Close

Derya Şen: Oyunculuk Sektörü Çok Acımasız

Birçok dizi ve filmde canlandırdığı başarılı karakterlerle bilinen oyuncu Derya Şen eniyikadin.com’da Sudenur Çakmak ile buluştu. Oyunculuğun da, anneliğin de önemine değinen Derya Şen sorduğumuz tüm sorulara içtenliği ile cevap verdi. Doğum esnasında yaşadıkları, atlattığı ölüm tehlikesini ve yakalandığı Hellp Sendromunu ilk defa eniyikadin.com’a anlattı.

SUDE ÇAKMAK: Kendinize hep tekrarladığınız, unutamadığınız bir nasihat var mı?

DERYA ŞEN: Kendime hep tekrarladığım şöyle bir nasihatım var yani bazen o kadar karşımdaki kişiyi kendim gibi görüp böyle iyi niyet çerçevesinde bakıyorum ki tam bir polyana oluyorum, bu polyanacı yönüm bana bazen çok şey kazandırıyor çünkü hiç beklemediğim güzelliklerle karşılaşıyorum ve gerçekten başarılar elde ediyorum ama bazen de bu polyanacı yönüm kayıplara da sebep oluyor ve kayıplarla beraber zararlar… Aslında hepimiz insanız bunun içerisinde iyi insanda var kötü insanda var. Daha doğrusu iyi kalpte var kötü kalpte… Kalbe bakıyorum ben. Çünkü bazen o noktada şunu diyorum Derya hani herkesi kendin gibi görme bundan dolayı baya bir kendime nasihatlarda bulunuyorum.

SUDE ÇAKMAK: Gelecekte yapılacaklar listenizin ilk üç sırasında neler var?

DERYA ŞEN: Şimdi tabii oyunculuk mesleğimle beraber sevgili eşim ve sevgili oğlum Toprak Can da hayatımda, benim için oyunculuk mesleği her şeyden önemliydi ama artık oyunculuk mesleğimle beraber ailem de benim için artık önemli hale geldi. Bu sebepten dolayı yine mesleğimi en güzel şekilde devam ettirebilmek, kurduğum hayallerin içerisinde başarılı projelerde olmaya devam etmek, ikincisi sağlıklı bir şekilde oğlumun yaşantısını devam ettirmek ve ona güzel bir gelecek sunmak bu benim için  çok önemli çünkü o benim için gerçekten Allah’ın verdiği bir mucize ve ona çok iyi bakmam gerektiğini ekstra bir sorumluluk geldi hani oyunculuğun yanında bir de anne sorumluluğu ki sektörde biliyorsunuz ki anne olmaktan kaçarlar ne derler kariyerimiz elden gidecek projelerden olacağız şöyledir böyledir derler ama ben hiç o şekilde düşünmedim tabi ki zorlukları var hem anne hem oyuncu olmanın getirmiş olduğu ekstra sorumluluklar var ben bu sorumlulukları aldığım için kendimi zaten bu konuda güçlü hissediyorum zaten bu gücü de bana inancım veriyor o yüzden Toprak Canın dünyaya gelmesiyle beraber bana ekstra güç geldi hani hiçbir şekilde hem kariyerime devam edeceğim hem de çocuk bakacağım gücüme güç katacağım hatta yakında Toprak Canında olacağı güzel televizyon projelerimiz olabilir, o da bir televizyon yıldızı aslında geçen hafta bir magazin programına konuktuk Noel baba kıyafetiyle bir gazeteye manşet olmuştu en güzel bebekler kısmında o da ekranı seven bir çocuk en az benim kadar çalıştı anne karnında benimle beraber hep setlerdeydi.

“Takıntı olabilecek bir şeyi bile takıntısız hale getirebiliyorum öyle bir beyine sahibim”

SUDE ÇAKMAK: Küçüklüğünüzden beri sahip olduğunuz bir takıntınız ya da alışkanlığınız var mı?

DERYA ŞEN: Aslında hiç kötü, takıntılı bir insan değilimdir. Önemli şeylerde hep dua ederek başlarım işlerime mesela bir programa katılacaksam eğer iyi şeyler geçiririm içimden, kötü alışkanlıkları olan biri değilimdir tabii herkesin eksik yönleri vardır ama kova burcu da olmamın etkisiyle hiç öyle at gözlüğüyle bakmam biraz daha şeffaf düşünürüm, takıntı olabilecek bir şeyi bile takıntısız hale getirebiliyorum öyle bir beyne sahibim.

SUDE ÇAKMAK: Yeni biriyle tanıştığınızda ilk neye dikkat edersiniz?

DERYA ŞEN: İlk elimi nasıl sıkıyor ve gözlerimin içine bakıyor mu buna çok dikkat ederim. Çok şekilci bir insan değilimdir sonuçta güzellik ve çirkinlik göreceli bir kavram olduğu için çok dış görünüşünü yorumlamam  fakat davranış beden diline çok önem veririm, gözlerime bakıyor mu hani bazen gözlerini kaçırıyor mu bazı insan vardır gözlerinin içine bakamaz ve kafasını öne eğer bende o sırada kara kara düşünürüm bu adam niye böyle yapıyor diye… En önem verdiğim şey davranışlardır görüntüden çok… Kendine olan güvenini hissetmem gerekiyor karşımdaki kişinin o güvensizliği bazen böyle hissederim ve diyelim iş yapacağım sırf o güvensizliği hissettim mi iş bile yapmam beni o kadar etkiliyor.

SUDE ÇAKMAK: Kolay affeder misiniz?

DERYA ŞEN: Kesinlikle kinci bir insan değilimdir. Çünkü kin insanı ölüme kadar götürebilir, içinde büyür büyür ve hastalıklara bile sebebiyet verir bu sebepten dolayı kin ve nefret bende hiç yoktur sadece biraz önce dediğim gibi bu polyanacı yönümden zararlar görmedim mi evet gördüm zarar gördüğüm kişiden kendimi ancak şu şekilde korurum gayet de iyi korurum baktım bir şans veririm iki şans veririm bazen üçe kadar çıkar bu şans gerçekten hemen silmem ama bunun eğer benim verdiğim şansları kadın olsun erkek olsun benim verdiğim şansları değerlendiremediyse bir kalemde silerim benim cezam onu hayatımdan çıkartmam olur. Neye uğradığını şaşırır, kesinlikle o kişiye zarar vereyim kötülük yapayım hiçbir zaman bu şekilde düşünmedim bu sebepten dolayı içim o kadar rahat o kadar ferah ki çünkü zor bir sektörde yaşıyoruz. Evet başarı bazen insanlar diyor işte dört sezon bu kadın yedi yüz seksen bölüm bir dizide oynadı, işte elli ülkede bu kadın biliniyor işte bu kadın bir evlilik yaptı, çocuk yaptı bu kadın hem kariyer hem iş diyen o kadar çok kişi var ki o kem gözlerden dolayı oğlumu dünyaya getirirken bir ay boyunca yoğun bakımda kaldım onunda etkisi var ölümlerden döndüm. Yedi aylık hamile olan bir kadın evinde yatar dinlenir ben öyle yapmadım sabah altı gece on ikiye kadar setteydim, biraz beslenme biraz çalışma koşulları birazda üçüncü şahısların kötü enerjileri yüzünden böyle bir zor dönem geçirdim.

SUDE ÇAKMAK: 10 yıl boyunca lisanslı olarak voleybol oynamışsınız, başka ilgilendiğiniz spor dalları var mı?

DERYA ŞEN: Benim için spor eşittir oyunculuk, sekiz dokuz yaşında voleybol oynamaya başladım ve on dokuz yaşıma kadar profesyonel olarak Çukurova kulüpte lisanslı olarak oynadım ve pasördüm takım kurucusuydum aynı zamanda. Ben her zaman çok benzetiyorum oyunculukla spor hayatını ama bireysel sporlardan bahsetmiyorum takım olarak yapılan sporu benzetiyorum, takım sporları insana çok ayrı sorumluluklar, disiplinler ve bedensel beceriler kazandırıyor. Oyunculukta da yeri geliyor bedene becerilerinizi sergilemeniz gerekiyor, yeri geliyor beynen çünkü beyin işi çünkü hiç göründüğü kadar kolay bir iş değil herkes biraz oyunculuğu hafife alır ama aslında değil biz oturuyoruz sayfalarca ezber yapıyoruz bu sebepten dolayı voleybolla beraber kick boks uzak doğu sporlarına ilgiliyim yüksek tekmem çok iyidir. Oyunculuğa başladığım dönemlerde bileğimden rahatsızlık geçirdim yumruğum çok iyi değil ama tekmem çok iyidir. İyi ki spor hayatında olmuşum çünkü spor insana ayrı bir zeka katıyor ruhen bedenen herkese tavsiye ederim özellikle anne ve babalar çocuklarını grup sporlarına yönlendirebilir. Kişisel yapılan sporlar da çok önemli fakat bireyin egosunu geliştiriyor, başarı ortak olunca daha bir değer katıyor insana bu yüzden çocukların sporla ilgilenmeleri çok önemli.

SUDE ÇAKMAK: Oyunculuğun sizi besleyen tarafları neler?

DERYA ŞEN: Beni besleyen en çok tarafı içimde birçok farklı farklı karakterlerin ortaya çıkmasıyla beraber ben kendimi daha bir haz noktası olarak görüyorum. Bir mutlu Derya gerçekten gülen eden, bir dramatik Derya bir komik Derya, hafif kafasında çılgınlıkları olan Derya bunlar ben de var demiyorum ben bunları projelerimde ortaya çıkarttığımda büyük haz duyuyorum. Tipik sıradan sadece güzel, bakımlı Derya değil yeri geliyor varoş mahalleli Derya yani ben bunları gördüğümde bu karakterleri yaşattığımda ki Tülay karakteri hem pavyonda çalışan kadındı sonradan ev kadını, mahalleliye dönüştü bu kadın mesela izleyici dört sezon boyunca o iki yönümü gördü ve şu an kadınlar hasta oldu o yönlerime bir hani pavyonda çalışmış ama ne kadar namuslu bir kadınmış gibi yani bu sebepten dolayı benim için farklı farklı tiplemelere farklı farklı karakterlere girdiğimde ben mesleğimden ayrıca bir besleniyorum, benim için çirkinlik güzellik hani ben çirkin bir kadını da oynarım kötü bir kadını da oynarım çokta rahat dönüşebiliyorum bir yönüm her zaman bukalemun gibi… Tek tip oynamaktansa ki bizim en büyük dizi ve sinema oyuncularımızın eksikliği o tek tip oynuyorlar ama bir yurtdışına baktığımız da yani ben biraz daha uluslararası tarz ve düşünceye sahibim, tek tip oyunculuğa karşıyım. Bu değişkenliği zaten kendi içimde çıkartmak ki kişinin yeteneği ve kendi mücadelesidir. Kimisi yeteneklidir ben her şeyi çok iyi yapıyorum der öyle olduğu yerde kalır ama oyunculukta öyle bir şey yok oyunculukta yetenek, eğitim, sürekli kendini geliştirmek, sürekli yenilemek, öğrenmek ben biliyorum değil evet öğreniyorum öğrenmeye açığım demek bunlar çok önemli. Bizim meslekte ben oldum bittim diye bir şey ağzından çıktığı an evet senin bittiğin andır ilerleyemezsin. Ben şu an İngilizceyi çok iyi derecede biliyorum orta derece Almanca, Azerice, İspanyolca işte üç beş şiveler bütün şivelere kadar çalışmışlığım var çünkü neden ben o karakterlere gidebilmeliyim, ben sadece bu konuşma diliyle oynamam benim içimde zaten başka başka küçük şirin Deryacıklar olduğunu bildiğim için bunları kendim ne kadar eğitirsem ben o kadar başarılı bir oyuncu olurum.

SUDE ÇAKMAK: Hayatınız boyunca kaç farklı karakter canlandırabileceğinize inanıyorsunuz?

DERYA ŞEN: Şimdiye kadar çingene kadın oldum, başrol oynadığım bir sinema filminde inanılmaz salak inanılmaz saf bir o kadar cingöz olmaya çalışan bir yirmi altı yaşında güvenlik görevlisi bir kız oldum Zeynep, çok fettan bir kadın oldum birkaç filmim de en son oynadığım dizide hem bir pavyon şarkıcısı hem de mahalleli kadın oldum bunun dışında birkaç projelerde çok saf salak sekreter rollerim oldu hemen hemen iyi kötü güzel rolleri oynadım. İlerleyen projelerde çoğul kişilik bozukluğu olan bir kadını oynamak istiyorum, sinemada ya da dizide Türkiye de ki diziler tipik hikayeler çok derine inmiyorlar çok yüzeysel her şey bu şekilde de maalesef eleştiride bulunuyorum yani o kadar çok işlenecek konular var gidiyorlar hep aşk hikayeleri benzer konular zengin kız fakir oğlan sadece toplumun sorunu bu değil aynı zamanda sosyoloji mezunuyum çok fazla bu eleştirilerimi sosyolog gözüyle yapmıyorum ama sosyolojiyle oyunculuk zaten bir bütün biz bir karaktere girerken ben onun bütün psikoloji yönünü, sosyolojik yönünü her şeyini araştırmak zorundayım mesela Hatice karakterine bürüneceğim Hatice ne yer, ne içer, ne yapar, kiminle konuşur, ailesi ile arası nasıl, ne giyer, neyden hoşlanır, nasıl yürür yani Hatice’nin her şeyini çözmem lazım ki ben o karaktere bürüneyim yoksa o Hatice olamam ben Derya olarak kalırım. Türkiye de ki oyuncular işte atıyorum büyük konuşacağım Beren Saat evet güzel kadın fakat hep bir baktığınız da aynı tip bir farklı tip girmeye çalıştığında gitmiyor yürümüyor çünkü neden o oyunculuğun, karakterin zeminini doldurmuyor yani bir karaktere bürüneceğin zaman onu kendi içinden çıkartman ve hissetmen gerekiyor bu çıkarımları yaparken bile sosyoloji ve psikoloji bunlar devreye giriyor. Ben aslında biraz şanslıyım çünkü her ikisinin de eğitimini aldım ben bu karakterlere girebiliyorsam ne mutlu bana birkaç böyle hastalıklı karakterlere giremedim dizide de sinemada da ama girmeyi çok istiyorum psikopat tipi karakterler, kötü kadını oynadım ama psikopat katili oynamadım. Bende yaş sınırı yok ben yirmi beş yaşla kırk beş yaş arası kişileri canlandırabiliyorum. Çünkü eşofman giyiyorsun, spor ayakkabı giyiyorsun, makyaj yapmıyorsun bende hiçbir estetik yok çok doğalım doğal olduğum için birden üniversiteliye dönebiliyorum yani normal bir şey giyineyim veya daha abartılı giyineyim saçlar, makyaj yapılsın direkt kırk yaşında patron bir kadını oynaya biliyorum karakter sınırım yok o yüzden çoğu oyuncuyu eleştiririm affetmem.

SUDE ÇAKMAK: Hiç mesleğinize dair pes ettiğiniz, geri çekilmek istediğiniz bir dönem oldu mu?

DERYA ŞEN: Ben zaten eski reklamcıyım Fatih Aksoy ile beraber onun yanında  kendisiyle çalışıyordum, fakat o dönem 2008 krizinden dolayı işten çıkartıldım, otuz kişi falan işten çıkartıldı. Ben daha o dönem oyunculuk camiası içerisinde çevremde oyuncular var ünlü insanlar var benim hiç oyuncu olma gibi bir hayalim yoktu böyle bir planlamam da olmadı. Sonra ilk defa o dönem bir yıl boyunca iş bulamadım işsiz kaldım sene 2008 sonu napayım diye düşünürken meditasyon yapmaya karar verdim çünkü kafayı yiyecektim, kendimi tedavi edemiyordum Ayla Algan’ın kızı Sevi Algan platonun altında meditasyon dersleri veriyordu onun yanına gittim arkadaşlarımın önerisiyle. Benim Sevi Algan ile tanışmam Ayla Algan ile tanışmama vesile oldu ki ben Ayla Algan’ın öğrencilerinden biriyim, yani nereden nereye… Aslında benim oyuncu olmam gerekiyormuş ben bunu hiç fark edememişim, kendi özüme dönememişim 2009 yılı itibariyle aslında kendi özümü yaşıyorum.Bu özü yaşarken de meslek olarak reklamcılığı bir kalemde silip ben oyuncuyum, oyuncu olduğumu hissettiğim anda bu mesleğe en alt tabakadan başladım. Setlerde koşturdum, öyle bir mücadele ettim ki yeri geldi kimse benimle görüşmek istemedi çünkü sektör çok acımasız bir sektör, reklamcıyken yüzüne baktığım insanlar oyuncu olunca sana aşağıdan bakmaya başlıyor çünkü sen başarılısın ya onların gözünde ezik bir insan olarak görünüyorsun daha doğrusu ufak beyinlerince bu kadar da acımasız konuşuyorum çünkü gerçekten ufak beyinli ama şunu gördüm ki hiçbir zaman pes etmedim yani Selanik göçmeni olmamın etkisiyle de biz biraz mücadeleci ve inatçı insanlarız, tuttuğumuzu koparan bir yapımız var o yüzden hiçbir zaman pes etmedim ve etmeyi de düşünmüyorum. Bazen çok agresifce yorumlar yapabiliyorum ama kimse kusura bakmasın yaşadıklarımı anlatmak zorundayım, doğum sırasında hastanede yatarken işte Derya çocuk da yaptı şimdi sektörden çekilecek hayır böyle bir şey yok, düşmemi gözleyenler çok fazla fakat bir iki ayda magazinde konuşulduk Kıbrıs ve Türkiye de ki hayranlarım en sempatik aile ödülünü verdiler bize baya bir gündem olduk, oğlum ve eşimle yapmayı düşündüğümüz bir televizyon projesi var dizimle beraber o işimde olacak kısmetse bakalım.

SUDE ÇAKMAK: Eşiniz Ayvaz Akbacak çoğumuzun da tanıdığı başarılı şeflerden kendisi, peki evdeki mutfağa Derya Şen mi hakim yoksa Ayvaz şef mi?

DERYA ŞEN: Eşim gerçekten çok başarılı bir şeftir. Çok yaratıcı ve bu işin mutfağından gelmiş, şu an en üst noktada ve dünyaca tanınıyor, o konuda ona ayrı bir hayranlığım var. Fakat bizim evde ben ana kraliçe olduğum için tam bir mutfak kedisi gibi küçüklükten beridir ben hep mutfaktayım, yemek yemeyi de severim, hiçbir zaman incecik bir kadın olmadım fakat ben yapım gereği eşini mutfağa sokmaktan hoşlanan bir kadın değilim. Çünkü sevmiyorum ben ona hizmet etmeyi seviyorum, ona yemek yapmayı seviyorum benim yemeklerimi de çok şükür beğeniyor hatta ilk defa biz ilk tanıştığımızda Ayvaz’a ne zaman yemek yapacaksın demeyen ilk kadın bendim ve ilk defa bir kadın ona yemek yapmış, midesinden etkilemişim eşimi. Bazen hiç görmediği yemekleri yapıyorum şaşırıyor o yünden elimden geldiğince bir kadın olarak eşimi çok mutfağa sokmamaya dikkat ediyorum zaten o gün içerisinde mutfakta çok yoruluyor bir de eve geldiğinde mutfakla uğraşsın istemiyorum.

SUDE ÇAKMAK: Sizi mesleğinize bağlı kılan, ilham ve motivasyon kaynaklarınız neler? Çok merak ediyoruz.

DERYA ŞEN: En büyük etken benim içimde ki karakterlerin ortaya çıkmasıydı, o karakterleri yaşatmak, bu bana ayrı bir ilham kaynağı veriyor. Birçok kişi oynar işte televizyonda bir yer de dizide kendini izlemeye bayılır böyle ağzını açarak birçok oyuncuda vardır. Bu herkese ben bugün buradayım, izleyin falan maalesef çevremde ki çoğu oyuncu arkadaşımda bu var ben de ise şöyle; ben oynarken, o durumu yaşarken, o karakteri çıkartırken, sahnedeyken o hazzı almak benim için çok önemli yani ben kendimi izlemeyi bile utanırım yanımda biri varsa ben kendimi izlemem, ben kendimi yalnız izlerim o da tamamiyle eleştirmek amaçlı çünkü acımasızca eleştiri yaparım aynı zamanda hiç affetmem iyi ve kötü yönlerimi söylerim çünkü bizim işimiz duygu çünkü karşı tarafa veremezsem o duyguya inanmaz çünkü inandırıcılığın olmaz bu sebepten dolayı benim için hani o oyun anında yaşadığım duyguyu ortaya çıkartmak, yaşamak ve yaşatmak bana ilham veriyor. Rolüm ne gerektiriyorsa elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım. Ben egomu sahnede bırakırım, daha mütevazi yaşamayı tercih ediyorum ben bundan besleniyorum.

SUDE ÇAKMAK: Kiminle, hangi temada bir filmde oynamak isterdiniz ve bu filmin ismi ne olurdu?

DERYA ŞEN: Ben yabancılardan Edward Norton’ı çok beğeniyorum, çok güzel tip değiştirebilen bir adam. Hayalimde ki on kilo vermiş bir halimle kısa kızıl saçlı o da psikopat rolünde onu öyle hayal ediyorum ve yakıştırıyorum da ben de orada bir katili oynayabilirim.

SUDE ÇAKMAK: Türkiye’de oyunculuğun yanlış algılandığı üç başlık açsak bunlar ne olurdu sizce?

DERYA ŞEN: Oyunculuk çok kolay bir meslek hep böyle derler, oyunculuk görsele dayalıdır, oyuncular yalancı olur bu üçü çok yanlış algılar yaratıyor. Çünkü oyunculuk mesleği hiç de kolay bir meslek değil. Detaya inecek çok konu var aslında, oyunculuk bütün performansını sergileyebileceğin aslında çok zor bir meslek, karakteri çıkartırken ayrı bir zorluk çekiyorsun, senaryoyu ezberlerken ayrı beynini yoruyorsun, sete gidiyorsun hava koşulları ayrı zorluyor, hiç de basit bir meslek değil çok zor bir meslek ve yetenek isteyen bir meslek. Çoğunda da zaten yetenek yok maalesef öyle diyorum çünkü kendilerini geliştirmiyorlar ben eğer on yıl öncesinde kalmış olsam ve ben evet oyunculuğu keşfettim ben oyuncuyum bitti gitti olur mu öyle şey? Ben bu mesleği içimde hissettikten sonra ben duygu oyunculuğu yaptım, ufak ufak rollerde de yer aldım, sırf set görmek için sırf set kokusunu almak için benim etrafımda ki birçok arkadaşım aman ben o role gitmem, ufak bir rol, hayır ben o role de giderim dedim sırf öğrenmek için orada nasıl işler işliyor. Ben şu an hem kamera önü hem de kamera arkasını biliyorum. Reji biliyorum, sanat yönetmenliğini biliyorum, sanatı biliyorum ama bunda Elif dizisinin çok büyük bir katkısı var. Eğer uzun soluklu bir dizide oynamışsanız o size ayrı bir değer katıyor yani birçok şeyi öğreniyorsunuz, ben oyuncu olarak öğrenmek zorundaydım ama öğrendim de öğrenmeye de devam edeceğim. Öğreneceğim çok şey hala var bu mesleğe dair.

SUDE ÇAKMAK: Oyunculuk eğitmenliğine başlıyor muşsunuz biraz bahseder misiniz?

DERYA ŞEN: İnsan yaşadığı tecrübelerini aktarması kadar güzel bir şey olamaz. Ben de bir oyuncu olarak eğitimlerime devam ediyorum fakat deneyimlerimi, bilgilerimi, yaşadıklarımı, hayatımı anlatmak ve paylaşmak adına beni dinleyeceklere bir değer katacaksa ne mutlu bana… Bir eğitim kurumunda haftada bir gün sevgili öğrencilerime zaman ayıracağım. Benim eğitim tarzım farklı olacak ben tipik metotlarla değil de biraz daha yaşanmışlık ve doğal yöntemlerle oyunculuk performanslarını paylaşacağım.

SUDE ÇAKMAK: Sizce oyunculuk mu daha zor annelik mi?

DERYA ŞEN: Çok güzel bir soru sordunuz. Toprak Can şu an 6. Ayında oyuncu kimliğimle beraber bir anneyim. Annelik gerçekten çok kutsal bir meslekmiş ancak bunu anne olunca anladım. Gece gündüz bu konuda hiçbir yalanım yok Toprak Can beni zorluyor ama tabi bundan dolayı şikayetçi değilim. Ben hem kariyeri hem çocuğu yürütebilecek bir kadınım, hiçbir zaman sırtımı birilerine dayamadım, en çok güvendiğim kişi kendimim, inancımda sonsuzdur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Leave a comment
scroll to top