız?

a)Sabah akşam yatarım
b) Birikmiş bulaşıkları yıkarım
c)Konuşur konuşur susarım
d)Yeni radyo kurarım

Yasemin Şefik: Birikmiş bulaşığım yok ilk önce onu söylüyorum. Böyle bir ihtivam mı var benim ya? Nefret ederim böyle şeylerden. Yeni radyo kurmam artık o kafalarda değilim ama yeni bi radyo beni bulur zaten.

Yayına geç kalan Yasemin Şefik durumu nasıl toparlar?

a)Geç kalmamış gibi yaparım
b)Yayın yokmuş gibi yaparım
c) Siz bir şeyler bulun ben yaparım
d)Dinleyici erken açtıysa ben ne yapayım

Yasemin Şefik: Dinleyici erken açtıysa ben ne yapayım abi hani yani o erken açmış. Bir dönem bu ilk çok zor bir tiptin çok geç kalıyordum her yere.

Ferit Ömeroğlu: Ödüllere takılır mısınız? Ödüllü radyo programcısı olmak nasıl bir duygu?

Yasemin Şefik:
Ben hiç bundan bahsetmiyorum ama annem arkadaşlarım sürekli bahsediyorlar. Bir utanma geliyor anlatamam yani çeyiz takımını göstermek gibi bişey yani bu. Çok gurur verici bir şey üniversitelere bütün ödül veren kurumlara buradan çok teşekkür ediyorum.

Ben Burcu Çelik, 1991 Bodrum doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik mezunuyum. Eniyikadin.com için araştırmalar yapıp size en doğru bilgileri sunmaya çalışıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir