in ,

Hamilelik Döneminde Cilt Bakımı Nasıl Olur?

Hamilelik Döneminde Cilt Bakımı Nasıl Olur

Hamilelik, spermin yumurtayla buluşmasıyla başlayan ve yaklaşık 9 ay süren döneme verilen addır. Bu süreç içerisinde anne adayları, tüm vücudu kapsayan birçok farklı evreden geçer. Bu evreler hem fizyolojik hem de psikolojiktir. Tek vücutta yaşam bulan iki hayat için alınması gereken önlemler, kadının yaşam şeklini büyük ölçüde değiştirmesini sağlamaktadır. Bunlar yeme alışkanlıklarından, kullanılan günlük bakım ürünlerine ve uyku düzenlerine kadar uzanır. Değişen hayat formu ve gebelik sonucunda hormonlarda artışla beraber belki de en çok etkilenen kısımlardan birisi cilttir.

Cildinizi sağlıklı tutmak için günde bir bakım yapmak gerekir, hamilelikte cilt bakımı sırasında ise çok daha dikkatli olunması gereken bir konudur. Bu heyecanlı süreç aynı zamanda birçok sorunu da beraberinde getirir. Çeşitli hormonlarda artış, tüketilen yiyeceklerde farklılık ve uyku saatlerindeki değişiklik gibi etkenler kadının doğal hayatını değiştirerek direkt olarak cildimize yansıyabileceğinden, hamilelik sürecinde olan kadınların ciltlerinde farklılıklar meydana gelir. Bu farklılıklar gerekli önlemler alındığı takdirde doğum sonrasında geçebileceği gibi vücutta kalıcı bir hale de gelebileceğinden dikkatli olunmalıdır.

Hamilelikte Cilt Bakımı Nasıl Yapılır?

Anne adaylarının hamilelik boyunca ne yediği, hangi vitaminleri veya ilaçları aldığının önemi olduğu kadar ciltle temasa geçen ürünlerin de aynı derecede önemi vardır. Cilt, maruz kaldığı zararlı maddeleri emerek anne adayını ve bebeğini birçok olumsuz etkilerle karşılaşmasına sebep olur. Bu yüzden hamilelik süresince kullanılan bakım ürünlerinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır. Örneğin; kimyasal içeren ürünlerden olabildiğince uzak durulmasına dikkat edilmelidir. Tüketilen her zararlı yiyecekten bebeğin de besleneceği gibi tene sürülen her kimyasal içerikli bakım ürününden bebek de zarar görecektir. Aynı zamanda hamilelik sırasında hassaslaşan cilt, bu kimyasallara tepki vermeye daha açık olacağından olumsuz sonuçlarla karşılaşma ihtimali oldukça yüksek olacaktır. Bu yüzden kullanılan her türlü bakım üründe kimyasaldan olabildiğince uzak durulduğuna ve organik yollara başvurulduğuna dikkat edilmesi çok daha faydalıdır. Tercih edilen nemlendirici, krem veya yağ tarzı ürünlerde mutlaka hamilelere uygun olup olmadığı bilgisine ulaşmalı ve tercihlerin bu yönde yapıldığına dikkat edilmesi önemlidir.

Yapılan araştırmaların gösterdiği üzere hamilelik sırasında tene temas eden kimyasallar dokulara işleyerek vücuttan atılamayıp, kanser hücresine dönüşme tehlikesi taşıyor. Aynı zamanda tamamıyla anne vücudundan beslenen bebek, bu maddelere karşı daha savunmasız ve açık olduğundan dolayı daha fazla tehdide maruz kalıyor.

Bu kanser hücresine dönüşme riski taşıyan tehditlerden birkaçı şu örneklerle sıralanabilinir:

  • Paraben içerikli kozmetik ve bakım ürünleri
  • Diş beyazlatıcı ve diş macunlarının barındırdığı peroksit kimyasalı
  • Retinoid, gebelikte düşük riski barındırır
  • Saç boyalarındaki kimyasallar saç derinizden direkt olarak vücudunuza geçiş yapmaktadır
  • Metilbenzen kimyasalı içeren oje ve asetonlar
  • Hamilelik süreci öncesinde kullanılan nemlendirici, sabun ve şampuan benzeri ürünler, gebelik dönemine uygun olmayabilir.

Bu ürünleri kullanmaya devam etmek anne adayının cildinde hassasiyetten kaynaklı olarak kızarıklık ve tahriş gibi alerjik tepkimeler gösterebilir. Bu sebepten dolayı kullanılan ürünler kontrol edilmeli ve uygun olmayan ürünleri ayırarak kullanmayı bırakmalısınız.

Hamilelikte Paraben Maddesinden Uzak Durulmalı

Raf ömrünü uzatmasından ve ürünün koruyuculuğunu artırımından dolayı bakım ürünlerinde oldukça tercih edilen Paraben maddesi, hamilelikte kullanılmaktan kaçınılması gerekilen maddelerin başında gelir. Günlük hayatımızda kullandığımız birçok kozmetik ve bakım ürününde bulunan paraben, hamilelikte kullanılmaması şiddetle önerilir.

Kana karışmasıyla bilinen paraben maddesinin bir diğer tehlikesi de vücutta östrojen hormonunu taklit ederek hamilelik sırasında hormon bozukluğuna sebep olabileceğidir. Aynı zamanda hamilelik sırasında paraben içeren bakım ürünlerinin ciltte tahriş, kızarıklık ve egzama gibi tepkimelere yol açtığı da bilinmektedir. Bu sebeplerden dolayı hamilelik sırasında paraben içermeyen bakım ürünlerinin tercih edilmesi hem kadın hem de bebek için büyük bir önem taşır. Kişisel bakım ürünü alışverişi sırasında tercih edilecek ürünün mutlaka birkaç kere içerik listesi gözden geçirilmeli ve bu konuda bilinçli yaklaşılmalıdır.

Hamilelikte Cilt Bakımı ve Temizliği
Hamilelikte Cilt Bakımı ve Temizliği

Hamilelikte Cilt Bakımı ve Temizliği

Anne adayının hamileliği süresince cilt temizliğine dikkat etmesi oldukça önemlidir. Hamilelik süresince değişen hormonlarla beraber terlemek de öncesine oranla daha fazla artar. Gün içerisinde bir veya iki kere alınacak kısa süren ılık duşlar cildinizi rahatlatır. Anne adayının dikkat etmesi gereken bir diğer nokta ise, vücut ısısının fazla artması bebeğin gelişimi için sorun teşkil edeceğinden alınan duşların sıcak ve buharlı olmamasıdır.

Hamileliğin yoğun geçtiği ilk aylarda genellikle anne adaylarının ortak sorunu ciltte artan sivilcelenmedir. Hormonlara bağlı yağlanmanın artmasıyla gözenekler kapanır ve bu sivilce oluşumunu sağlar. Bunun giderilmesi için organik veya doktor önerisiyle edinebilecekleri temizleyici ürünleri veya sabunları kullanmaları en güvenlisidir. Günde bir veya iki kere yüz nazikçe yıkanarak cildin fazla yağından arındırılabilir ve hamilelere özel nemlendiriciler ile cildin nem dengesi sağlanabilir. Ayrıca su tüketimi tüm bu süreç için büyük önem taşır. Su tüketimi hem bebeğin gelişimi hem de anne adayının cildi için önemlidir. Su, cildi nemlendirerek rahatlatır ve anne adayının karşılaşabileceği birçok cilt sorununu da hafifletmeye yarar.

Hamilelikte Çatlak Oluşumu
Hamilelikte Çatlak Oluşumu

Hamilelikte Çatlak Oluşumu

Hamilelikte artan hormonların,  “melanosit” adı verilen hücreleri uyarmasıyla ortaya çıkan çatlakların yoğunluğu kadından kadına göre değişiklik gösterir. Hamilelikte çatlaklar kalıtsal özelliklere veya cilt tipine göre artış gösteren ve bebeğin anne karnında büyüyüp, gelişmesiyle ortaya çıkan çatlaklar, genellikle pembe veya kırmızı renginde ince uzun şeritler veya bantlar şeklindeki çizgilere denir. Fazla derin olmayan izler şeklinde görünen bu çatlaklar, açık tenli kadınlarda pembemsi bir renkteyken, esmer tenli kadınlarda grimsi bir renkte görünürler.

Hamilelik süresince yüksek oranda karnın alt bölümünde oluşurken, ani kilo alımlarına bağlı olarak memelerde, kolların iç kısmında ve bel çevresinde de görünebilirler. Genişleyen cildin esnekliğini kaybetmesiyle ortaya çıkan bu çatlaklar, genellikle hafif kaşıntıyı da beraberinde getirir. Bir kere oluştuktan sonra kurtulması çok zor olan bu çatlaklar için en geç başladığı dönemde önlem almak gereklidir. Estetik açıdan birçok kadın için rahatsız edici bir görüntü sunan çatlakların oluşumunu hafifletmek için en önemli adım cildi sürekli nemli tutmaktır. Vücudun nem dengesini hem içerden hem dışardan alınacak önemlerle düzenleyip, dengeleyerek çatlak oluşumu hafifletilebilir.

Kimyasal içermeyen kremler ve yağlarla çatlak oluşumunun başladığı belirli bölgelere hafifçe masaj yapmak, o bölgedeki kan dolaşımını arttırır ve kilo alımına bağlı yaşanan olumsuzlukların sonuçlarını daha da azaltır. Hamilelikte risk oluşturmayan durumlar dışında yapılacak egzersizler cildin esnekliğini kaybetmemesine ve çatlakların oluşma ihtimalinin düşmesini sağlar. Fakat öncesinde belirtildiği gibi bu çatlaklar hem hormonal hem de kilo aldıkça cildin gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkabileceğinden, çatlakları tamamıyla engellemek gibi bir durum söz konusu olmayabileceği gibi etkisi sadece en aza indirgenebilir. Dengeli kilo alımı da çatlak oluşumunu da azaltacak faktörlerden birisidir. Doğum sonrasında derinin tekrar gevşemesiyle çatlakların yoğunluğu da azalır ve renk değişimi başlar. Bu evreden sonra da nemlendirme, masaj ve su tüketimi gibi yöntemler uygulanmaya devam edilmelidir.

Yaşanan tüm bu değişikliklerden anne adaylarını fiziksel görüntü itibariyle rahatsız edebilecek bir diğer çatlak sorunu ise varislerdir. Bebek oluşumunun ileri seviyelerinde vücuda yüklenen ani artan kilo alımı, toplardamarların yaptığı baskıyla damarların genel olarak genişlemesini sağlamasıyla varis oluşumu gözlemlenir. Örümcek ağı şeklinde ve genellikle mavi mor renginde olan bu damarlar genellikle bacak bölgesinde olur.

Genetiklerin önemli rol oynadığı varis oluşumu genellikle şikayetsiz bir sorun olsa da fiziksel görüntü açısından anne adaylarını görüntü itibariyle rahatsız eder. Varis oluşumunu engellemek için egzersiz yapmak ve çok fazla ayakta kalmamak anne adayının alabileceği önlemlerden birisiyken, tuz tüketimini en aza indirmek de aynı zamanda bebek için oldukça sağlıklı ve bacaklardaki varis oluşumunu engelleyen bir yoldur.

Gebelik Lekelerine Dikkat
Gebelik Lekelerine Dikkat

Gebelik Lekelerine Dikkat

Gebelik lekeleri veya bir diğer adıyla malesma, genellikle anne adaylarının östrojen ve progesteron salınımı artmasıyla sıklıkla yüz bölgesinde görünürler. Yüz dışında görülen bölgeler genellikle kolun iç kısımları, göğüs bölgesi ve nadir de olsa sırt bölgesidir. Hamilelikte artan hormonlardan dolayı deride koyulaşma görülür. Bu lekelenmelerden güneş gören kısımlardakiler genellikle doğum sonrasında iyileşirken, güneş görmeyen bölümlerde kalan lekeler doğum sonrasında bile iyileşmeme ihtimali vardır. Oluşmasındaki başlıca etkenlerden en büyük rol oynayanı, tıpkı çatlaklarda olduğu gibi, genetiklerdir. Bu yüzden oluşum miktarı kadından kadına değişiklik göstermekle beraber dikkat edilmesi gereken noktaların akılda tutulmasında fayda vardır.

Hamilelik boyunca hassaslaşan cilt, bütün tehditlere savunmasız kalır. Korunmasız cildin doğrudan aldığı gün ışığı, ciltte kalıcı lekeler oluşturabilir. Bu yüzden hamilelere uygun, doktor kontrolünde güneş kremi kullanmak cildinize koruma sağlayacaktır. Hamilelik başlangıcından itibarinden sonuna kadar cilt sağlığı için direkt olarak güneş ışınına maruz kalmamaya dikkat gösterilmeli.

Özellikle hamilelik dönemi, güneş ışınlarına en çok maruz kalınan yaz aylarına denk geliyorsa gebelik lekeleri oluşumu hızlanıp, görülme miktarı artacaktır. Aynı şekilde kış aylarında maruz kalınan ultraviyole ışınlarından da zarar görülmeyeceği anlamına gelmemektedir. Bu yüzden mevsim fark etmeksizin gün içerisinde dışarı çıkılan saatlerde mutlaka yüksek faktörlü güneş kremi kullanımına dikkat edilmelidir.

Bu lekeler, güneş kremi kullanmaya ve güneş ışınlarına maruz kalınan miktara dikkat edildiği sürece anne adaylarını korkutmamalı. Bu sayede leke oluşumunu engelleyebilir veya oluşmuş lekenin ilerlemesi en aza indirgenebilir. Ciddi bir hasar bırakmayan bu lekeler, genellikle doğumdan birkaç ay sonrasıyla, bir yıl arasında değişen sürede tamamıyla geçtiği görülür. Bazı istisnalarda emzirme dönemi bitimine kadar görüldüğü de unutulmamalıdır. Hamilelik süreci sonrasında da direkt olarak güneş ışınına maruz kalınması mevcutta var olan lekeleri daha kötü hale getirebileceği ihtimali unutulmamalı ve lekelerin ilerlememesi için alınabilecek önlemler alınmalıdır.

Bazı etkili ve doğal önlemlerle leke oluşmasını azaltabilirsiniz.

  • Evde hazırlanan organik maskeler
  • Hamilelere uygun kremler
  • Maydonoz ve limon maskesini lekenin olduğu yere uygulanması
  • Soğanı ikiye keserek lekelere günde 3 defa lekelerin olduğu yere uygulanması
  • Doğal yağlarla hazırlanmış maskeler gibi tamamiyle organik ve bebeğin sağlığına zarar vermeyecek uygulamalarla gebelik lekelerinden kurtulmak mümkündür.
Hamilelikte Cilt Bakımında Dikkat Edilmesi Gerekilenler
Hamilelikte Cilt Bakımında Dikkat Edilmesi Gerekilenler

Hamilelikte Cilt Bakımında Dikkat Edilmesi Gerekilenler

Bu telaşlı olmasına rağmen oldukça keyifli geçirilecek yaklaşık dokuz aylık süreç için anne adayının hayatının her noktasına hem kendisi hem de bebeği için dikkat etmesi gerektiğini unutmamalı. Hamilelik dönemine uygun, kaliteli ve organik maddelerden yapılmış cilt ürünleri kullanılmalı ve mutlaka kullanmadan önce cilt üzerinde küçük bir bölgede alerji testi uygulanmalıdır. Bir diğer yandan gün ışığı, anne adayı için de bebek için de faydalıdır. Gerekli olan D Vitamini, günlük otuz dakikalık gün ışığına maruz kalarak alınabilmekle beraber, sorunları en aza indirgemek için önlemlerin alındığına da dikkat edilmesi gerekmektedir. Hamilelik süresince anne adaylarının karşılaştığı birçok sorunun temeli genetik ve hormonlarda yaşanan değişiklerdir. Bunları engellemek çok da mümkün olmamakla beraber alınan önlemlerle en aza indirgemek olasıdır. Bu önlemleri alırken anne adayları hem kendisinin hem de bebeklerinin sağlığına dikkat etmeli ve mutlaka doktor onayı almalıdır. Kadınların günlük hayatlarında kullandıkları birçok ürün, hamilelik dönemi için uygun olmamaktadır. Bu yüzden seçilen ürünlerin hassas ciltler ve hamilelere uygun olduğuna emin olarak alışveriş yapılmalı ve kullanılmalıdır. Günlük kullanımdaki bakım ürünlerine yapılacak alternatif organik seçimlerle bebek ve anne adayı çok daha sağlıklı olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hastane Çantasında Bulunması Gerekenler

Hastane Çantasında Bulunması Gerekenler

Zayıflamanın Yeni ve En Etkili Formülü Leptin Diyeti

Zayıflamanın Yeni ve En Etkili Formülü: Leptin Diyeti