Bugün:15 Kasım 2019

Diyetisyen Emine Uluçay: “Gluteni hayatımızdan çıkarmak gereksiz.”

Metropolitan University Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun olan Emine Uluçay, sosyal medya’da emineuluchay kullanıcı adıyla sağlıklı beslenme temalı içerikler üretiyor. Geri kalan zamanlarını ise danışanlarına ayırdığını söyleyen diyetisyen, eniyikadin.com’da Yaren Akay’a özel açıklamalarda bulundu…

Metropolitan University Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun olan Emine Uluçay, sosyal medya’da emineuluchay kullanıcı adıyla sağlıklı beslenme temalı içerikler üretiyor. Geri kalan zamanlarını ise danışanlarına ayırdığını söyleyen diyetisyen, eniyikadin.com’da Yaren Akay’a özel açıklamalarda bulundu…

ENİYİKADİN.COM/ ÖZEL HABER

Mesleği seçme nedeninin sağlıklı beslenmeye karşı ilgisi ve sporcu oluşu olduğunu söyledi. 2015 yılında Türkiye Triatlon Şampiyonu, 2016’da ise Barcelona’da düzenlenen IRONMAN yarışını barşarıyla tamamlayarak ilk kadın IRONMAN ünvanını alan Diyetisyen Emine Uluçay, hikayesini ve beslenmeyle ilgili tüyolarını samimiyetle paylaştı. “Sağlıklı beslenme değil, kilo kaybı odaklı olmak yapılan en büyük yanlışlardan.” dedi.

İlk kadın IRONMAN ünvanının aldım.”

Bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Hayatımın ilk yılları Londra, İtalya ve Kıbrıs’ta geçti. Ilkokulun son yıllarını, orta okul ve lise yıllarını Kıbrıs’ta okudum. Üniversite eğitimim için kendimi tekrar Londra’da buldum ve 2012’de London Metropolitan University Beslenme ve Diyetetik bölümünden mezun oldum. Sonrasında tekrar Kıbrıs’a dönüp burada iş hayatıma başladım. İş hayatımın ilk 3 yılında özel bir hastanede çalıştım. Ayni dönem bir catering firması ile cezaevi  menulerini planladım. İki toplumlu projelerde rol alıp adanın 2 tarafındaki çocuklara hem sporun hem de sağlıklı beslenmenin eğlenceli olduğunu göstermeye çalıştım.

Tüm bunları yaparken hep spor yaptım. 2015’de Türkiye Triatlon Şampiyonu, 2016’da ise Barcelona’da düzenlenen IRONMAN yarışı başarı ile tamamlayıp adanın ilk kadın IRONMAN ünvanının aldım.

Spor yapmayı, doğada zaman geçirmeyi, ve denizi çok severim. En büyük hayalim ise dünyayı gezmek.

Türkiye’de beslenmeyle ilgili yapılan en büyük yanlış sizce nedir?

Kişilerin daha önce çok kez sıkı diyetler denemiş ve başarısız olmuş olmalarına rağmen, sıkı diyet veya şok diyetler konusunda ısrarcı olmaları sanırım en sık karşılaştığım yanlışlardan biri. Bir diğeri ise ‘Ya hep ya hiç’ mantalitesi. Yani ya hep salata meyve ile beslenmek ya da ‘zaten bozdum’ veya ‘diyette değilim’ diyerek sürekli çikolata cips yemek. Siyah ya da beyazcı olup, arada kocaman gri alanda kalamamak. Hep iki ekstrem uçta yaşamak. Bir diğeri de tabi ki sonuç görmek için aceleci davranmak ve sağlıklı beslenme değil, kilo kaybı odaklı olmak.

“Gluteni hayatımızdan çıkarmak gereksiz.”

Günümüzde gluten hasasiyeti olmayanlar dahi glutensiz besleniyor. Sizce bu glutensiz beslenme furyası ne kadar doğru? Sağlıklı bir insanın glutene ihtiyacı var mı?

Maalesef uzun soluklu çözümler yerine, çoğu zaman hemen sonuç getirebileceğini düşündüğümüz şeylere odaklanıp birşeyleri hayatımızdan tamamen çıkarmayı daha kolay buluyoruz. Eğer gluten intoleransı veya çölyak gibi durumlar yoksa, maalesef gluteni hayatımızdan çıkarmak çoğu zaman gereksiz bir kısıtlama olacaktır.

Gluteni kesip kilo kaybı yaşayan bireylerde çoğu zaman gördüğümüz şey hamur işi, börek, çörek, kek, kurabiye, pasta, ekmek ve makarna gibi, aslında çoğu zaman abartarak tükettiğimiz ve kalorisi yüksek olan yiyeceklerin beslenmeden çıkarılması ile oluşan kalori açığı. Tabi bir de ekmek veya makarna gibi ürünlerin glutensiz versiyonlarının glutenli olanlar ile karşılaştırıldığında daha çok kalori içerdiğini söylemekte fayda var.

Sağlıklı ve sürdürülebilir bir beslenme için ne öneriyorsunuz?

Beslenme alışkanlıklarını değiştirmek. Bu alışkanlıkların 1 günde veya 1 haftada değişmeyeceğini kabul etmek. Değişiklileri küçük küçük ve yavaş yavaş yapmak. Önümüze çıkan ilk engelde pes etmemek ve sabırlı olmak.

“Yediklerimizin duygularımızı da etkilediğini düşünüyorum.”

Mesleğinizin en sevdiğiniz özelliği nedir? Neden bu mesleği seçtiniz? Sizin için özel bir anlamı var mı?

İnsanlara yardımcı olmak. Hepimiz her gün yemek yiyoruz, yani aslında beslenme ve beslenme alışkanlıklarımız hayatımızın çok büyük bir parçası. Yediklerimizin sadece bedenimizi değil, duygularımızı da etkilediğini düşünüyorum. Söylediklerimin veya yazdıklarımın danışanlarıma veya takipçilerime iyi geldiğini görmek, duymak ve hayatlarını olumlu yönde etkilediğimi bilmek beni çok mutlu ediyor.

Mesleği seçme sebebim sanırım sağlıklı beslenmeye olan ilgim ve sporcu oluşum diyebiliriz.. Lise yıllarımda herkes kantinden bisküvi, cips vs alırken ben okula yeşil elmamı taşırdım. Küçük yaştan bu yana spor yapmam, ve iyi beslenmenin performans üzerinde etkisini bire bir yaşayıp görmem  sanırım beni bu yola iten sebeplerin başında geliyor

Vegan kişi sayısı da gün geçtikçe artmakta. 3 adet bitkisel protein kaynağı sorsak en sevdiklerinizden örnek verebilir misiniz?

Kırmızı mercimek, tofu, nohut

Emine Uluçay’ın bir günü nasıl geçiyor?

Her günüm birbirinden çok farklı ama genellikle gün 6-6:30 gibi eşimle köpeğimiz Mare’yi gezdirerek başlıyor. Sonrasında kahvaltı ve kahve geliyor. Instagram hesabım için tarif videosu çekeceksek onun hazırlığı ve çekimi oluyor. Haftanın 3 yarım günü kliniğe gidip danışanlarım ile yüz yüze görüşmelerini yapıyoruz. Diğer günler projeler için görüşmeler, evde veya sevdiğim kafelerde online danışanlarımın beslenme programlarını düzenleme veya Instagram için içerik üretmekle geçiyor. Akşam üzerlerine mutlaka yine ya kısa bir yürüyüş, koşu ya da yoga seansı sığdırmaya çalışıyorum. Dışarda olmadığım sürece de 10:00 – 10:30 gibi uyuyorum. Uykunun hem sağlığımız hem de cilt güzelliğimiz için çok önemli olduğuna inanıyorum.

Beni neşelendirecek sevdiklerimin olması en büyük şansım.”

Sizi tanıdığımız kadarıyla oldukça güler yüzlü, oldukça enerjiksiniz. Sırrınız nedir?

Aslında öyle olmadığım günler de oluyor. Hepimiz gibi. Uzun süre mutsuz olmayı beceremiyorum sanırım. Umarım uzun süre mutsuz olmamı gerektirecek bir durum ile karşılaşmam ve bunu hiç öğrenmem. Etrafımda sürekli beni neşelendirecek sevdiklerimin olması sanırım en büyük şansım.

“Kişinin kendini tanıması en iyi çözüm.”

Tatlı krizleriyle başa çıkmak için ne öneriyorsunuz? Bütün kadınların sorunları arasında bu konu.

Hepimizin metabolizması o kadar farklı ki, herkese iyi gelecek tek bir çözüm yok. İnsanın kendini tanıması ve o şekilde kendine göre bir çözüm planı oluşturması her zaman en iyisi.  Kişinin bunu kendi başına yapacak bilgisi yoksa, bunu bir diyetisyen yarımdı alarak yapmayı deneyebilir. Sanırım temelende dengeli beslenmek ve öğün atlamamak iyi bir başlangıç olacaktır. Canımız sürekli tatlı çekiyorsa kan tahlili  yaptırıp herşeyin yolunda olup olmadığından emin olmak da büyük önem taşıyor. Tatlı seven biriysek daha sağlıklı alternatifleri tercih edebiliriz. Marketlerde de, kafelerde de artık çok güzel alternatifler mevcut. Tabi Instagram ve bloglardan bakarak kendi sağlıklı tariflerimizi kendimiz de yapabiliriz. Ara sıra sevdiğimiz ve canımızın çektiği tatlıları tüketmekte de hiç bir sıkıntı görmüyorum. Yine ayni noktaya dönüyoruz ama önemli olan denge:)

Emine Uluçay’ın mottosu nedir?

Eat well, travel often. Yani, iyi beslen, çok seyahat et

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir