Oyuncu Nursel Köse: Başa Gelen Kötülükte Sapıkları Değil Kadınları Suçluyoruz

Ekranların sevilen dizisi Güvercin’in Kevsa karakteri Nursel Köse hakkında merak edilenleri, sinema ve dizi sektöründeki zorlukları, Türkiye’de kadın olmanın duygu tarifini çok çarpıcı bir dille eniyikadin.com’dan Besey Melis Demirtaş’a anlattı. 

Oyuncu Nursel Köse Avlu dizisi ile ününü sadece Türkiye’de değil dünya genelinde de duyurma imkanı bulmuştu. Başarılı projeleri ile tanınan Nursel Köse’nin şimdiki durağı Güvercin dizisinde Kevsa karakterini oynamak… Biz de hakkında merak edilenleri sorduk. 

eniyikadin.com / ÖZEL HABER
Besey Melis Demirtaş

İşte çok konuşulacak röportajdan satır başları;

Bu zamana kadar başarılı oyunculuğunuz ile  birçok önemli yapımda yer aldınız. 2019 yılının rağbet gören dizilerinden olan Avlu’daki karakteriniz ile dikkatleri üstünüze çektiniz. Eğer mesleki hayatınızı öncesi ve sonrası olarak değerlendirecek olsaydınız Avlu öncesi ve sonrası olmak üzere nasıl bir değerlendirme yapardınız?

Her oyuncunun hayatını değiştiren, fenomenleştiği bir veya birkaç karakter vardır. Benim oldu. Paramparça’da Keriman karakteri yaklaşık 90 ülkede gösterildi örneğin… Avlu -Kudret/ önce Türkiye’de beğenilip sonrasında Netflix üzerinden 130 ülkede gösterilmesi, oyuncuya dünya dizi ve sinema platformunda kendini gösterme fırsatı veriyor. Her dilden sevgi ve beğeni mesajları alıyorum. Yurt dışına çıktığımda hiç ummadığım yerde sokakta tanınıyor olmak artık şaşırtmıyor. Sanırım uzun ve kısa vadede daha çok internasyonal işlerde de oynamayı getirir.

Gelecek bölümlerde Güvercin dizisi ile seyircilerin kimyasının hangi noktada birleşeceğine inanıyorsunuz?

Dizimiz Güvercin İki düşman aile arasındaki çatışmayı ve imkansızlıklardan doğan aşk hikayesini çok farklı yönlerden anlatıyor. Aşk ve sevginin her zaman barışa hizmet ettiğini bulacak bence…

“TÜRK SEYİRCİSİNİN ALIŞIK OLMADIĞI FARKLI COĞRAFYALARDA YENİ BİR MACERAYA ATILMAK İÇİN GÜVERCİN PROJESİNİ SEÇTİM”

Güvercin dizisini kabul etmenizdeki etken, en güçlü sebep ne oldu?

Türk seyircisinin alışık olmadığı farklı coğrafyalarda yeni bir maceraya atılmak için Güvercin projesini seçtim. Boş zamanlarımda Gaziantep ve çevresindeki tarihi dokuyu gezip yeni tatlar keşfediyorum. 

“KEVSA, İNTİKAM VE ENTRİKAYLA ÇEVRELENMİŞ BİRİ…”

Kevsa ile Nursel arasındaki farklılıkları nasıl yorumluyorsunuz?

Kevsa hatun, benim asla yaşamak istemediğim bir konum ve durumda… Kevsa intikam ve entrikayla çevrelenmiş biri… Ben kin tutamam mesela… Kan gurubumuz ortak olabilir. (gülüyor)

Dizide oynanılan bir karakter kendi karakteri ile nasıl çatışmaz, oyuncular bunu nasıl sağlıyor?

İşimizin en önemli yanı bu… Oynadığı karakterle oyuncunun kişiliğinin çelişmesi, aynı olmaması, benzerlikler bulunmaması, Kendini kopya etmemek gibi metotlar var.

“BAŞA GELEN KÖTÜLÜKTE SAPIK VE CANİLERİ DEĞİL KADIN VE KIZLARIMIZI SUÇLU BULUYORUZ”

Sizce kadın figürünün toplumumuzdaki yeri nedir?

Anneyi ön saraya koyan, sadece onu kutsal bilen, anne olmadan önce kadını aşk ve evlilik çerçevesinden başka bir yere taşmayan gelenekler zincirimiz ve inanışlarımız var. Kadın ve genç kızlarımızın hayatını yasaklarla, kurallarla, gelenek ve göreneklerimizdeki kıskaçlarla sınırlıyor, gelişmelerine engeller yaratan bir sosyolojik yapıdayız. Başına gelen her türlü kötülük, mağduriyet ve istismardan, arızadan toplumun sapıkları, canileri değil de kadın ve kızlarımızı suçlu bulan bir toplum gibi görünüyoruz. 

“BİR KARAKTER YARATILDIKTAN SONRA OYUNCU O KARAKTERİ OYNAMAYI BIRAKIP, O OLMALIDIR”

 Gördüğümüz kadarı ile yapımlarda ki karakterleriniz özünüzden çok uzakta. Gerçekte bu kadar mütevazi ve eğlenceli bir yapıya sahip olup, yapımlarda bu denli kötü rolüne bürünebilmek her yiğidin harcı değildir. Bu kadar başarılı olmanızın ardında ne yatıyor? Kendinizi rollerinize jest ve mimiklerinize hatta ses tonunuza kadar nasıl bu denli adapte edebiliyorsunuz?

Oyuncu her rolün altından, kendini oynamadan, klişelerden beslenip, ezberden uzak, yeni ama herkese tanıdık gelebilecek figürler yaratarak kalkabilir. Karakter yaratmanın prosesleri ve hazırlanış metotları var. Bir karakter yaratıldıktan sonra oyuncu o karakteri oynamayı bırakıp, o olmalıdır. Hazırlanırken ki çalışmalarım bu noktalarla beslenir.

Bize ekranda gördüğümüz “kötü kadın” karakterinizin aksine dışarıdaki neşeli, gerçek Nursel Köseden bahseder misiniz? Nursel Köse gerçek hayatta nasıl birisi, nasıl bir yaşam şekli sürüyor? Hobileri ve ilgi alanları neler?

Bambaşka biri…Evimde çok mutlu ve huzurluyum günlerce dışarı çakmam. Kitap okuyup kitap yazarım. Şu an 3. kitabımı hazırlıyorum. Gerilim-polisiye roman… Yürüyüş ve pilates yapıyorum. Yemek yapmayı da severim. Biyografi okumayı ve izlemeyi severim..Sahne oyunları izlerim..En önemlisi eşimle olan zamandır. Hayatı keyifli ve neşeli geçirmeyi, acısız kavgasız, büyüklerin iktidar oyunlarından uzak yaşamayı tercih ediyor, çok özenli seviyorum.

Yapımlarda çoğunlukla sizi “kötü” karakterizesi ile görmekteyiz. Bu durumun sizin için avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Sinema veya dizilerin Protagonist ve Antagonisti olmazsa olmazıdır. İyi ve Kötü-, Kahraman ve Anti kahraman, savaş ve barış gibi zıt kutupların kapıştığı yerdir film. Antagonist yani engel çıkarıcı, kötü dediğimiz yenilmesi, alt edilmesi gereken biridir. Normal ve sıradan kişinin bu ve buna benzer kavganın içinde kendini bulması meseleyi çözmek için engelleri aşıp sonunda kahramanlaşması şarttır. Yelpazesi geniş bir oyunculuk isteyen Antagonistlik hoşuma gidiyor. Hiç bir dezavantajı yok bence…

Biliyoruz ki yapımların toplum üzerinde bir çok psikolojik etkisi bulunmakta… Son yıllarda ülkemizde kadına şiddet eğiliminin artışında dizi ve film faktörleri sizce ne oranda etkili? Bu konuda ne tür farkındalık çalışmaları yapılabilir?

Televizyon, dizi ve görsel medyanın bizim toplumda yeri çok önemseniyor. TV’ye insanlar eğitim kapısı gibi bakabiliyor maalesef… Tam da bu durumda bu medyaların farklı bilinçlendirici, kritik yapabilme özelliklerimizi destekleyen, sağlıklı mantıklı düşünme özelliklerimizi öne çıkaran programlara, söyleşilere, açık oturumlara, bilimsel ve kültürel gelişmeleri destekleyen mecralara, özelliklerde kadın görüş ve seslerine acilen ihtiyaç duyduğumuz kanısındayım. Medya ve televizyonun dışında, cinsiyetler arası doğru diyalog-ile kadınlar arasında köprüler kurmak, özelikle kadınlarla genç kızlarla vizyon paylaşmak, başka yaşam alternatifleri olduğunu görmek ve gösterebilmek önem kazanmalı kafalarımızda… 

“TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR TOPLUMUN KADIN ALGISINI NEGATİF ETKİLİYOR”

Son yıllardaki yapımlarımızın neredeyse hepsinde kadına şiddeti görmekteyiz. Yer aldığınız Avlu yapımında ise bu durumun aksine şahit olmaktayız. Kadınların birçok koşulda üstün olduğunu vurgulayan nadir yapımlardan. Bu konuda günümüz yapımları hakkındaki düşünceleriniz neler?

Sadece dizilerden hayatı öğrenmeye kalkışıyoruz ve kadınların birbirini yediği gelinli kaynanalı, sürekli kadınları birbirine rakip gösteren bağırmalı, çağırmalı, vatandaşın yaptığı TV programlarından da uzak durulmalı artık… Kadınları: Anne, gelin ve kaynana olarak sürekli çarpıştıran veya moda -güzellik ve kilo- diyetlerle uğraşan aciz sosyopat gibi gösteren programları izlemek bize niçin zevk verir? Bize sosyalleşmemiz konusunda ne öğretebilir? Bence toplumun kadın algısını çok negatif etkileyebiliyor. Bizim kadın kahramanlara, kadın bilim insanlarına, rol modellere her alanda kadının aklına ihtiyacımız var.

Eğer farklı bir meslek icra edecek olsaydınız tercihiniz hangi meslekten yana olurdu? Neden?

Farklı mesleklerim oldu, Mimar mühendisim örneğin…Yazarlık yapıyorum. Oyuncu koçluğu yapıyorum. Yönetmenlik yaptım. Kabare yaptım. Sahne alıyorum ama illaki oyuncuyum.

 “KUTUPLARDA BİR DÖNEM YAŞAMAK İSTERİM”


Herkesin hayatında mutlaka ‘keşke’ ve ‘iyi ki’ dediği bir dönem olmuştur. Sizin ‘keşke’ ve ‘iyi ki’ leriniz nelerdir?

İyi ki yurt dışında tahsil yaptım, iyi ki dünyada birçok yeri gezip görme fırsatım oldu…Keşke daha çok ülkeye gitmeye ve gezmeye zamanım olsa..Tırmanmak isterim..Paraşüt atlamak isterim..Kutuplarda bir dönem yaşamak isterim, uzaya giden dolmuş taksiye binsem… Keşke mümkün olsa…

Mesleki hayatınızda sizi kahkahalara boğacak kadar komik  ve ya aksine ağlayacak kadar sinir bozucu olaylar yaşadınız mı? Bahseder misiniz?

Hiç bir oyuncu, rol gereği değilse, sahnede gülmek istemez ama sahnede bir koptunuz ve gülmeye başladığınızda, hem bitsin hem de bitmesin istersiniz… Dünyanın en muhteşem gülmesidir sahnede koy verip doyasıya gülmek… İki kere oldu hayatımda… Beklemek, sete gidip uzun uzun bekleyip, hadi dediklerinde canlanıp, motive olmak işimizin en zor taraflarından…

Tarzınız oldukça ilgi çekici… Kombinlerinizi yaparken en çok neye dikkat edersiniz?

Zülal Güler moda ve stil danışmanım… Ay bugün ne giysem derdinden beni kurtaran, evente göre, ne giyeceğimi takıdan, ayakkabıya, çantadan, renge kadar her şeyi düşünüp, kombin yapan, zevkine güvendiğim bir kadın var hayatımı aşırı kolaylaştıran…Teşekkürlerimle..

Herkesin kendisinde komik bulduğu takıntıları vardır. Sizin de yeri gelince güldüğünüz takıntılarınız var mı? (mesela yürürken koyu renkli taşlara sağ ayakla basmak vb)

Önümde yürüyen birinin yürüyüşünü taklit ederim, bir bakarım ki onun gibi yürüyorum. Konuştuğum insanların mimiklerini anlık üstlenebiliyorum… Simetri düşkünlüğüm vardır.

Kendinizi İşinize adapte edemediğiniz zaman ne gibi yollara başvuruyorsunuz? En büyük kaynağınız nedir?

Yarattığım karaktere sarılırım..Nefes tekniği uygularım..Meditasyon ( Tibet’in 5 hareketi ) çok işe yarar. Her zaman adapte olurum. Özelimde sağlıklı ve bakımlı olmak için reçetelerimi düzenli uygularım. Bu benim işimin gereği… Kendi tercihlerimi ön plana almayı kendime öğrettim. Çok yönlülük, çok çeşitlilik, çok renklilik yaratıcılığı körükler.

“SAHNEDE ÇIRILÇIPLAK VE YAPAYALNIZSIN”

Tiyatro ile ilgilendiğiniz görmekteyiz. Tiyatro ile bağ durumunuz nedir? Tecrübeleriniz ile bize tiyatro ve oyunculuk arasındaki benzerlik ve farklılıklardan bahseder misiniz?  

Sinema evrenseldir, ortak sanat büyülü dili sayesinde dünyanın bir ucundan diğerine yolculuklar yaptırır, tanımadığımız kültürlere kaplarımızı açar. Evrenselliğini festivallerle süsler, ödüllerle, kırmızı halılarla parlatır. Sinemaya gideriz. Diziler evimize, odalarımıza, özelimize girer. Seyirci zamanla; dizi oyuncularını sahiplenir, kendinden aileden biri sayabilir. Bu kesinlikle çok muhteşem bir durum… Seyircimiz bizi sahiplenir. Kendi seçimidir izlemesi… Başka bir gönüllülük var izlemde…
Tiyatro ve Sahne başka bir diyar… Sahnede her daim aşırı talep altındasın. Çırılçıplaksın… Yapayalnızsın. Zamanı geri akıtamazsın.

Günümüz yapımları ve oyunculuklar hakkındaki düşünceleriniz neler? Size 2019’un en iyi yapımı ve oyuncusunu sorsak hangilerini söylerdiniz, nedenleri ile birlikte anlatır mısınız?

Diziler, emekler, arkasında haftalarca çalışılan oyunculuklar, kamera arkasındaki kocaman ekip ile olan işler bir kalemde silinip yayından kalkıyor. Yayından kalkma, erken finaller, kötü reytingler o işlerin kötü ve izlenmeyen işler olduğu veya oyuncuların günahı gibi görmeye meylimiz, o işin finali hak ettiği anlamına gelmiyor çoğu zaman… Çok emek verilen, paralar harcanan, ortaya koyulan kariyerler, suya atılmış taş gibi kaybolup gidiveriyor. Dizi değerlendirme seyirci sayısıyla ölçülmelidir. Yapılan her işi övgüye değer buluyorum. Beğen beğenme, orası görecelidir. Genç oyuncuların çoğunda dizi oyunculuğunun hızına çabuk adapte olduğunu görüyorum. Çabuk olgunlaşıyorlar, hızlı pişiyorlar… İşin içinde ustalaşarak, oynarken oyunculuğu öğrenmek sadece bizim dizilerde mümkün… Güvercin Dizisi şu an Gaziantep’te mekanları, kadrosu ve hikayesiyle beni büyüleyen bir iş… 2020 de heyecanlı ve farklı, beni şaşırtan hikayeler izlemek isterim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir