Şerife Ceddim Çil: Hayatımıza Ne Kadar Güzellik Sığdırabilirsek Kârdayız

Hem Makine Mühendisi hem YouTuber hem de anne olan Şerife Ceddim Çil sosyal medya fenomenliği ve başarılı hayatı hakkında eniyikadin.com için Yaren Akay’a özel açıklamalarda bulundu. Hayatındaki en keyif aldığı dönemin çocuğuyla geçirdiği dönemler olduğunu belirten YouTuber Anne’nin açıklamaları sizlerle…

eniyikadin.com / ÖZEL HABER
Yaren AKAY

Biz sizi sosyal medyadan tanıyoruz ama Şerife Hanım gerçek hayatta kimdir?

1985 Kastamonu İnebolu doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği ardından Bahçeşehir Üniversitesi MBA mezunuyum. Sırasıyla İlk 2 yıl mühendislik, 6 yıl satın alma olmak üzere toplam 8 yıl beyaz yakalı olarak çalıştım. Bu dönemdeki son pozisyonum CocaCola İçecek Satın alma Yöneticiliğiydi. 2015’te sanal gerçeklik teknolojileri ve dijital görselleştirme hizmetleri veren girişimimi gerçekleştirdim. Şu anda kendi işimi yapıyorum. 5,5 yıldır evliyim ve 20 aylık bir oğlum var. 

“HEDEFİM TAM OLARAK ÇOCUĞUMA İŞİMDEN DAHA FAZLA VAKİT AYIRMAKTI.”

Genç yaşınıza rağmen hayatınıza birçok deneyim sığdırmışsınız. Hayatınızın en keyif aldığınız dönemi hangisiydi?

Aslında tam da şu aralar diyebilirim. Şirketimin kuruluş yıllarında, yani bir nevi emekleme dönemlerinde gece gündüz çalışıyordum. İyi ki de öyle olmuş, şu an sistemimi kurdum ve haftada birkaç gün işle ilgilenmem yeterli oluyor. Hedeflediğim de tam olarak buydu. Çocuğum olduğu zamanlar ona daha fazla zaman ayırabilmekti. Onun hayatının en keyifli dönemlerinde ilk kelimelerine, olaylarla bağlantı kurmasına şahit oluyorum. Bir insanın kişiliğinin gelişiminde, yaşadığı olayların etkisine tanıklık etmek gerçekten muhteşem.  Anneliğin duygusal durumu, bebeğine duyduğu sevgi tabii ki harika duygular ancak bunların haricinde, bir insanın gelişimini, an ve an gözlemlemek, nasıl bir potansiyele sahip olduğumuzu izlemek bence olağanüstü. Hiçbirimiz,kendi çocukluğumuzu tüm detaylarıyla hatırlamıyoruz. Şu anki kişiliğimizin, davranışlarımızın, tutumuzun oluşumunda çocuklukta yaşadıklarımız çok etkili. Çocuk yetiştirirken de insan çocukluğuna çok gidiyor ve nasıl böyle bir insan olduğunu, kişiliğinin oluşumunda nelerin onun hayatını nasıl etkilediğini gün ve gün görüyor. Aslında bir nevi tekrar kendi yolculuğuna da çıkıyor diyebilirim.  

Mühendislik yaptığınız dönemde de aklınızda YouTube kanalı vesaire sosyal medyayı aktif kullanma ve takipçi kitlesi oluşturmak gibi bir fikir var mıydı?

Linked-in iş platformu dışında hiçbir mecrada hesabım yoktu. Sonrasında diğer mecraları da kullanmaya başladım ama birçok insanın kullanım amacı gibi bende daha kişisel anılarımızı paylaşıyordum. Anne olduktan sonra Instagram takipçilerimin sayısı artmaya başladı. Aynı dönemde bebek sahibi olan anneler ‘’ Sizi gördükçe motive oluyorum,bebekten sonra evden çıkamıyoruz, nasıl rutin hayatınıza devam edebiliyorsunuz, nasıl kendinize dikkat ediyorsunuz ‘’ vb sorular almaya başladım. Kendimde en güçlü gördüğüm yönlerden biri de araştırmacıyımdır. Annelerin hayatını kolaylaştıran uyku eğitimleri, emzirme danışmanları hala daha çok yaygın değil ama yurt dışında bu konuda çok daha yüksek bilinç var. Benim de takip ettiğim yabancı kaynaklar hayatımı çok kolaylaştırdı. Soru soran birçok anneye edindiğim bilgileri paylaşıp konuda uzman olmadığımı ancak okuduğum kaynakları, kendi uyguladıklarımı nasıl bir arkadaşıma anlatırsam bu şekilde paylaşmaya devam ettim ve birçok teşekkür alıyordum. Sizin verdiğiniz bir tavsiye ile bir bebeğin anne sütü alıyor olduğunu bilmek gerçekten harika bir manevi tatmin. Bir arkadaşım edindiğim tecrübeleri blog yazarak insanlarla buluşturma fikrinden bahsetti, kulağa hoş geldi. Tam hazırlıklarımı yaparken aynı arkadaşımın eşi bunu YouTube da devam ettirme fikrini verdi ve sosyal medya hikayesi bu şekilde başladı. Tabi sonrasında seyahatlerimi videoya almak, geriye dönüp baktığımda parça parça videolar olmasındansa oğlum içinde ileride güzel anılar olması açısından hoşuma gitti. Tecrübeli olduğum alanlarda videolar talep edildikçe de motive oldum. Sonra sosyal medyanın bambaşka bir yere gelmiş olduğunu keşfettim. Sizi takip eden insanlar için aslında bir nevi güvendikleri bir arkadaşı haline geliyorsunuz. Okuduğunuz kitaptan kullandığınız kreme ve hatta zeytinyağına kadar birçok konuda tavsiyelerinizi ve fikirlerinizi istiyorlar. Benim için de aynı durum geçerli, fikirlerine güvendiğim bir annenin önerdiği bir ürün hayatımı kolaylaştırıyor, bir seyahat blogerının tavsiyeleri seyahat öncesi işime yarıyor veya hayatta her zaman bir şeyler öğrenmek de ciddi konularda gerekmiyor eğlence videoları, makyaj güzellik moda birçok konuda içerikler anı keyiflendirdiği için bence her içerik değerli. Eskiden akşam Tv’de ne varsa o izlenirdi ama artık insanlar istediği an, istediği türde içeriklere erişmek istiyor. Dijital dünya büyüdükçe, bence olay çok daha farklı yerlere gidecek, birçok kişinin bloğu olacağına inanıyorum. Açıkçası sosyal medyada büyük şirketlerin CEO’larının, insanlara ilham verecek hayatla ilgili yorumladığı videolar olmasını ve bu işi bir TV kanalına veya bir röportaja anlattıkları gibi değil de daha amatör ruhlu, prova vs olmadan, oldukları gibi, aç kamerayı anlat şeklinde gençlere videolar yayınlamalarını veya alanında uzman birçok doktorun sohbet videoları paylaşmalarını isterdim. Bazı doktorlar sosyal medyada anlatmaya başladılar veya yakın zamanda YouTube’da karşıma çıktı bir öğretmen özel ders alamayanlar için tüm dersleri tekrar işliyor özel ders gibi. Ben çok yakın gelecekte dijital içerik üretiminin bambaşka bir boyutta olacağına inanıyorum. 

“MÜHENDİSLİK FAKÜLTELERİNDEKİLER BÜYÜK BİR YANILGIYLA MEZUN OLUYOR.”

Beyaz yakalı olduğunuz süre içerisinde “asla aklımda çıkaramıyorum ilginç bir anıydı” dediğiniz bir anı varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Birçok anı var elbette ama bana işe ilk girdiğim yıllarda en ilginç gelen aslında her şeye sıfırdan başlıyor olduğumuzu fark etmekti. Özellikle mühendislik vb. bölümlerde okullarda fazlaca pohpohlandıktan sonra birçok şeyi biliyorum diye büyük bir yanılgıyla mezun oluyoruz hepimiz, ama aslında iş hayatına başladığımızda her şeye sıfırdan başlıyoruz. Bunu kabul edip hemen adapte olmaya çalışan, öğrenmeye çalışan, gelişmeye çalışan ilerliyor.  Türkiye’nin en iyi okullarında en yüksek puanlı bölümlerinden mezun olmuş arkadaşlardan bazıları yıllarca iş hayatında yerinde sayarken, çok daha az kabul gören bölüm ve okullardan mezun olmuş ancak daha uyumlu, çatışma yönetimi, ilişki yönetimi iyi olan, gelişime açık olanlar hızla ilerleyebiliyor. İyi eğitim tabi ki çok önemli ama tek başına yeterli değil. Bence okullar ve iş hayatı arasındaki köprü çok zayıf. Kişisel gelişimine önem veren başarılı oluyor. 

Motivasyon kategorisinde de içerikler ürettiğinizi görüyoruz. Sizin en büyük motivasyon kaynağınız nedir?

Kesinlikle sevgi. Her şeyin, herkesin sevilebilecek bir yönü olduğunu düşünüyorum, bu da pozitif bakış açısı sağlıyor. Güzel bakan, güzel görür sözüne çok inanıyorum. Doğayı, evimi, insanları, hayvanları kendimi her şeyi… Sevgi gerçekten çok önemli, sevmeyen insan bence mutlu olamaz. Aslında bence bu bir zincir, sevgi yaşama sevinci sağlıyor. Yaşama sevinci hayal kurdurtuyor. Hayal de üretkenlik getiriyor. Benim gözlemim genelde sevmelerin insanı olanların enerjileri hep yüksek. 

“YENİLİKLERİ TAKİP EDENLER BAŞARILI OLUYOR.”

Girişimcilikle ilgili verebileceğiniz 3 tavsiye nelerdir?

İlki bence motivasyon kaynağını bulmak çünkü başarılı bir girişim olması için iyi bir motivasyona ihtiyaç var. Mesela benim motivasyon kaynağım daha esnek olmaktı. Elbette herkes günün sonunda maddi bir kazanç için çalışıyor ancak sadece para tek başına iyi bir motivasyon kaynağı değil, sürdürülebilir bir iş modeli de olamaz. Birçok şirkette işler biraz iyi gidiyor, para kazanılıyor sonra aşağı doğru düşüş başlıyor. Para kazandın ama gelişmeleri takip etmedin batarsın, dev şirketler batıyor biliyorsunuz veya motivasyon kaynağı kartvizitte CEO yazsın veya daha az çalışayım ise böyle bir dünya maalesef yok. Kendi işinizde de çok çalışmanız gerekiyor. Ancak sisteminizi kurduğunuzda işi yöneten iyi profesyonellerle çalışmaya başladığınızda çalışma frekansınız düşüyor ama bu süreç hayli zaman alıyor. Bence en önemli konu neden bu girişimi yapmak istiyorum sorusunun cevabını, motivasyon kaynağını bulmak. Yine önemli konulardan bir diğeri bence araştırmacı olmak çok önemli. Girişimci olmak isteyenlerin girişim yapacakları alanda pazarı, arz talep dengesini çok iyi araştırmaları, işin sürdürülebilir bir iş olup olmadığını çok iyi analiz etmeleri gerekiyor. Çok fazla iş yeri açılıp talep görmeyip kapanabiliyor. Girişimimizden önce çok farklı iş fikirlerini değerlendirip detaylı araştırdıktan sonra vazgeçtik. Girişim yapmak zor değil ama bence önemli olan başarılı ve sürdürülebilir bir girişim yapmak. Bizim gibi kurumsal şirketlere yeni bir teknoloji hizmeti mi sunuyorsunuz veya otomotiv galerisi, butik veya bir kafe mi işletiyorsunuz gerçekten işin ne olduğu önemli değil. Her iş için en iyisini yapmaya çalışan başarılı oluyor. Dünyada neler oluyor, aynı sektörde kim neyi nasıl yapmış, yeni bir inovasyonu bu işin içine katabilir miyim, farklılık yaratabilir miyim diyenler, yenilikleri takip edenler bence başarılı oluyor. En önemli konulardan bir diğeri ise bence tecrübe.  Kendi işimi kurmadan önce hem çalıştığım şirketlerinhem de satın almada çalıştığım için birçok farklı şirketi tanıma, idare ediliş şeklini gözlemleme fırsatına sahip oldum ve kendi girişimime çok pozitif etkisi oldu. Girişimci olmak isteyenlere kesinlikle öncesinde çalışma hayatının içinde olup tecrübelenmelerini tavsiye ederim. Duymuşsunuzdur çok büyük holdinglerde kurucu aileler çocuklarını direkt gel patron ol demezler ki her kademede çalışsın tecrübelensin isterler. Bence bu çok önemli bir konu. Çünkü şu anda çok fazla CEO ve Genel Müdür kartviziti var, özellikle de yeni mezun arkadaşlarda. Tabii ki çok yeni bir buluş veya çok iyi bir fikir varsa, çok iyi startuplar var ama bazen de fikri olan ama bu fikri hayata geçirmek için melek yatırımcı arayan, yıllarca patentlemekle uğraşan, o arada teknoloji değişen ve fikrinin önemi kalmayanlar da oluyor. Yatırımcılar sermaye yatıracakları için doğal olarak hayata geçirme planı da istiyor ve bu süreçlerde tecrübe gerektiriyor. Veya dediğim gibi eşimden dostumdan babamdan alırım sermayeyi, çalışamam başkasının yanında, açarım bir yer diyenler de çok, olabilir tabii ki ama bu arkadaşlara da mutlaka finans, nakit akışı, personel yönetimi ile ilgili eğitimler almalarını veya MBA programı bitirmelerini öneririm. Birçok kobi maalesef nakit akışı, insan kaynağı iyi yönetilmediği için batıyor. Örneğin ileride çocuğum bizim şirkette çalışmayı tercih ederse, kesinlikle başka şirketlerde çalışıp farklı tecrübeler kazandıktan sonra birlikte çalışmayı isterim. Çünkü kendim doğru zamanı bekledim ve çok işime yaradı.

“SANAL GERÇEKLİK TEKNOLOJİSİNİN GELİŞMESİ İÇİN VAKİT VAR”

Sanal gerçeklik teknolojisi ülkemizde çok da yaygın değil, oyun ya da eğlence sektöründe yaygınlaşma süreci sizce devam edecek mi? İleride konsolların yerini devralma durumu söz konusu olur mu? Böyle bir durum sizce ne zaman gerçekleşir? 

Sanal gerçeklik teknolojisi aslında 20 yıldır üzerinde çalışılan bir teknoloji. Ancak teknoloji devleri 5 sene önce işin içine girince gelişmeler çok ivmelendi. 5 sene önce Amerika’da henüz yazılımlar daha yeni yeni üretilmeye başladığında biz de girişimizi yaptık. Aslında bizi gururlandıran şu anda tüm Dünya ile benzer noktadayız ve hatta birçok ülkeye hizmet veriyoruz. Diğer ülkelerde de sanal gerçeklik teknolojisi tüketiciyle henüz yeni yeni buluşuyor, çok yaygın değil ve de erken. Yazılımların kalitesi her geçen gün artıyor. İlk üretilenlerde motionsickness adı verilen yani gözlük takıldığında vücudun sabit kaldığı ama beynin hareket ettiğini algılamasından kaynaklı mide bulantısı yaşayanlar da oluyordu. Ancak yazılımların kalitesi arttıkça ortadan kalktı. Hatta gerçeklik o kadar arttı ki sanal gerçeklik oyununun içinde duman gören insan, ortamda duman olmamasına rağmen duman kokusu almaya başladı. Bazı psikologlar da fırsatı görüp fobi tedavilerinde anı tekrar yaşatmak için artık sanal gerçeklikle tedavilerine başladılar. Tüketiciyle yaygın bir şekilde buluşması için teknolojinin biraz daha zamana ihtiyacı var. Hollywood’da şu anda filmler çekiliyor, birkaç sene sonra filmin içinde bir karakter olarak izleyebileceğiz. Oyun ve eğlence sektörü dışındaki alanlarda da ticari olarak firmalar çok kullanıyorlar. Örneğin Dünya devlerinden bir firma sanal gerçeklik alanları kurdu ve defilesini yayınladı, savunma sanayinde eğitimlere başlandı. Türkiye’de de ticari olarak çok kullanılıyor. Lider bir otomotiv firmasının lansmanı için bir çekim yapıp yazılımla entegre ettik. Ziyaretçiler gözlüklerle sürüş deneyimini gaz fren entegrasyonuyla görüntünün içinde kendi ilerleyerek veya durarak deneyimledi. Özellikle yurt dışı satışı olan, müşterilerinin ayağına ürününü götürüp, göstermesi zor olan sektörler, çok yaygın kullanıyor. Örneğin çok fazla yat, yalı, vip araç çekimleri yapıyoruz. Veya ünlü isimler spekülatif sorunlar yaşamamaları için mülklerinin satışlarını çok gizlilikle yapmak durumunda kalıyor. Yine bu teknolojiyle çözüm sunuyoruz.  Aynı şekilde inşaat firmaları katalogdan anlatmakta zorluk çekebiliyorlar veya oteller fotoğraflarla rezervasyon almakta zorlanıyorlar. Almanya’da, İsviçre’de, İtalya’da, Mısır’da, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Hindistan’da birçok ülkede müşterimiz var ve aynı şekilde mobilyadan, inşaata, otele, otomotiv showroomlarına kadar sanal gerçeklik çekimleri yapıyoruz ve ürünlerini müşterilerinin ayağına götürmüş oluyorlar. Ticari kullanım için oldukça yaygınlaştı. Yüzlerce proje gerçekleştirdik. İleride ticari kullanımla kalmayıp tüketiciler için de yaygınlaşacak ve çok keyifli bir yolculuk olacak ama daha zamanı var.  

Kendinizle ilgili en çok dikkat ettiğiniz, önem verdiğiniz şey nedir?

En önem verdiğim şey kendimin ve ailemin mutluluğu. Herkes gibi ben de mutlu ve anlamlı bir ömür yaşamak, eğitimli, gusto sahibi çocuklar yetiştirmek istiyorum.  Bu yüzden çevremde çok fazla kronik olarak negatif olan insanlar tutmam, negatif olayların içinde kalmamaya dikkat ederim. Kaliteli olanı severim. Çayın, kahvenin, yemeğin, kıyafetin, kitabın, sohbetin her şeyin güzeline dikkat ederim, yani hani aman kullanmayalım, misafire çıkaralım şu takımları olayı bizim evde asla olmaz. Doya doya yaşayalımcılardanız diyebilirim. Hepimiz biliyoruz ki hayat hızla akıyor, ne kadar güzellik sığdırabilirsek o kadar kardayız. 

“ORTADA BİR SORUN VARSA BAZEN HİÇ DÜŞÜNMEM.”

Hayatınızda yolunda gitmeyen bir şey olduğunda bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Aslında hayatımda yolunda gitmeyen şey çok az oluyor. Genelde pozitifte kalmaya özen gösteriyorum. Çoğunlukla bakış açım milyarlarca insan yaşadı geldi geçti gitti, biz de aynı şekilde yaşayıp gideceğiz der ve bir sorun varsa çok üzerinde durmam geçerim. Çünkü genel olarak hepimiz için 1 sene önce çok büyük olay olan şeyi, bir sene sonra hatırlamıyoruz bile. O yüzden sağlık problemleri dışında pek bir şey canımı sıkmaz. İnsan her şeyin üstesinden gelir, önemli olan duygu durumunu kontrol edebilmesi bence. Ortada bir sorun varsa bazen hiç düşünmemek önce dinginleşmek bana iyi geliyor. Dinginleştiğimde problem kalmıyor, sakin kaldığımız ve pozitif baktığımızda zaten her şey çözümleniyor. Duygu durumunu kontrol etmek yani üzerinde çok da düşünmeden olayın dışından bakabilmek çok da kolay değil, beyin sürekli düşünmek istiyor. Bu yüzden dinginleşmek ve düşünmemek için böyle bir durumda doğa bana hep iyi gelir, yürüyüşe çıkarım, şükrederim, uzun süredir elimi atamadığım bir iş varsa, dosya veya dolap düzen işi vs varsa düşünmemek için bence birebir. Sonrası zaten bir şekilde çözümleniyor.

“BENCE HERKESİN MİZACINA UYGUN ALANLARDA İLERLEMESİ GEREKİYOR.”

Her alanda oldukça başarılı bir kadınsınız, sizce bunun bir sırrı var mı? eniyikadin.com takipçileriyle bu sırrı paylaşabilir misiniz?

Teşekkürler. Aslında her insan gibi benim de başarabildiklerim ve başaramadıklarım var. İnsan inanılmaz bir potansiyel. Bence her insanın mükemmel işler çıkarabileceği bir alan mutlaka var. Ancak her insan maalesef mizacına uygun meslek veya alanlarda ilerleyemiyor. Kendini tanıyan ve dışarıya kulaklarını yeri geldiğinde kapatabilen insanlar başarılı oluyor. Çünkü başarabilecekleri alanları seçiyorlar. Çocuk yetiştirirken okuduğum kitaplar, araştırmalar, izlediğim uzmanlar da yöneticilikle ilgili aldığım eğitimler de hep aynı noktayı vurguluyor. İnsanı kalıplara sokmaz, potansiyelini ortaya çıkarabileceği fırsatları tanırsak her insan için başarı kaçınılmaz.  Örneğin günümüzün en değerli kabiliyetlerinden biri kod yazma. Benimse sabit bir yerde kaldığımda odağım çabuk dağılıyor. Bilgisayar başında saatlerce çalışmak benim için imkansız. Bireysel çalışmaktan daha çok insanlarla iletişimde kalmayı seviyorum. Çok önemli bir meslek ama ben yapıyor olsaydım eminim başarısız olurdum. Herkesin bence daha mutlu çalışabilmesi ve dolayısıyla başarılı olabilmesi için mizacına uygun alanlarda ilerlemesi lazım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir