Başak Akın: “Alternatifleri aramaktan asla vazgeçmeyin”

Yönetici koçu ve eğitmen Başak Akın’ın uzun yıllar bankacılıkta başarıyla çalışması sonucu kariyerinin akışını değiştirecek kararlar alması ve kadının iş dünyasındaki varlığına farklı bir perspektif kattığı hikayesini paylaştık.

Yönetici koçu ve eğitmen Başak Akın’ın uzun yıllar bankacılıkta başarıyla çalışması sonucu kariyerinin akışını değiştirecek kararlar alması ve kadının iş dünyasındaki varlığına farklı bir perspektif kattığı hikayesini paylaştık.

Başak Akın, bugüne kadar en çok tecrübe ettiği hususları, “değişimi yönetmek, kriz durumlarını yönetmek ve etkili iletişim sağlamak” olarak açıkladı. Eniyikadin.com’ dan Yaren Akay’a konuşan Başak Akın’ın hikayesini haberimizin devamında bulabilirsiniz.

Hikâyenizi bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler mezunuyum. Üniversite yıllarımda yarı zamanlı çalışmalarla iş hayatına merhaba dedim. Hem okuyup hem çalışmayı tercih etmemin en temel nedeni de teoride öğrenebildiklerimle iş hayatının gerçeklerini birleştirmekti.  

Profesyonel iş hayatıma İnşaat sektöründe faaliyet gösteren özel bir şirkette satış pozisyonunda başladım.  Sonrasın da kariyerime Türkiye’de sektöründe lider olan özel bir bankanın bölge satış müdürlüğünde devam ettim.  Satış ekipleriyle,  yönetici adayları ve üst düzey yöneticilerle birlikte geçen 10 senelik kurumsal hayatım katılmış olduğum bir eğitim de aldığım koçlukla farklı bir yönde değişmeye başladı. Koçluğun kendimde meydana getirdiği dönüşümü gördükten sonra hayatımda eksikliğini hissettiğim parçanın koçluk olduğunu keşfettim. Ve bundan sonraki süreçte koçluğu hayatıma daha fazla nasıl katabilirim arayışına girdim. İlk adım olarak ICF (International Coach Federation) akredite bir akademiden temel koçluk eğitimimi ve uzmanlık eğitimlerimi tamamladıktan sonra, Türkiye’de bu alandaki ilk akademik program olan Altınbaş Üniversitesi Yönetici Koçluğu ve Mentörlük Yüksek Lisans programından mezun oldum. Geçirmiş olduğum yoğun ve keyifli eğitim süreçlerimin sonunda artık koçluk yapma arzusu bir hobinin ötesine geçip hayatımda daha da ileriye taşımak istediğim tutkuya dönüştükten sonra kurumsal hayata veda etme kararı aldım. Hâlihazırda profesyonel yönetici koçluğu, facilitator (geliştirici) ve eğitmen olarak devam etmekteyim.

“Değişim ve gelişim kurumların olmazsa olmaz bir parçasıdır.”

15 yıllık yoğun ve başarılı bir kurumsal hayat kimliğiniz var. Tecrübe ettiğinize inandığınız en net 3 konuyu paylaşabilir misiniz?

Bu soru için aslında fazlaca sayabileceğim konu başlığı olmakla beraber öncelikli olarak paylaşmak istediklerim değişimi yönetmek, kriz durumlarını yönetmek ve etkili iletişim sağlamak.

Değişim ve gelişim kurumların olmazsa olmaz bir parçasıdır. Bazen zorunlu olarak ortaya çıkan gelişmelerle, bazen de kurumların kendi tercihleri doğrultusunda yaşanan değişim dönemleri kurumsal hayatın olmazsa olmazlarıdır. Değişim dönemleri konfor alanından çıkışı sağlayan, alışkanlıklara veda edilmesini gerektiren yeni bir süreçtir. Bu süreç zorlu olmasına rağmen, doğru yönetildiği takdirde fırsatlarla dolu bir dönem demektir. Değişim süreci doğru yönetildiği taktirde normal bir durumken doğru yönetilmediğinde krize dönüşebiliyor.  Bu durumda yönetilmesi gereken süreç çok daha zorlu bir süreç oluyor. Bu süreçlerin başarıyla geçilmesinde en büyük katkıyı doğru ve etkili iletişim sağlıyor.

Şu anda kurum ve yönetici koçluğu, eğitmenlik yapıyorsunuz. Koç deyince ne anlamalıyız? İş tanımı nedir?

Koçluk danışanların günlük yaşantısına ve gelecek hedeflerine odaklanarak, gelecek için plan yapan, eylemlere odaklanan bir disiplindir.

Koç insanların iş ve ya özel yaşamlarında gelişmek istedikleri noktaları tespit eder, geleceğe dair planlar yaparak onları hedefe dönüştürür. Birlikte hareket edilen bu yolda danışanın yanında olarak gelişimini takip eder ve ona geribildirimler vererek hedefine başarılı bir şekilde ilerlemesi için ona stratejik bir yol arkadaşlığı yapar. Bu yol arkadaşlığını yaparken de kullandığı bir takım araçları vardır. Bunların en önemlisi ve sürecin temel taşı soru sormaktır. Koç akıl veren, yönlendiren, nasihat eden kişi değildir. Koç, danışanın hayatında ki yol arkadaşlığında ona sorduğu sorularla danışanın bir iç görü edinmesini ve danışanın kendi cevaplarıyla ilerleyerek hedefine varmasına yardımcı olan yanındaki kişidir.

Belirli bir süre dâhilinde yapılan bu stratejik yol arkadaşlığı taraflar arasında kabul edilen bir kontrat ile süreci başlatır. Seanslar genellikle 50-60 dakikadır ortalama 2 haftada bir gerçekleşen seans dediğimiz görüşmelerle ilerlenir. Bir koç ile danışanın maksimum 12 seanslık bir süreç geçirmelerini ve 12 seanstan sonra danışanın yeni hedefleri olsa dahi koçuyla sürecine belirli bir ara verdikten sonra devam etmesini önermekteyiz.

“Koç akıl veren, yönlendiren, nasihat eden kişi değildir.”

Her yöneticinin bir yönetici koçu olması gerekiyor mu? Bu ihtiyaç neden doğuyor?

Yönetici Koçluğu, yöneticilerin mesleki etkinliklerini ve çalışma sırasındaki performanslarını geliştirmeye yönelen bir koçluk modelidir.

Hızla gelişen teknolojinin de etkisiyle artık dünyada iş yapış modellerinde önemli dönüşümler yaşanmaktadır. Yöneticilerin üzerinde koçluğun en etkili olduğu alanların başında gelişen iletişim yeteneği gelmektedir. Koçluk yöneticilerin geliştirmesi gereken yönlerini kendilerinin tespit etmesini sağlayan, tespitlerini eyleme çevirmelerine yardımcı olan etkili bir disiplindir. Yöneticilerin liderlik vasıflarını daha etkin kullanmalarına aracılık eder. Koçluğu yöneticilik tarzlarına başarı ile entegre eden yöneticilerin en önemli kazanımları, farklı kuşak dediğimiz (X, Y, Z) çalışanlarla adeta bir maestro edasıyla iletişim sağlaması ve bunu performansa dönüştürmeleridir. Bu bağlamda bakarsak dönüşüme ayak uydurmak ve hatta bulunduğu dönemin ilerisinde olmak isteyen yöneticileri hedeflerine taşıyan önemli bir araçtır koçluk.

Zor kişiliklerle ve zor durumlarla başa çıkmanın eğitimlerini aldığınızı ve bu konuda eğitimler verdiğinizi biliyoruz. Satırların bu kısmında okurlarla hangi cümleleri paylaşırsanız onlar için zor insanlarla başa çıkmak biraz daha kolaylaşır?

Zor kişi ve zor durum tanımı yapın dersem ortaya standart diyebileceğimiz bir tanım çıkarmamız çok zor olacaktır. Nedeni ise basit aslında çünkü herkese göre zorluk göreceli bir kavramdır ve bizim zor kişi ya da zor durum olarak algıladığımız durumlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilecek durumlardır. Verdiğim eğitimlerde üzerinde durduğum temel nokta zor kişi ve durum vardır ve hep olacaktır biz bu insanları hayatımızdan her seferinde çıkaramayız ya da yok sayamayız. Çünkü profesyonel hayat da birçok farklı profille çalışmak, uzlaşmak belli bir ekibin parçası olmaya devam etmek durumunda kalıyoruz. Peki, bu durumda ne yapacağız bizlerin elimizde olmayan şeyleri değiştirme şansımız yok, herkesi kendi istediğimiz kalıplara da sokamayız. Direk olarak müdahale edebileceğimiz kişi sadece ve sadece kendimiz olacağız. Yani biz kendi zor kişimizle baş etmek istiyorsak kendi dönüşümümüze bakmalıyız. Ben nerde sorun yaşıyorum, kiminle sorun yaşıyorum, bu durumu en çok nerede ve hangi durumlarda yaşıyorum? Kendimize bu gibi açık uçlu sorularla yaklaşıp durum analizi yaparsak zor zannettiğimiz durumu çözümlemek için kendimize bir yol haritası oluşturmuş oluyoruz. Burada önemle üzerinde durduğumuz bir noktada olayları şahsileştirmemek ve durum üzerinden yaklaşmak.  Çünkü durumlara değil de bireylere odaklanırsak olayları şahsileştirmiş olmuş çözüme gitmek yerine olumsuzluğa saplanıp kalmış oluruz.

Etkili iletişimin sizin pencerenizde tanımı nedir?

Bir iletişimin etkili bir iletişim olması için öncelikle açık ve direk bir iletişim olmalıdır. Bununla beraber iletişimi olumlu yönde etkileyen onu doğru bir iletişim sınıfına sokan diğer unsurları da şöyle sıralamak mümkün. Samimi olmak, duygudaşlık yapabilmek,  egolarımızı yönetmek, karşımızdaki insana saygımızı korumak, yargılayıcı bir dil yerine objektif ve pozitif bir dili tercih etmek, kişileri değil durumları tartışmak bir iletişimin etkili olabilmesi için dikkat edilmesi gereken kurallardır.

” Bir iletişimin etkili bir iletişim olması için öncelikle açık ve direk bir iletişim olmalıdır.”

Kurumsal hayatta kadın olmanın duygu tarifini yapabilir misiniz?

Kurumsal hayatımda kadın çalışanlarına ve erkek çalışanlarına yönelik güzel uygulamaları olan kurumlarda çalıştım. Kurumsal hayatın zor olan yanları var mı tabii ki var, benim burada odaklandığım içinde bulunduğum kurum nasıl bir kurum, beni vizyonuyla nasıl besliyor, değerlerimle örtüşüyor mu ve hayatımda belirlediğim hedefler için doğru adımları atmama olanak sağlıyor mu? Bakış açımı genelde bu çerçeve de tuttuğum için içindeyken genel manada keyifli çalıştım. Kariyerimi farklı bir noktaya taşıma kararımda da geçirmiş olduğum sürecin olumlu yanlarını kendime tecrübe olarak alıp yeni yolumda kendime katkı yapmasını sağladım.

Okurlara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Hayatımızda her zaman çok tercih ettiğimiz durumları yaşayamayabiliyoruz bu bir hayat gerçeği. Benim burada söylemek istediğim alternatifleri aramaktan asla vazgeçememek gerektiği. İçinden çıkılmasının zor olduğunu düşündüğümüz olaylara aslında baktığımız açıyı değiştirebilirsek gerçekten farklı seçenekleri bulmak zannedildiği kadar da zor değil. Bunun için öncelikli olarak yapılması gereken hayal etmek, kendimize yeteneklerimizle örtüşen gerçekçi hedefler belirlemek ve belirlediğimiz bu gerçek hedeflere bizi taşıyacak bir aksiyon planıyla vazgeçmeden yola devam etmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir