in

Zeynep Bugay: Karşılıklılık

Zeynep Bugay2

“Hadi bakalım git ve şimdi ona anlattığın hikâyenin tamamının uydurma olduğunu itiraf et, aksi takdirde ben gidip onunla konuşacağım. Tahmin ederim ki benden gerçekleri duymasını ve dolayısıyla da rezil rüsva olmayı istemezsin…” diye rest çekti genç kız, arkadaşına. Arkadaşıyla aralarında ya bir yaş vardı ya da yoktu. Her ikisi de ergenlik dönemlerini sürüyorlardı ve yazları geçirdikleri adanın aynı yakışıklı delikanlısından hoşlanıyorlardı. Arkadaşı tarafından tehdit edilen Nihal bu delikanlıya kendisiyle ilgili bir şeyleri abartarak anlatmış, Raşide de bu durumu fark ettiğinden bu yana Nihal’i yalanını açık etme gayesiyle sıkıştırarak, Nefi’nin de gözünde “dürüstlük timsali” olarak yücelmeyi umuyordu.

Bir süre sonra Nihal, Raşide’nin bu tehditlerine boyun eğerek, Nefi’yi bir kenara çekti ve ona yalan söylemiş olduğunu belirtti. Ne gariptir ki Nefi söylenen yalandan ziyade Nihal’in neden yalan söylediğini itiraf etme gerekliliği duyduğunu merak etti. Ne de olsa gidip araştıracak hali yoktu… Yani ne olmuştu da önce yalana başvuran Nihal daha sonra gerçeğin bu olmadığını dillendirme ihtiyacı duymuştu? Nihal’in buna da cevabı oldukça basitti, arkadaşı onu gerçeği söylemesi için tehdit etmişti. Nefi aldığı yanıttan sonra soluğu Raşide’nin yanında alıp, “Nihal’e karşı daha anlayışlı olmalıydın, herkes bir gün bir sebeple yalana başvurabilir, keşke rezil etmek yerine yarasını sarmayı deneseydin…” dedi. Nefi’den umduğunu bulamayan Raşide, Nefi’yi tersleyerek “Dürüst davransaydı, bu durumlara düşmezdi” dedi.

Yıllar geçti, Raşide ile Nihal’in arkadaşlığı eski sıklıkta görüşmeyi içermese bile bir şekilde sürdü. Telefonlaştılar, karşılıklı hâl hatır sordular, birbirlerine hayatlarının seyrini anlatmaya devam ettiler. Bir defasında Nihal, Raşide’ye bir ilişkisinin olup olmadığını sordu. Raşide ise Güzel Sanatlar mezunu ünlü bir karikatürist ile flört ediyor olduğunu söyledi. Adamı dergilerdeki çizimlerinden tanıyan Nihal şaşırdı ve arkadaşı için de sevindi. “Ne kadar süredir berabersiniz?” diye sormayı da ihmal etmedi. Raşide “Çok yeni, 3-4 aydır tanışıp, görüşüyoruz” dedi.

Raşide yalan söylüyordu. Neden söyleme ihtiyacı duyuyordu tam olarak bilinemez ama gerçekte sevgilisi olduğunu iddia ettiği adam Raşide’yi şişman buluyor ve yüzüne bile bakmıyordu. Raşide ise adamı saplantı haline getirmiş, istenilmediğini anlamamakta direndiği gibi etrafa da bunun bir ilişki olduğu palavrasını sıkıyordu.

Gel zaman git zaman Nihal tekrar Raşide’yi aradı ve karikatürist adamla ilişkisinin nasıl gittiğini sordu. Raşide de neşe içerisinde aralarının çok iyi olduğunu ve daha dün beraber sinema programı yaptıklarını söyledi. Nihal ise cevaben buz gibi bir sesle “Aaa öyle mi? Çok garip Raşide çünkü o genç adam son 4 aydır arkadaşım Selin ile birlikteymiş ve dün de evde film izleyip, makarna yemişler. Bu durumda sen de sinemaya başka birisiyle gitmiş olmalısın…” dedi müstehzi bir tavırla. Raşide sustu, rezil rüsva olmuştu ve sesi soluğu da duyumsadığı utançtan kesinlikle çıkmıyordu.

Nihal zafer kazanmış bir edayla “Raşide neden böyle bir kuyruklu yalan söyleme gereği duydun ki çok merak ediyorum?” diye sordu. Raşide bunun şişmanlıktan kaynaklanan kompleksten ötürü olduğunu veya istenilmediği ve çok yalnız hissettiği için böyle bir hikâye uydurmayı seçtiğini söyleyebilirdi. Söyleyemedi. Sadece “Yıllar sonra da olsa ödeştik Nihal, hayatta geçekten her şey karşılıklıymış” diyebildi. Belki Doğrucu Davut bir tavırla, şayet Raşide doğru söylemeyi seçseydi bu durumlara düşmezdi denilebilirdi… Hatta Nihal de zamanında Raşide tarafından kendisine ne yaşatıldıysa, arkadaşına benzerini yaşatmakta bu sebeple en ufak bir beis görmemişti diye düşünülebilirdi… Nitekim Nihal telefonu muzaffer bir komutan edasıyla, büyük bir zafere imza atmış duygusuyla kapattı. Sistem eşitlenmeyi severdi ve eşitlenmişti de…

Bir yıl kadar hiç haberleşmediler. Raşide Nihal’i asla aramadı. Karikatürist adamı da o olaydan sonra tamamen aklından ve kalbinden söktü attı. Nasıl atmayacaktı ki? Nasıl olsa öyle bir şey yoktu ve tek taraflı olan bir hevesi de koy vermek oldukça kolaydı…
Bir yıl sonra, eski arkadaşının nasıl olduğunu merak eden ve acımasızlık etmiş olabileceğine inanan Nihal, Raşide’yi aradı, hâl hatır sordu, onu çok sevdiğini ve çok özlemiş olduğunu, bir yalan yüzünden bu kadar uzun süredir konuşmuyor olmalarının ona çok dokunduğunu, olanı biteni unutmak istediğini söyledi. Raşide ise arkadaşına aramış olduğu için teşekkür ettikten sonra “Her şey iyi güzel de Nihal sen beni dün kınayacak bugün de affedecek bir yargıç değilsin. Benim sana küçüklüğümüzde yaşattığım şey ne kadar yanlış idiyse, seninkisi de o kadar yanlıştı, o yüzden bu saatten sonra ben aldığım derse bakmalıyım. Bu kadar yara bere almış bir ilişkiyle yüz yüze bakmamıza gerek yok” dedi ve bir daha da gerçekten asla bir araya gelmediler.

Hayat, sözler, davranışlar, niyetler veya düşünce yoluyla ne türden bir tohum ekilirse, iyiye iyi, kötüye de kötü olacak şekilde, zamanın da ne kadar geçtiğine hiç bakmaksızın, yapılmış olanı bireye misliyle, karşılıklılık ilkesi dahilinde iade eder. O yüzden de ilk tokadı atmaya niyetlenenin yaratacağı karma döngüsüne hazırlıklı olması ve karma kapısının cereyanında kalmamak adına içgüdülerinden arınmış bir akılla ve vicdanla hareket etmeyi seçmesi gerekir ne de olsa hayat teğet geçmeyi seven dümdüz bir düz yol değil, yaşatılanı, yaşatmış olana tattırmayı seven bir çemberdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

idil kesten 5 1

İdil Kesten:Türkler Bazı Dijital Alışkanlıklarda Gelişmiş Ülkelerin Bile Önünde

DERYA Sen

Derya Şen: Oyunculuk Sektörü Çok Acımasız