Alara Turan: Bir ismi idol almak yerine, kendi yolumdan ilerlemeyi yeğlerim

Bu hafta genç, güzel ve başarılı bir oyuncu konuğumuz oldu. Kardeş Çocukları dizisinde oynadığı “Hayal” karakteri ile tanınan Alara Turan eniyikadin.com’dan Gamze Tamer’e konuştu. Birbirinden samimi açıklamalarda bulunan Turan, hakkında merak edilen sorulara içtenlikle yanıt verdi.

İşte sohbetin satır başları;

Gamze TAMER: Kardeş çocukları… Oynadığınız ilk dizi olmasına rağmen böyle önemli bir rolü kapmanız büyük başarı… Bu başarıyı neye borçlusunuz? İlave sorum; o yanımda olmasa yapamazdım dediğiniz biri var mı?

Alara TURAN: Gerçekten öncelikle büyük bir şans oldu benim için. Tiyatro ve sahne uzun zamandır hayatımdaydı fakat ilk kamera deneyimim kardeş çocukları ile oldu. Başarımı öncelikle oyuncu olmam konusunda beni her zaman eksiksiz destekleyen aileme ve konservatuvar hayatım boyunca ne eksiğim varsa kapatmaya çalışan, hep yanımda olan birbirinden değerli hocalarıma borçluyum diyebilirim. 

Oyunlara nasıl hazırlanıyorsunuz, heyecanınızı bir kenara bırakıp kamera karşısına nasıl geçiyorsunuz? 

İlk başta kamera karşısında oldukça heyecanlıydım. Sanki daha önce hiç oyunculuk yapmamışım gibi, elimi kolumu nereye koyacağımı bile bilemiyordum neredeyse. Fakat biraz alıştığımda ve oyunuma güvenim tam olduğunda bunu aştım. Her oyuncunun kendine göre bir tekniği var. Ben de karakterin yolculuğu hakkında her bölüm için ayrı ayrı çalışmalar yapıyorum. Bölüm içinde karakterin sahnelerini bir bütün olarak görmek, durumunu, nereden gelip nereye gittiğini bilmek ve ona göre sahneye hazırlanmak çok önemli. Ben de elimden geldiğince böyle bir yol izliyorum. 

Yeni yeni tanınıyorsunuz. Buna rağmen birçok “fan”ınız var. Onlara söylemek istediğiniz bir şeyler var mı? 

Evet, çok kısa bir zamanda sanırım böyle bir kitle oldu, tabi ki insanı çok gururlandıran bir durum. Onlara destekleri için çok teşekkür ediyorum ve minnetlerimi sunuyorum. 🙂

Sette, başak burcunuzun vermiş olduğu titizlik ve düzen hassasiyetini yaşıyor musunuz? 

Kesinlikle. Burçtan mı kaynaklanıyor tam bilemiyorum ama gerek işte, gerek özel yaşamımda düzenli ve detaycı bir insan oluşum bana hep olumlu olarak döndü. 

Böylesine önemli bir dizide yer alabileceğinizi düşünüyor muydunuz yoksa her şey spontane mi gelişti? 

Her şey oldukça spontan gelişti diyebilirim. Konservatuvarda çıkardığımız bir oyunla turneye gitmiştik. Şimdiki menajerim Fatoş Koçak’la o zaman tanıştım. Beni sahnede seyretti ve beğenip bu işin deneme çekimine çağırdı. Tiyatro vesilesi ile böyle bir şans kapısının açılması benim için ekstra mutluluk verici. Doğru zamanda ve doğru yerde olduğumu düşünüyorum. 

Bu deneyiminizden sonra hayatınızda neler değişti? Bu değişimleri olumlu-olumsuz ayırırsak bize neler söylemek istersiniz? 

Daha önce deneyimlemediğim, çok yoğun bir çalışma temposunun içine girdim. Bu benim için çok yeni bir deneyim. Evet, çok yoruluyorum ama bu tempo benim için çok büyük bir tecrübe. Kariyerim için büyük bir adım atıyorum. Bu yüzden zorluklar yaşasam da buna değeceğini düşünüyorum. Sette çok güzel dostluklar edindim. Böyle bir ekiple çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Sette en zorlandığınız nokta nedir? 

Yoğun çalışma saatleri beni oldukça zorladı. Ancak yavaş yavaş buna da alışıyorum. Kamera tecrübemin olmaması adaptasyon sürecinde kısa süreliğine de olsa beni zorladı. Bu süreci en başından itibaren güvenip karakteri bana teslim eden değerli hocam Faruk Teber ve diğer tüm ekip ve oyuncu arkadaşlarım sayesinde daha kolay atlattığıma inanıyorum. 

Dizi teklifi size sunulduğunda neler hissettiniz? Bunu bir fırsat olarak mı gördünüz?

Tabi kii. Büyük bir fırsat hem de. Şu günlerde iş bulabilmek, hele ki yeni bir yüz için hiç kolay değil. Gerek yapımcılar, gerek yönetmenler daha deneyimli, daha risksiz oyuncuları tercih ediyor haliyle. Bu yüzden gerçek olma ihtimali hep uzaktı bana. Anlaşma aşamasına geldiğimizde kendimi çok şanslı hissettim ve tabi ki gururum okşanmıştı.

Hayatınızda en büyük iyi kiniz nedir?

İyi ki böylesine güzel ve mutlu bir aileye sahibim öncelikle. Bir de iyi ki hayallerimin peşinden gidip konservatuvarda tiyatro bölümü okudum. 

Bildiğim kadarıyla set ortamı zor ve yoğun bir ortam. Sette zorlanıyor musunuz yoksa bu yoğunluğa alışık mısınız? Bundan önceki hayatınızı özlediğiniz zamanlar oluyor mu? 

Alışığım dersem yalan olur. Zorlandığım zamanlar oluyor ama başarı ve emeğimin karşılığını almak beni bu işte diri tutuyor. Ama evet arkadaşlarımı gerçekten çok özlüyorum bazen, onlara ihtiyaç duyuyorum. 

Daha sete çıkmadan yorulduğunuz anlar oluyor mu? 

Eh tabi böyle zamanlar oluyor 🙂 her güne full zinde başlayamayabiliyorum. 

Senaryoyu ilk okuduğunuzda neler hissettiniz?

İyi bir proje olacağını hissettim. Genç ve deneyimli kadronun bir arada işleniyor olması beni çok heyecanlandırdı. Senaryoda en dikkatimi çeken şey entrikanın çok iyi işleniyor olmasıydı. Karakter bazlı düşündüğümde ise alışılmışın dışında bir karakter olması beni ayrıca mutlu etti. Yaşadıkları, travmaları, annesi tarafından hor görülmesi… Birçok genç kızın bazen farkında bile olmadan yaşadığı bir durum. Seyircinin empati duyabileceği bir karakter oynamak, onu yeri geldiğinde temsil edebilmek çok güzel. 

Alara Turan ismini nerelere taşımak istiyorsunuz, sizi beyaz perde de görme şansımız var mı?

Daha işin çok başındayım. Kat edeceğim çok yol var. Amacım mesleğimi layıkıyla yerine getirip, güzel işlerle, içime sinen projelerle anılmak. Beyaz perdeye gelince, mesleğe adım atarken önceliğim hep sahneydi. Fakat bunun yanında sinema filmlerinde yer almak beni çok heyecanlandırır. Kariyerimde böyle bir yola girmek hayallerimden biri diyebilirim. 

Diyelim ki bugün set gününüz ve biraz sonra telefonunuz çalacak. Bir yakınınızın ölüm haberini alacaksınız. Acınızı bir kenara bırakıp sete gider miydiniz? 

Herhangi birinin bu soruya “show must go on” diye cevap vermesi inanın bana hiç gerçekçi gelmiyor. Hepimiz insanız, herkesin mesleği kutsal ama manevi değerlerimin önüne geçemez. Böyle bir durumda işime devam etmem, edemem de. 

Şuan takip ettiğiniz bir dizi var mı? 

Bu sıralar “Pose” a merak saldım. Dünyası çok güzel kurulmuş. Onun dışında biraz geç kalmış olsam da “Luther”ı bitirdim. Idris Elba’nın büyük hayranıyım. İmrenerek seyrettiğim bir oyuncu.

Kendinize örnek alabileceğinizi düşündüğünüz bir oyuncu var mı? 

Aslında beğendiğim ve yolundan gitmek istediğim birçok oyuncu var. Ama bir ismi kendime idol almak yerine kendi yolumdan ilerlemeyi yeğlerim.

Sokağa çıktığınızda çok ilgi görüyor musunuz? Bu ilgi size ne hissettiriyor?

Evet, son zamanlarda ilgi beklemediğim kadar fazla. Enteresan hissediyorum alışık değilim çünkü. Gelen tepkiler genelde çok samimi ve gururlandırıcı oluyor. Güzel, değişik bir his kısaca 🙂

Taciz… Bir kadın oyuncu olarak tacize uğradığınız oldu mu? 

Olmadı. 

İdeal bir mutlu ilişki tanımınız nedir, sizin için ideal bir ilişki de olmazsa olmazınız nedir?

Bunu tam olarak nasıl tanımlarım bilmiyorum. Ama sanırım en önemlisi, önce dostluk kurabilmek. Her şeyini paylaşabildiğin biri, yanında olması gerekendir. Öbür türlü eksik hissederim kendimi. Bir de iki tarafın da kendine ait bir hayatı olabilmeli. Şart yani. Öbür türlü yaşanmaz. 

Bir erkekte en rahatsız olduğunuz üç özelliği paylaşır mısınız?

Kabalık, yalan ve saygısızlık. 

“Ben bu sahnede oynamam” dediğiniz bir durum var mı yoksa mesleğinizin bir sınırı olmadığını mı düşünüyorsunuz?

Sanırım böyle bir durumum yok. Gerçekten gerekli olduğuna inanıyorsam her türlü sahnede oynayabilirim. Her şart ve proje için geçerli olmayabilir tabi ki bu, ikna olmam gerekir. 

Son olarak sizi izleyenlere ne söylemek istersiniz?

Beni bu kadar kısa zamanda benimseyip destekledikleri, yanımda oldukları için, yaptığımız işteki emeği görüp takdir ettikleri için onlara teşekkür ederim. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir